Memede ele gelen kitle, kadınların en sık endişe duyduğu sağlık sorunlarından biridir. Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, memede kitle fark eden kişilerin paniğe kapılmadan ancak vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmasının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır. Meme dokusu, hormonal değişikliklere son derece duyarlı bir yapıya sahip olduğu için, her kitle kötü huylu olmayabilir. Ancak doğru tanı için mutlaka tıbbi değerlendirme gereklidir.
Memede kitleler; iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) olmak üzere iki ana grupta incelenir. En sık karşılaşılan iyi huylu kitleler arasında fibroadenomlar, kistler ve fibrokistik değişiklikler yer alır. Özellikle genç yaş grubunda görülen fibroadenomlar, genellikle ağrısız, düzgün sınırlı ve hareketli kitlelerdir. Kistler ise sıvı içerikli oluşumlar olup adet döngüsüne bağlı olarak boyut ve hassasiyet gösterebilir.
Kötü huylu meme kitleleri ise çoğu zaman sert yapıda, düzensiz sınırlı ve çevre dokulara sabit olma eğilimindedir. Ancak her kanserli kitlenin belirgin ağrıya yol açmadığı unutulmamalıdır. Ankara’daki Genel Cerrahlardan Ebru Ayvazoğlu Soy, “Ağrısız olması kitleyi masum yapmaz, ağrılı olması da mutlaka kanser anlamına gelmez” diyerek bu konudaki yanlış algılara dikkat çekmektedir.
Memede kitle fark edildiğinde izlenecek yol, detaylı bir klinik muayene ile başlar. Ardından yaşa ve risk faktörlerine göre görüntüleme yöntemleri planlanır. 40 yaş altındaki hastalarda genellikle meme ultrasonografisi tercih edilirken, 40 yaş ve üzerindeki kadınlarda mamografi temel tarama yöntemi olarak kullanılmaktadır. Gerekli durumlarda meme MR’ı da tanısal sürece eklenebilir.
Görüntüleme sonrası kitlenin yapısı netleşmezse veya şüpheli özellikler saptanırsa biyopsi yapılması gündeme gelir. Biyopsi, memede kitlenin kesin tanısını koymak için altın standarttır. Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, biyopsinin hastalar tarafından korkulan bir işlem olduğunu ancak çoğu zaman lokal anestezi ile kısa sürede gerçekleştirildiğini ve tanı açısından büyük önem taşıdığını belirtmektedir.
Meme kanserinde erken tanı, tedavi başarısını belirleyen en önemli faktördür. Erken evrede yakalanan meme kanserlerinde hem cerrahi seçenekler daha koruyucu olmakta hem de yaşam süresi ve kalitesi belirgin şekilde artmaktadır. Bu nedenle her kadının ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapması ve belirli aralıklarla düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemesi gerekmektedir.
Sonuç olarak memede kitle, çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlı olsa da, bu durum ancak uzman değerlendirmesiyle netleşebilir. Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, memede fark edilen en küçük değişikliğin bile ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, erken başvurunun hayat kurtarıcı olabileceğinin altını çizmektedir.




