Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni (SEAH) sarsan yolsuzluk davasında sular durulmuyor. Kamuoyu, "sehven" denilerek buharlaştırılan milyonların hesabını sorarken, oklar tek bir ismi işaret ediyor: Dönemin nüfuzlu yetkilisi, bugünün Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Yavuz Bingöl.
Alt Kademe Günah Keçisi, Asıl Fail Dışarıda mı?
Dosya kapsamında memurlar "kamu kurumunu dolandırmakla" yargılanırken, asıl organizatörün Yavuz Bingöl olduğu iddiaları Sakarya kulislerini sallıyor. Pandemi kaosunu fırsata çevirip usulsüz ödeme trafiğini yönettiği ileri sürülen Bingöl’ün, yargı süreci başladığında suçu alt kademedeki personelin üzerine yıkarak dosyadan "ustalıkla" sıyrıldığı konuşuluyor.
"ONA SOPAYI GÖSTERECEĞİM!"
Bingöl hakkındaki iddialar sadece mali usulsüzlüklerle sınırlı değil. Yolsuzluğu ihbar eden müdür yardımcısı için “ona sopayı göstereceğim” “ona göre ifade versin” yoksa hayatı mahvolur “kökten çözeceğim” ifadelerini kullandığı öne sürülen Bingöl’ün, mahkeme heyetine karşı da “Davanın sonucu belli, bana soru sormayın” şeklinde skandal bir tavır sergilediği iddia ediliyor. Bu fütursuz güç gösterisi, "Hastaneyi bir idareci mi yoksa bir suç örgütü lideri mi yönetiyor?" sorusunu akıllara getiriyor.
“HERKESİN BİR ZAAFI VARDIR” MESAJLARI
Dosyaya ilişkin en dikkat çekici iddialardan biri de iletişim kayıtlarına yönelik. İddialara göre, yolsuzluk ihalesini hiçbir resmi evrakta imzası bulunmayan bir idareciye yıkmaya çalışıp, yolsuzluğa adı karışanlara “herkesin bir zaafı vardır merak etmeyin, her ne olursa olsun gereken her şeyi yapacağım” şeklinde mesajlar gönderildiği, bu yazışmaların özellikle WhatsApp üzerinden gerçekleştiği öne sürülüyor. Söz konusu mesaj içeriklerinin soruşturma kapsamında incelenmesi gerektiği yönünde taleplerin olduğu belirtiliyor.
Bankamatik Memurları ve Nüfus Borsası
Skandalın boyutu "şahsi rant" iddialarıyla daha da derinleşiyor:
B.T. isimli personelin yaklaşık 1,5 yıl boyunca hastaneye hiç uğramadan maaş aldığı, R.G. isimli personelin ise benzer durumunun deşifre olması üzerine apar topar "yıllık izinli" gösterilerek dosyanın kapatıldığı öne sürülüyor.
Acil serviste fiilen görev yapmadığı iddia edilen G.A. isimli personele, en yüksek barem olan acil nöbeti üzerinden devletin kaynaklarının suistimal edilerek ödemeler yapıldığı iddia ediliyor.
Öte yandan yolsuzlukla mücadele konusunda tavizsiz duruşuyla bilinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tür dosyalarda en üst düzeyde hassasiyet gösterdiği, gerekli görülmesi halinde görevden almalara kadar varan sert adımlar atılabildiği ifade ediliyor. Bu kapsamda, Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü’nün söz konusu iddialar karşısında yeni bir inceleme başlatmaması veya gerekli reaksiyonu göstermemesi durumunda, dosyanın daha üst mercilere taşınabileceği ve il genelini kapsayan daha geniş çaplı bir soruşturma sürecinin gündeme gelebileceği öne sürülüyor.
Ortaya atılan bu iddiaların nasıl karşılık bulacağı ve dosyanın genişletilip genişletilmeyeceği önümüzdeki süreçte yakından takip edilecek.




