Taşra Teşkilatı Kadro Standartları ile Usul ve Esaslarına Dair Yönergede Değişiklik Yapıldı
Taşra Teşkilatı Kadro Standartları ile Usul ve Esaslarına Dair Yönergede Değişiklik Yapıldı
İçeriği Görüntüle

Sağlık çalışanları haklarını mahkemelerde arıyor ve çoğu zaman da kazanıyor. Neredeyse her gün bir sağlık çalışanının açtığı davada hakkına kavuştuğuna ilişkin yeni bir karar yayımlanıyor. Sadece bu hafta dahi sendikalar, internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden 10’dan fazla mahkeme kararını paylaşarak çalışanların haklarını yargı yoluyla elde ettiğini duyurdu.

Dikkat çekici olan nokta ise davaların büyük bölümünün birbirine çok benzemesi. Aynı hukuka aykırı uygulamalar farklı illerde tekrar ediyor; mahkemeler de çoğu dosyada benzer gerekçelerle yürütmeyi durdurma ya da iptal kararları veriyor. Buna rağmen idarelerin aynı işlemleri sürdürmesi, kamu zararını büyüten bir tablo ortaya çıkarıyor.

Çünkü Sağlık Bakanlığı tarafından kaybedilen her davada yalnızca işlem iptal edilmiyor; aynı zamanda vekâlet ücreti, yargılama gideri ve kimi zaman tazminat ödemeleri nedeniyle hazineden yaklaşık 30 ila 50 bin lira arasında kamu kaynağı çıkıyor. Binlerce benzer uyuşmazlık düşünüldüğünde ortaya çıkan maliyet ciddi boyutlara ulaşıyor.

Sorunun temelinde çoğu zaman idarecilerin keyfi uygulamaları, mevzuata rağmen inisiyatif kullanmaları ve “risk almama” anlayışı yatıyor. Açık biçimde hukuka aykırı olduğu bilinen işlemler geri çekilmek yerine dava konusu yapılıyor. Sonuç ise çoğu zaman değişmiyor: çalışan davayı kazanıyor, kamu ise hem zaman hem para kaybediyor.

Üstelik bu süreç yalnızca ekonomik zarar oluşturmuyor. Sağlık çalışanlarının kuruma olan güveni zedeleniyor, çalışma barışı bozuluyor ve zaten yoğun iş yükü altında çalışan personel bir de uzun hukuk mücadeleleriyle uğraşmak zorunda kalıyor. Oysa benzer mahkeme kararları emsal kabul edilip idari uygulamalar gözden geçirilse, hem çalışan mağduriyeti hem de kamu zararı önemli ölçüde azaltılabilir.