Türkiye’de hekim sendikacılığı, pandemi döneminde yaşanan adaletsizlikle yükselen bir ses olarak ortaya çıkmıştı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, 2021 yılında sağlık çalışanlarının ek ödemelerine yüzde 20 zam yaparken hekimleri kapsam dışı bırakması, doktorlar arasında büyük tepki doğurmuş ve bu tepki sendikalaşma hareketlerini tetiklemişti. Ancak aradan geçen sürede bu hareketin geldiği nokta, hekimlerin beklentilerinden oldukça uzak görünüyor.

45 Bini Üye, 140 Bini Sendikasız

11 Temmuz 2025 itibariyle, Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığı ve devlet üniversitelerinde görev yapan yaklaşık 185 bin tabip bulunuyor. Bu hekimlerin yalnızca 45 bini doktor sendikalarına üye. Yani her 4 doktordan yalnızca 1’i bir sendikada örgütlü. Hekimlerin büyük çoğunluğu ise sendikalara ya güvenmiyor ya da faydasız bulduğu için mesafeli duruyor.

Sendikalar Etkisiz Eleman

Doktor sendikalarının Sağlık Bakanlığı nezdinde hiçbir karar alma mekanizmasında yeri yok. Ne toplu görüşmelere davet ediliyorlar ne de düzenlemeler öncesi fikirlerine başvuruluyor. Hekimler adına kurulan bu yapılar, sağlık politikalarında görünürlük dahi kazanabilmiş değil.

Yolsuzluk, Kutuplaşma, Tarikat ve Kayyumlar

Sendikal hareketin etkisizliğinin temelinde ise içeride yaşanan kaos ve çıkar çatışmaları yatıyor.

  • Kimi sendikalar, tarikat bağlantıları ile gündeme geldi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme maddelerinin tam metni
    Sağlık ve Sosyal Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme maddelerinin tam metni
    İçeriği Görüntüle
  • Kimi sendikalar ise marjinal grupların kontrolüne girdi.

  • Birçok yapıda seçim hileleri, kayyum atamaları, tüzük değişiklikleriyle koltukta kalma çabaları öne çıktı.

  • Bazı sendikalarda, başkan yokken alınan kararlarla seçimler yapıldı,

  • Karar defterleri çalındı,

  • Eş-dost kadrolaşması yaşandı.

  • Hatta bazı sendikaların bakanlıkla perde arkasında uzlaştığı, hekimleri oyaladığı yönünde ciddi iddialar konuşuluyor.

Aylık 75 Milyon TL Gelir: Nereye Gidiyor?

Ancak asıl dikkat çeken konu, sendikaların mali gücü. En büyük doktor sendikasının, yalnızca üyelerinden yapılan kesintilerle aylık 45 milyon TL gelir elde ettiği ifade ediliyor. Buna aylık 30 milyon TL gelir sağlayan yavru hekim sendikası da eklendiğinde, sadece iki yapının toplam geliri aylık 75 milyon TL'yi buluyor. 2 bin küsur üyesi olan 3. sendikayı saymadık bile.

Fakat bu devasa bütçeye rağmen ortada:

  • Ne bir sendika şubesi var,

  • Ne sahada eylem,

  • Ne üyelere yönelik etkinlik,

  • Ne de somut bir kazanım…

Doktorların maaşlarından yapılan sendika kesintileri, diğer memurlara kıyasla iki katı oranında. Ancak elde edilen sonuç neredeyse sıfır. Hekimlerin ne özlük haklarında iyileşme var, ne gelir adaleti sağlandı, ne de çalışma koşullarında belirgin bir düzelme. Doktorlar büyük şehirlerde yüksek kiralar ve pahalılıkla baş ediyor. Halbuki doktorların şiddet, mobbing, vergi dilimi gibi ciddi ve önemli sorunları var.

Türkiye'nin en zeki beyinleri mobbinge maruz kalırken sendikalar bu konuda üç maymunu oynuyor.

Güven Erozyonu Derinleşiyor

Tüm bu tablo, hekim sendikacılığına olan güvenin daha da sarsılmasına yol açıyor. Hekimlerin büyük bölümü, bu yapılara aidat ödemeye devam ederken karşılığında hiçbir şey alamamaktan şikayetçi. Özetle; büyük umutlarla doğan hekim sendikacılığı, bugün itibarını ve etkisini kaybetmiş, yüksek gelirli ama etkisiz yapılara dönüşmüş durumda.