Küresel ölçekte çalışma saatleri kısalırken, Türkiye'de 4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesindeki 45 saatlik haftalık sınır değişmiyor. Peki bu tablo, çalışan sağlığı ve verimlilik açısından ne anlama geliyor?

Bugün 19 Ekim 2026 itibarıyla, dünya genelinde çalışma hayatı köklü bir dönüşümden geçiyor. Sanayi Devrimi'nde günlük 16 saati aşan mesailer olağanken, günümüzde pek çok ülke çalışan sağlığını ve yaşam kalitesini merkeze alan düzenlemelere yöneliyor. Bu dönüşümün son halkalarından biri Brezilya oldu: Ülke, haftalık çalışma süresini 44 saatten 40 saate indirmeyi ve ücret kesintisi olmaksızın iki gün izin sağlamayı hedefleyen anayasal değişikliği hayata geçirdi. Personelsaglik.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından derlenen bu analiz, söz konusu küresel eğilimin Türkiye'deki yansımalarını ele alıyor.

Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş'ın gündeme taşıdığı tartışma, aslında yüz yılı aşkın bir süredir biriken uluslararası birikimin sonucu. Tarihsel süreç, insanca çalışma koşullarına yönelik arayışın kesintisiz sürdüğünü gösteriyor. Bu birikimin kilometre taşları şöyle sıralanıyor:

  • 1919 (Milletlerarası Çalışma Teşkilatı-ILO): Günde 8, haftada 48 saat sınırıyla ilk uluslararası standart belirlendi.
  • 1935 (ILO): 40 saatlik çalışma hedefi küresel bir tavsiye kararı olarak kabul edildi.
  • 1936 (Fransa): Halk Cephesi reformlarıyla haftalık 40 saatlik çalışma yasal güvenceye kavuştu.
  • 1938 (ABD): Adil Çalışma Standartları Yasası (FLSA) kabul edilerek haftalık sınır 40 saat olarak tescillendi.
  • 1998-2000 (Fransa): Aubry Yasaları ile haftalık çalışma süresi 35 saate çekildi.
  • 2015-2019 (İzlanda): Haftalık 35-36 saatlik uygulama denendi; verimin düşmediği, aksine çalışan sağlığının düzeldiği kanıtlandı.
  • 2021-2026 (Kolombiya): Kabul edilen kanunla haftalık 48 saatlik mesai adım adım 42 saate indirildi.
  • 2023 (Şili): 45 saatlik sürenin kademeli olarak 40 saate düşürülmesi yasalaştı.
  • 2026 (Meksika): Anayasal düzenlemelerle 48 saatin kademeli olarak 40 saate indirilmesi süreci başlatıldı.
  • 2026 (Brezilya): Brezilya Kongresi tarihi bir kararla anayasayı değiştirdi. Çalışma süresi 44 saatten 40 saate düşürüldü, maaş kesintisi olmadan haftada 2 gün dinlenme hakkı tescil edildi.

Türkiye'de ise tablo durağanlığını koruyor. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesi, haftalık çalışma süresini en çok 45 saat olarak belirliyor. Uygulamada altı gün çalışılan işyerlerinde günlük 7,5 saat, beş gün çalışılan işyerlerinde ise 9 saate varan mesailer görülüyor. Dünya 40, hatta 35 saate doğru ilerlerken Türkiye'nin çeyrek asırlık kurallarla yerinde sayması, çalışma hayatının güncel ihtiyaçlarıyla bağdaşmıyor.

Karşılaştırmalı tablo da bu farkı net biçimde ortaya koyuyor: Avrupa Birliği'nde haftalık çalışma süresi 35-40 saat aralığında; İzlanda'da 35-36 saat, Avustralya'da 38 saat; Japonya, Güney Kore, Şili ve Brezilya'da 40 saat. Türkiye'de ise süre hâlâ 45 saat. Bu veriler, çalışma sürelerinin kısaltılmasının bir lüks ya da tembellik talebi değil, toplumsal, ekonomik ve insani açılardan kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu gösteriyor.

Uzun mesailer kronik yorgunluk, tükenmişlik ve ağır strese zemin hazırlıyor. Yorgun bir beden ve zihin, iş kazalarına davetiye çıkarıyor. Saatlerce masa başında ya da tezgâh önünde yorulan çalışanın verimi düşüyor; İzlanda ve Fransa örnekleri, dinlenen zihnin daha verimli iş ürettiğini ortaya koyuyor. Sürenin kısalması maliyeti artırmıyor; aksine hastalık izinlerini, iş hatalarını ve kayıpları azaltıyor. Haftada altı gün veya günde 9-10 saat çalışan bir bireyin ailesine, çocuğuna ve kişisel gelişimine zaman ayırması güçleşiyor; bu durum sosyal dokuyu zedeliyor. Teknoloji ve yapay zekâ iş süreçlerini hızlandırırken, beden gücüne dayalı eski mesai anlayışını sürdürmek çağın gerçekleriyle çelişiyor. Çalışma saatlerinin 40 saate çekilmesi, gençlerin ve kadınların iş gücüne katılımını kolaylaştıracak, yeni istihdam alanları oluşturacaktır.

Böyle bir reformdan yalnızca çalışan değil, işveren ve devlet de kazançlı çıkacak: İş stresi ve beden yorgunluğu azalacak, kısa sürede daha kaliteli ve odaklanmış üretim sağlanacak, yorgunluğa bağlı iş kazaları azalacak, anne ve babalar çocuklarına zaman ayırabilecek, hastalık izinleri ve iş gücü kaybı maliyetleri düşecek.

Sağlık Çalışanları Sigara Bağımlılığını Profesyonel Destekle Geride Bıraktı
Sağlık Çalışanları Sigara Bağımlılığını Profesyonel Destekle Geride Bıraktı
İçeriği Görüntüle

Dünya örnekleri ortada: Brezilya yaptı, Şili başardı, İzlanda ispatladı, Fransa çeyrek asır önce adım attı. ILO yüz yılı aşkın süredir bu hedefi gösteriyor. 45 saatte ısrar etmek, hem insanımıza karşı bir haksızlık hem de ekonomi için açık bir verimsizlik kaynağı. Haftalık çalışma süresi maaş kesintisi yapılmaksızın derhal 40 saate çekilmeli; iki gün kesintisiz hafta sonu izni anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmalı. Bu geçiş, sosyal diyalogla; devlet, işveren ve çalışanın ortak aklıyla kademeli olarak planlanmalı.

Konunun sağlık boyutu da göz ardı edilmemeli. Haftalık 45 saatlik çalışma süresi, sağlık çalışanları başta olmak üzere vardiyalı ve yoğun tempoda görev yapan meslek gruplarında kronik yorgunluk, uyku bozuklukları ve tükenmişlik riskini artırıyor. Sağlık Bakanlığı ve sağlık kurumlarının, çalışan sağlığını koruyacak şekilde mesai düzenlemelerini yeniden değerlendirmesi, hem hizmet kalitesini hem de hasta güvenliğini olumlu yönde etkileyecektir. Dinlenen bir sağlık çalışanı, daha dikkatli ve daha güvenli hizmet üretir; bu da toplum sağlığına doğrudan katkı sağlar.

Kaynak: PersonelSaglik.NET