Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün, devlet memurlarının sosyal medya, içerik üreticiliği ve uygulama geliştiriciliği gibi faaliyetlerden gelir elde edip edemeyeceğine ilişkin görüşü, kamuda çalışan farklı statüler arasındaki hak ve yükümlülükleri yeniden gündeme getirdi.
personel sağlık- özel haber
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının talebi üzerine verilen görüşte, devlet memurlarının YouTube ve benzeri platformlarda içerik üretmesi, uygulama geliştirmesi ve bu faaliyetlerden gelir elde etmesinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 28'inci maddesinde düzenlenen ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyet yasakları kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ele alındı.
Memurlar için 657 sayılı Kanun'daki sınırlar
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 28'inci maddesi, memurların Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyetlerde bulunmalarını, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev almalarını ve belirli kazanç getirici faaliyetleri yasaklıyor.
Bu düzenleme, memurun asli görevini kamu hizmetine ayırması ve kamu göreviyle özel ekonomik faaliyetler arasında çıkar çatışması oluşmaması amacıyla uygulanıyor.
Ancak dijitalleşmeyle birlikte ortaya çıkan YouTube kanalı işletmek, internet üzerinden içerik üretmek, mobil uygulama geliştirmek, reklam geliri elde etmek ve dijital ürün satmak gibi faaliyetler, klasik anlamdaki ticari faaliyetlerden farklı bir boyut ortaya çıkardı.
Bu nedenle özellikle “memurun mesai dışında kendi yeteneğini kullanarak gelir elde etmesi hangi noktada yasak kapsamına girer?” sorusu son yıllarda daha fazla tartışılmaya başlandı.
Kamu işçisi açısından farklı bir tablo bulunuyor
Tartışmanın bir diğer boyutunu ise kamu işçileri oluşturuyor.
Kamuda görev yapan işçiler ile devlet memurları, aynı kamu kurumunda çalışabilmelerine rağmen aynı kanuni statüye ve aynı yasaklara tabi değil.
İşçi statüsündeki kamu çalışanları bakımından memurlara uygulanan 657 sayılı Kanun'un 28'inci maddesindeki yasaklar doğrudan aynı şekilde uygulanmıyor. İşçilerin çalışma ilişkileri esas olarak iş mevzuatı, toplu iş sözleşmeleri ve ilgili diğer düzenlemeler çerçevesinde belirleniyor.
Bu durum, özellikle mesai düzeni ve ek gelir elde etme bakımından dikkat çekici bir farklılık ortaya çıkarıyor.
Nöbet veya vardiya sistemiyle çalışan bazı kamu işçileri, çalışma saatleri dışında başka bir işte çalışabilirken, memurların aynı imkânlardan yararlanması ciddi hukuki sınırlamalarla karşılaşabiliyor.
Siyasi parti üyeliğinde de statü farkı var
İki statü arasındaki farklılık yalnızca ekonomik faaliyetlerle sınırlı değil.
657 sayılı Kanun kapsamında devlet memurlarının siyasi parti üyeliği yasaklanırken, kamu işçileri açısından aynı genel yasak bulunmuyor.
Dolayısıyla aynı kamu kurumunda çalışan bir memur ile kamu işçisi, siyasi faaliyetler ve ekonomik faaliyetler bakımından farklı hukuki yükümlülüklere tabi olabiliyor.
Tartışmanın merkezinde “eşitlik” var
Bu tablo, kamu çalışanları arasında “aynı işyerinde, aynı kamu hizmetine katkı sunan çalışanlara neden farklı yasaklar uygulanıyor?” sorusunu gündeme getiriyor.
Memurlar açısından getirilen sınırlamaların temelinde kamu hizmetinin tarafsızlığı, çıkar çatışmasının önlenmesi ve kamu görevinin özel menfaatlerden ayrıştırılması gibi gerekçeler bulunuyor.
Buna karşılık, günümüz çalışma hayatında özellikle dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, mesai saatleri dışında gerçekleştirilen faaliyetlerin tamamının ticari faaliyet olarak değerlendirilmesinin ne ölçüde gerekli olduğu tartışılıyor.
Özellikle bir memurun mesai saatleri dışında YouTube'da eğitim içerikleri üretmesi, yazılım geliştirmesi veya dijital içerik hazırlaması ile kamu görevini etkileyebilecek ticari bir işletme yürütmesi arasında ayrım yapılması gerektiğini savunan görüşler bulunuyor.
Diğer taraftan kamu işçisinin ek iş yapabilmesi veya ticari faaliyette bulunabilmesi konusunda da iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi, işveren kuralları ve diğer mevzuat hükümlerinin ayrıca dikkate alınması gerekiyor. Dolayısıyla “kamu işçisi her türlü ek işi hiçbir sınırlama olmadan yapabilir” şeklinde genel bir değerlendirme de hukuken doğru olmayacaktır.
“Memura yasak, kamu işçisine serbest” tartışması büyüyor
Gelinen noktada tartışma yalnızca YouTube geliri veya sosyal medya faaliyetleriyle sınırlı değil.
Kamu çalışanlarının çalışma hayatındaki statü farklılıkları; ek iş, ticari faaliyet, siyasi parti üyeliği ve mesai dışındaki gelir getirici faaliyetler üzerinden yeniden tartışılıyor.
Bir tarafta kamu hizmetinin tarafsızlığını ve memurun görevine bağlılığını korumaya yönelik yasaklar bulunurken, diğer tarafta aynı kamu sistemi içerisinde farklı statüde çalışanların daha geniş hareket alanına sahip olması “eşitlik ve adalet açısından bu farkın sınırı ne olmalı?” sorusunu gündeme getiriyor.
Özellikle dijital ekonominin hızla büyüdüğü bir dönemde, mesai dışında içerik üreten, yazılım geliştiren veya kendi emeğiyle ek gelir elde etmek isteyen memurlar açısından 657 sayılı Kanun'daki düzenlemelerin günümüz çalışma hayatına göre yeniden ele alınıp alınmaması önümüzdeki dönemde de tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.
Kamuda işçi maaşları ne kadar ?
Eylül 2026 itibariyle maaş, tazminat, ikramiye ve diğer ek gelirleri baz alındığında ve bu aya bölündüğünde çalıştıkları birime göre sağlıkta en düşük 110 bin, en yüksek 140 bin lira maaş alınıyor.




