Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol:

“Denetlenmeyen hizmet alımları toplum sağlığını riske atıyor”

Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol: Tıbbın tüm dallarında olduğu gibi, teknolojik gelişmelere paralel olarak radyoloji bilimi, görüntüleme cihazlarındaki yeniliklerin yanı sıra, yapay zekâ ve bilgi teknolojilerindeki gelişmeler ile yeniden şekillenmektedir.

Türk Radyoloji Derneği (TRD) tarafından düzenlenen 44. Ulusal Radyoloji Kongresi (TÜRKRAD 2023), 21-25 Kasım 2023 tarihleri arasında Granada Luxury Belek Kongre Merkezi, Antalya’da gerçekleştirildi.

Kongre 1450 kişilik bir katılımla gerçekleştirildi. Dört ana salonda ve küçük grup çalışmalarının yapıldığı ek salonlarda yapılan toplantılarda 162 konuşmacı görev aldı. Türkiye’den ve yurt dışından kendi alanlarında deneyimli bilim insanları tüm oturumlarda güncel gelişmeleri paylaştı. Bu yıl kongrede 183 tanesi sözlü sunum olmak üzere klinik araştırma ve olgu sunumlarını içeren toplam 714 bildiri yer aldı. Kongre çerçevesinde düzenlenen basın toplantısına; Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol, Türk Radyoloji Derneği Genel Sekreteri İhsan Şebnem Örgüç ile 44. Ulusal Radyoloji Kongresi Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Ayşenur Oktay katıldı.

 

Kongre ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Ayşenur Oktay, “Kongremiz, meslektaşlarımızın bilgi ve deneyimlerini arttırdıkları bilimsel oturumlar ile birlikte, mesleki sorunlarımızı da ortaya koyup tartıştığımız en önemli organizasyondur. Bu yıl düzenlenen kongremizde de üyelerimizle bilimsel, eğitsel, mesleki ve sosyal birliktelik imkânı sağladık. Özellikle genç meslektaşlarımız için yararlı olacağını düşündüğümüz Tanıda Tuzaklar ve İpuçları ana konu olarak seçildi. Son yıllarda geliştirilen teknolojik yenilikler ve uygulamalar dikkate alınarak yan konu olarak Radyolojide Yenilikler (inovasyon) konusu belirlendi. Yapay zekanın güncel kullanımı ve görüntüleme yöntemlerindeki yeni uygulamalar sistemler bazında konuşuldu. Ayrı bir oturumda birkaç hastanemizdeki yapay zeka deneyimleri paylaşıldı ve bilişim grubu tarafından bu konuda küçük grup atölye çalışmaları düzenlendi. Kongre programında paneller, olgu tartışmaları, atölye çalışmaları, uydu sempozyumlar yanı sıra her yıl yapıldığı gibi mesleki sorunların tartışıldığı bir oturum gerçekleştirildi” dedi.

“MR görüntülemesi hizmet alım şirketlerine devrediliyor”

Gereksiz radyolojik incelemelerin sayısının yüksek olması, zaten dünya ortalamasının altında radyoloji uzmanına sahip olan ülkemizde, iş yükünü ciddi biçimde artırmakta ve radyolojik inceleme kalitesini düşürmektedir” diyen Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol konuşmasında denetlenmeyen hizmet alımlarına dikkati çekti. Çevikol, “Bu olumsuzlukların yanı sıra bu yıl özellikle radyoloji alanında uygunsuz yapılan ve denetlenmeyen hizmet alımlarına dikkat çekmek istiyorum. Toplum sağlığını riske attığını düşündüğümüz, aynı zamanda hekim emeğini de değersizleştiren hizmet alımı uygulamaları tetkikin gerçekleştirilmesi ve uzaktan raporlama şeklinde yapılabilmektedir. Bu konuyu bazı ana başlıklar altında ele almak istiyorum. İstenilen tetkikin gerekçesinin uygun olup olmadığı denetlenmemektedir. Niceliğe odaklanmış yaklaşımlar ve uygun gerekçelendirme yapılmadan gerçekleştirilen iyonizan radyasyon içeren görüntülemeler (Bilgisayarlı Tomografi, röntgen vb.) toplumun kümülatif radyasyon doz miktarını ve dolayısı ile kanser riskini artırarak halk sağlığını tehdit etmektedir. Birçok kamu hastanesi ve üniversite hastanesinde, MR görüntülemesi hizmet alımı şirketlerine devredilmiştir. Hastane yönetimlerinin baskısı veya hizmet alımı şirketlerinin kâr amaçlı yaklaşımları nedeni ile dünyada standartları belirlenmiş olan tetkiklerin sadece çekim sürecini hızlandırmak ve daha fazla hasta tetkik etmek için standartların dışında yapılması hem tanısal olmamakta hem de tekrar ve gereksiz incelemeler nedeni ile maliyeti arttırmaktadır. Dolayısı ile gerçekten ihtiyaç duyan hastaların MR’a ulaşım süresini geciktirebilmektedir” diye konuştu.

 

Tetkik sayıları ve uzaktan raporlama

Trafikte ‘acil ilaç’ diye bir düzenleme yok Trafikte ‘acil ilaç’ diye bir düzenleme yok

Bunun yanı sıra diğer bir problem, sisteme giriş yapılan tetkik sayılarının performans puanı üretme kaygısı veya şirket karlılığı göz önüne alınarak fazla gösterildiğini hatırlatan Prof. Dr. Çevikol, “Bu durum SGK tarafından şirketlere yapılan ödeme miktarını artırmakta ve istatistiklere de olumsuz yansımaktadır. Uzaktan raporlama hizmet alımlarında, klinisyen-radyolog-radyoloji teknisyeni arasındaki iletişim kopukluğu nedeni ile sıklıkla ya gereksiz kontrast madde kullanımı veya gerektiği halde kontrast madde kullanılmaması ve dolayısı ile uygun incelemenin yapılamamasına neden olmaktadır. Uzaktan raporlamada en önemli sorunlardan birisi, hizmet alımı firmalarının raporda imzaları bulunan radyologlar dışında, sosyal ağlar aracılığıyla kurdukları gruplar üzerinden raporlama sürecini ismi geçmeyen üçüncü kişilere devrediyor olmasıdır. Bazen bu üçüncü kişiler, BT ve/veya MR’ı yeni öğrenmeye başlayan ve bu konuda yetkinliği ve raporlama yetkisi olmayan bir radyoloji asistanı olabilmektedir. Bu durum başlı başına kanunsuz olmakla birlikte, bu sürecin kendisi radyologların emeğini ucuzlaştırarak hekimleri çok düşük ücretlere çalıştırabilmeyi olanaklı kılan bir duruma yol açmaktadır” dedi.

“İyi örnekler de var”

İyi örnekleri bulunmasına rağmen, genel olarak bakıldığında ve özellikle büyük kentlerde, hizmet alımı şirketlerinin ve uygulamalarının toplum sağlığını riske attığını, hekim emeğini değersizleştirdiğini sözlerine ekleyen TÜRKRAD Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol şunları söyledi. “Konunun çözümü için Sağlık Bakanlığı’nın denetleme yetkisini kullanması en önemli basamak olacaktır. Ayrıca hizmet alımları ile ilgili düzenlemeler için uzmanlık derneğimizin birlikte çalışmaya hazır olduğunu da belirtmek isterim. Halkımızın dünya standartlarında radyoloji hizmeti alabilmesi iyi yetişmiş ve nitelikli radyoloji uzmanları yanı sıra, standartlara uygun görüntülemelerin yapılması ve raporlama hizmetinin de nitelikli uzamanlar tarafından uygun koşullarda verilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Derneğimiz tetkik yapılması, uygunluk kriterleri ve gerekçelendirme, raporlama ile teleradyoloji standartları konularında alt komisyonları ile aktif olarak çalışmaktadır. Ayrıca nitelikli uzmanların yetişebilmesi için sempozyumlar, kurslar, ulusal kongreler ve diğer eğitim faaliyetleri ile bu amaca hizmet etmeye çalışmaktadır. Toplum sağlığı açısından en kritik noktalardan birinde yer alan radyolojinin öneminin, radyoloji uzmanlarının yaptığı işlemlerin ve sağlık hizmeti sunumundaki kritik rolünün halkımız tarafından yeteri kadar bilinmediğini düşünüyoruz. Bu nedenle derneğimizin öncelik verdiği diğer bir konu da halkımızın radyolojinin önemi hakkında bilgilendirilmesidir.

“Radyoloji uzmanlarının iş yükü artmaya devam ediyor”

Türk Radyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. İhsan Şebnem Örgüç de konuşmasında radyoloji uzmanlarının iş yüklerinin arttığını ifade etti. “Tıbbın tüm branşlarına tanı ve tedavi yanı sıra hastalıkların erken yakalanmasını sağlayan tarama alanlarında hizmet veren Radyologlar, çok geniş bilgi birikimi gerektiren, yoğun bir iş yükü ve baskı altında çalışmaktalar” diyen Prof. Dr. Örgüç, “Tüm hekimlerden olduğu gibi radyologlardan da beklentiler çok yüksek ve gerçek dışıdır. Bir yandan artan sayıda hastayı çok kısa sürede değerlendirmeleri istenirken diğer yandan da sürekli eğitime devam ederek güncel bilgileri uygulamalarına eklemeleri gerekmektedir. Benzer şekilde çok sayıda hastaya çok kısa sürede bakması beklenen klinisyen hekimlerin, bazen de hastalarında var olan bulguları atlamaktan korkarak istedikleri fazladan tetkikler de dahil olmak üzere radyologlardan her talebe olumlu yanıt vermeleri beklenmektedir. Artan görüntüleme istekleri, yükselen tetkik maliyetleri ile birleştiğinde kısa zamanda, düşük tanısal değerde incelemelerle çözülmeye çalışılmaktadır. Bu durum tekrarlanan görüntüleme incelemelerine ve yetersiz raporlara yol açarak maliyetleri arttırmaktadır. Ancak sorun sadece ekonomik boyutta kalmamaktadır. Ne yazık ki hem hastanın, hem de hekimin sağlığına da mal olacak sonuçlar doğurmaktadır. Hastayı kurtarması, sağlığına kavuşturması beklenen hekimler kendilerini kurtarmaktan aciz kalmaktadır. Yoğun iş temposu ile özel yaşamındaki dengeyi kuramayan pek çok hekim tükenmişlik sendromu yaşamakta ve artan intihar vakaları ile nice değerler yitirilmektedir. Hata kabul etmeyen hekimlik mesleğinde onlarca hatta, yüzü aşan sayılarda hastaya bakarken güler yüz göstermesi, eksiksiz raporları anında sonuçlandırması istenen Radyologlar maddi ve manevi olarak emeklerinin karşılığını alamamaktadır. Toplumda hak ettikleri saygıyı göremeyen hekimlere yönelik şiddetin arttığı günümüzde pek çok genç meslektaşımız insanca yaşama şartlarına kavuşmak amacıyla yurtdışına gitmenin yollarını aramaktadır. Ülkenin en iyi yetişmiş hekimleri giderken oluşan boşluk artan kadro sayıları ile doldurulmaya çalışılmaktadır. Gerek eğitici gerekse cihaz parkı anlamında yeterli eğitim koşulları bulunmayan kurumlarda artan sayılarda uzmanlık öğrencisi alınması mesleği değersizleştirmektedir” diye konuştu.

Yapay zeka

Prof. Dr. Örgüç sözlerini şöyle tamamladı: “Bilgi ve emeği yok sayan yapay zeka teknolojileri pek çok meslek grubunda radikal değişikliklere yol açmaktadır. Sağlık sektörü ve görüntüleme de bu süreçte dönüşmektedir. Kaçınılmaz olan bu değişimi olumlu yönde kullanabilirsek büyük bir yardımcı kazanacağımız aşikardır. Ancak karar verme ve hastayı doğru yönlendirme sorumluluğu kuşkusuz meslekte yetkinliğini kazanmış hekimlerdedir. Yetersiz ellerde etik dışı uygulamalar toplum sağlığı için gün geçtikçe büyüyen bir tehdit oluşturmaktadır. Bu konuda zaman kaybetmeksizin sadece uzman kişiler yetkilendirilmeli, ehil olmayan uygulayıcılar için medikolegal düzenlemeler getirilmelidir.

Editör: Sercan Yılmaz