Özel Hastane Yönetmeliği Güncellendi: TÜSKA Akreditasyonuna 3 Yıla Kadar Denetim Muafiyeti
Sağlık Bakanlığı, özel hastanelere yönelik kapsamlı bir yönetmelik değişikliğine imza attı. Yeni düzenlemeyle birlikte, TÜSKA akreditasyon belgesine sahip hastaneler, belgelendirme derecelerine göre 1 ila 3 yıl arasında değişen sürelerle olağan denetimlerden muaf tutulacak.
Sağlık Bakanlığı, özel sağlık kuruluşlarının işleyişine yön veren Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde köklü bir revizyona gitti. 29/08/2026 tarihinde yayımlanan yeni düzenlemeler, denetim süreçlerinden laboratuvar altyapısına, tabip kadrolarından fiziki standartlara kadar geniş bir yelpazede esneklikler sunuyor. Bu kapsamda, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından akredite edilen özel hastaneler için önemli bir ayrıcalık tanındı.
Yeni yönetmeliğe göre, TÜSKA belgelendirmesine sahip hastaneler, aldıkları akreditasyon kategorisine bağlı olarak rutin denetimlerden muaf sayılacak. Bu muafiyet süreleri, belgelendirme derecesine göre kademeli olarak belirlendi. Böylece, kalite standartlarını uluslararası düzeyde kanıtlamış hastanelerin idari yükünün azaltılması ve kaynaklarını doğrudan hasta bakımına yönlendirebilmesi hedefleniyor. Uzmanlar, bu adımın sağlık turizmini ve rekabeti olumlu yönde etkileyebileceği görüşünde.
Laboratuvar ve görüntüleme hizmetlerinde de önemli esneklikler sağlandı. Özel hastanelerin seyyar veya en az 500 mA gücünde röntgen cihazı bulundurma zorunluluğu, yerinde hizmet alımı yoluyla karşılanabilecek. Ayrıca, hizmet verilen uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarı kurma yükümlülüğü getirilirken, belirli alanlarda hizmet sunan hastanelerin bu şartı da yerinde hizmet alımıyla sağlamasına imkan tanındı. Laboratuvar için uzman tabip kadrosu bulunmayan hastaneler ise, talep etmeleri halinde Bakanlıkça kendilerine kadro tahsis edilebilecek. Bu düzenleme, özellikle uzman hekim temininde güçlük çeken bölgelerdeki hastaneler için önemli bir kolaylık sağlıyor.
Eğitim protokollerine ilişkin de kritik bir değişiklik yapıldı. Yönetmeliğin 16. maddesindeki 'Vakıf üniversiteleriyle iş birliği protokolü bulunan' ifadesi, 'Bakanlıkça onaylanmış uzmanlık eğitim programı bulunan' şeklinde güncellendi. Bu değişiklikle, uzmanlık eğitimi veren hastanelerin sadece vakıf üniversiteleriyle sınırlı kalmayıp, Bakanlık onaylı programlarla da iş birliği yapabilmesinin önü açılıyor. Kadro tercihlerinde de esnekliğe gidilerek, hastanelerde görevlendirilecek tabipler için aranan 'öncelikle' şartı, 'tercihen' özel sağlık kuruluşlarındaki kadrolu tabiplerden olmak üzere yumuşatıldı.
Muayenehane hastaları için de yeni bir uygulama başlatıldı. Sözleşmeli hastanede hastaya gerekli müdahalenin yapılamadığı durumlarda, hekimin talebi üzerine müdahalenin başka bir hastanede yapılabilmesi için il sağlık müdürlüklerince vaka bazlı özel izin verilebilecek. Acil haller, mesai dışı ve tatil günlerine dair izin süreçlerinin usul ve esasları ise Bakanlıkça belirlenecek. Bu düzenleme, hastaların zamanında ve etkili tedavi alabilmesi açısından önemli bir esneklik sunuyor.
Yönetmeliğe eklenen Geçici 15. Madde ile 30 Ocak 2025 tarihinden önce ruhsatlandırılmış özel hastaneler, mevcut fiziki şart zorunluluklarından muaf tutuldu. Ancak bu muafiyet, söz konusu tarihten itibaren yapılan tadilat ve değişiklikler ile Geçici 2. madde kapsamındaki hastaneleri kapsamayacak. Bu düzenleme, 30 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Yapılan değişiklikler kapsamında yönetmelikte yer alan Ek-1, Ek-2, Ek-3, Ek-5a, Ek-5c ve Ek-5e ekleri de güncellenerek yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütecek.
Personelsaglik.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından derlenmiş ve aktarılmıştır. Bu kapsamlı düzenleme, sağlık sektöründe kalite standartlarını yükseltmeyi ve hastanelerin işleyişini kolaylaştırmayı amaçlarken, aynı zamanda denetim mekanizmalarının etkinliği konusunda da soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Akreditasyon belgesine sahip hastanelere tanınan denetim muafiyeti, süreçlerin şeffaflığı ve hasta güvenliği açısından risk oluşturabileceği gibi, sektördeki idari yükü azaltarak sağlık çalışanlarının daha verimli çalışmasına da olanak sağlayabilir. Özellikle laboratuvar ve görüntüleme hizmetlerindeki esnekliklerin, hizmet kalitesini düşürmeden maliyetleri kontrol altına alma potansiyeli, sağlık yöneticileri tarafından yakından takip edilecek gibi görünüyor.




