Gazze’nin kuzeyindeki Cebeliye kenti yakınlarında yer alan Avdet Hastanesi'nin normalde ameliyat takvim ve planlamalarını kaydettikleri beyaz panosuna 2023 yılının 20 Ekim günü Dr. Mahmut Ebu Nuceyle tarafından İngilizce olarak şu not düşülmüştü:
“Sonunda hayatta kalabilenler hikâyemizi anlatacaklar. Biz elimizden geleni yaptık. Bizi hatırlayın.”
Aradan üç yıla yakın bir süre geçti. Hatırlamayı bırakın, üzerine kaç vahşet, kaç acı daha yaşandı, unutuldu. Dr. Nuceyle, o satırları yazdıktan bir ay sonra, 21 Kasım 2023’te İsrail uçaklarınca bombalanan hastanede, görevi başında Dr. Ahmed el Sahar, Dr. Ziyad el Tatari gibi meslektaşları ve bazı sağlık personeliyle birlikte can verdi. Tıpkı İsrail’in Gazze’deki kıyımı sırasında hayatını kaybeden pek çok meslektaşı gibi. Ancak Filistin’de olan bitenler karşısındaki suskunluğumuzdan utanmamız gereken trajediler bunlarla da sınırlı kalmadı. Hatırlayanlar olacaktır, İsrail güçleri 2024 yılının son günlerinde de Gazze’deki Kemal Advan Hastanesi’nin Başhekimi Dr. Hüssam Ebu Safiyye’yi tutuklamış, ardından da hastaneyi ateşe vermişti.
Filistinli çocuk doktoru Dr. Ebu Safiyye’nin üzerinde beyaz önlüğüyle, yıkıntılar arasında çağrıldığı İsrail tankına doğru yürüyüşü, 2024 yılının hafızamıza kazınan en dramatik ve en utanç verici görüntüleri arasında yer almıştı. Gazze’de görev yaptığı hastaneyi terk etmemiş, en zorlu şartlar altında ihtiyacı olanlara şifa dağıtma düsturuyla hareket etmiş, hatta oğlunu da İsrail saldırılarında kaybetmiş Dr. Ebu Safiyye, aradan geçen bir buçuk yılı aşan süreye rağmen herhangi bir resmi suçlama yöneltilmeksizin ve yargılanmaksızın hâlen İsrail cezaevlerinde tutuluyor. Hücre hapsine atılan ve işkenceye maruz kaldığı anlaşılan Ebu Safiyye, sağlık durumundaki kötüleşmeye rağmen hâlâ tahliye edilmiş değil. “Uluslararası toplum,” hekimlik yeminine sadık kalmasının bedelini bu denli ağır bir şekilde ödeyen doktoru tahliye ettirmekten bile aciz kaldı!
En son 10 Haziran'da online olarak katıldığı duruşma sırasında görüntülenen Ebu Safiyye'nin, gözaltına alınmadan önceki haline kıyasla epeyce kilo kaybettiği görülmüştü. Bunun ardından, avukatı Nasır Ebu Avdet, 2 Temmuz'da Nitzan Hapishanesi'nin Rakefet yeraltı sorgu merkezinde Dr. Safiyye'yi ziyaret etmişti. İsrail merkezli İnsan Hakları İçin Doktorlar Örgütü’nün (PHRI) ziyarete dair yaptığı açıklamaya bakılırsa, avukatıyla görüştüğü odaya elleri ve ayakları kelepçeli olarak, yüzleri maskeli gardiyanlar eşliğinde getirilen Ebu Safiyye'nin başı, göz çevresi, kulakları ve boynunda ciddi yaralar bulunmaktaydı.
Nitekim Ebu Safiyye, görüşme sırasında avukatına, Ganot Hapishanesi'nde tutulduğu süre zarfında çekiç ve coplarla darp edildiğini; Nitzan Hapishanesi'ndeki Rakefet merkezine nakledildiği 24 Haziran'dan bu yana ise her gün sistematik şekilde işkenceye maruz kaldığını söylemişti.
Hayatından ciddi şekilde endişe ettiği kaydedilen Ebu Safiyye, avukatına “Bu beni son görüşünüz olacak. Beni buraya öldürmek için getirdiler. Hayatta kalabileceğime ihtimal vermiyorum. Artık sona geldim," demiş. Nefes almakta ve dik durmakta zorlanan Ebu Safiyye'nin, konuşurken birkaç kez bilincini kaybetme noktasına geldiği de ifade ediliyor.
Filistin'in Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi nezdindeki Daimî Temsilcisi Büyükelçi İbrahim Hurayşa, BM ve çok sayıda uluslararası kuruluş ile insani kuruluşa acil bir mektup göndererek Ebu Safiyye'nin serbest bırakılması için acilen harekete geçilmesini talep etti. Uluslararası Af Örgütü de, Ebu Safiyye ve alıkonulan diğer Filistinli sağlık çalışanlarının derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için kampanyalar yürütüyor.
Ancak ne İsrail uluslararası tepkilere aldırış edip Filistinli başhekimi serbest bırakıyor ne de “uluslararası toplum,” Tel Aviv yönetimine bu insanlık dramının sona erdirilmesi yolunda baskı uyguluyor.
Aile endişeli. Doktorun Middle East Eye’e konuşan kız kardeşi Semahir Ebu Safiyye, işgal güçlerinin bu işi inada bindirip, Hüssam Ebu Safiye’ye yönelik muamelelerini her geçen gün daha kötü hale getirdiklerini savunuyor.
Bu arada, Filistin kurumlarının verilerine göre, İsrail hapishanelerinde yaklaşık 350'si çocuk, 99'u kadın ve 3 bin 244'ü idari tutuklu olmak üzere toplam 9 bin 500 civarında Filistinli tutsak bulunuyor.
Binyamin Netanyahu’nun yargılandığı davalardan affını isteyen Amerikalı başkanlar çıkıyor; hatta eşi Sara Netanyahu’ya ömür boyu koruma sağlanması bile onaylanıyor. Ama Dr. Ebu Safiyye’nin uluslararası hukuku dinlemeyen, bu insanlık dışı tutsaklığına, “uluslararası toplumdan” tek tük birtakım sesler dışında, güçlü bir itiraz maalesef yükselmiyor. “Uluslararası toplum,” ancak Francesca Albanese gibi uluslararası hukuk uzmanlarına soykırım ekonomisini ifşa ettiği için yaptırımlar ve yasaklar getirmekle meşgul olabiliyor! Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Albanese, ABD tarafından kendisine uygulanan yaptırımlar ve mali abluka nedeniyle bugün hiçbir kredi kartı, banka kartı veya banka hesabını kullanamamakta. Yaptırımlar yüzünden başka ülkelerde yeni banka hesabı bile açamayan Albanese, ABD tarafından finansal sistemden tamamen tecrit edilmiş durumda. Aynı ABD, İsrail'e yıllık 3,3 milyar dolarlık askeri yardımın kesilmesini öngören yasa tasarısını oy çokluğuyla reddedebiliyor. Almanya ise İsrail Devleti'nin var olma hakkının reddedilmesini suç sayan yasa çıkarıyor. Almanya Federal Konseyi'nde onaylanan ve yaz tatilinin ardından Federal Meclis'te görüşülmesi beklenen yasa ile İsrail'in var olmasını kamuya açık şekilde reddeden ya da eleştiren kişilere 5 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Niye? Çünkü anti-semitik şiddeti tetikleyebilir, diyor Almanlar.
Ama tabii Dr. Hüssam Ebu Safiyye son nefesine kadar cezaevinde kalabilir! Orada bir şiddet yok çünkü!
Yıl 2026, beyhudeliğimiz, utancımız bitmiyor, büyüyor ve Dr. Hüssam gözlerimizin önünde zindanda eriyor!
T24- Akdoğan Özkan





