Kapadokya Ultra Maratonunda 6 Hekim 119 Kilometre İçin Ter Dökecek
Kardiyoloji, ortopedi, girişimsel kardiyoloji, psikiyatri ve diğer uzmanlık alanlarından altı hekim, Kapadokya'da düzenlenecek 119 kilometrelik ultra maratonda yaklaşık 24 saat boyunca koşacak. Katılımcılar, sporun her yaşta sağlık için vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.
Kapadokya'da gerçekleştirilecek 119 kilometrelik ultra maraton, bu kez sahada aktif görev yapan hekimleri bir araya getiriyor. Yaklaşık 24 saat sürmesi öngörülen yarışa katılacak altı doktor, meslek hayatlarının yanı sıra sportif deneyimleriyle de dikkat çekiyor. Katılımcılar, hareketin yaşam boyu sürdürülmesi gereken bir alışkanlık olduğunu ve spora başlamak için hiçbir yaşın geç sayılamayacağını ifade ediyor.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Görkem Kanar, koşu geçmişinin altı yıla dayandığını belirterek, hareket etmenin ileri yaşlar için bir yatırım niteliği taşıdığını söyledi. Yatağa bağımlı hastalara dahi pasif egzersiz önerdiğini aktaran Kanar, herkesin kendi imkânları ölçüsünde mutlaka fiziksel aktiviteye yönelmesi gerektiğini dile getirdi.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Sezgin Sarban ise koşunun darbeli bir spor olduğu yönündeki yaygın kanıya karşı çıkarak, yıllardır koşunun zararlı, yürümenin ise daha faydalı olduğu şeklindeki söylemin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Yaklaşık 30 yıldır koştuğunu belirten Sarban, bu deneyiminin söz konusu algının aksini gösterdiğini ifade etti.
Girişimsel Kardiyolog Dr. Samet Uysal, 2013 yılından bu yana aktif biçimde koştuğunu belirterek, sportif anlamda fit olmak ile sağlıklı olmak arasında önemli bir ayrım bulunduğuna dikkat çekti. Uysal, spora başlamadan önce, özellikle 30'lu yaşlardan itibaren herkesin kapsamlı bir sağlık taramasından geçmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Dr. Süleyman Atalay, her türlü sporun desteklenmesi gerektiğini ancak trail koşusunun farklı bir disiplin olduğunu belirtti. Bu spor sayesinde dünyanın farklı bölgelerini görme fırsatı bulduklarını aktaran Atalay, 50 ve 65 yaşın spora başlamak için geç olmadığını hastalarına anlattığını söyledi. Koşamayan birçok hastasının yüzmeye veya yürümeye başladığını ifade eden Atalay, 40 yaş üstü hasta grubunun genellikle ailesinden spor ve diyet alışkanlığı edinememiş şekilde kardiyoloji polikliniğine başvurduğunu gözlemlediğini dile getirdi.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Derya Aydınlı, D vitamini ile ilişkili bir hastalıkla dünyaya geldiğini, babasının masa tenisi, güreş ve boks yapan bir sporcu olduğunu anlattı. Bu süreçte babasının kendisini tekvandoya yazdırdığını, ancak yoğun tedaviler geçirdiğini belirten Aydınlı, her hafta doktora gittiğini ve her ay yeni bir ortopedik ayakkabı yapıldığını ifade etti. Sporun hayatında her zaman yer aldığını, ilerleyen yaşlarda astım hastası olduğunu ve bu dönemde de koşmaya devam ettiğini söyleyen Aydınlı, doktorunun koşmasının imkânsız olduğunu söylemesine rağmen maratona katıldığını, ardından kalçasının kırıldığını, tam iyileşmeden yeniden yarışlara girdiğini ve şimdi de Kapadokya'da koşacağını aktardı.
Bir Ayakkabı Yeter
Psikiyatrist Dr. Şahap Dede'nin de meslektaşlarıyla birlikte ter atacağı ultra maratonun mimarlarından emekli beden eğitimi öğretmeni Faruk Kar, bugüne kadar pek çok yarışmaya ve maratona katılmış, çeşitli organizasyonlar düzenlemiş bir sporcu olarak öne çıkıyor.
Kar, dünyada herkesin koşabileceğini, ister 10 saniye ister 10 kilometre olsun, sonuçta koşmanın mümkün olduğunu belirtti. Psikiyatristlerin dahi depresyon tedavisinde ilk aşamada yürüyüşü önerdiğini hatırlatan Kar, daha önce farklı sporlarla ilgilenen kişilerin de koşuya yöneldiğini söyledi. Basketbol oynamış birinin yeniden takım kurmasının zor olabileceğini, ancak koşacak birini bulmanın çok daha kolay olduğunu ifade eden Kar, bunun için tek bir ayakkabı edinmenin yeterli olduğunu vurguladı.
Bu gün tarihi ile Personelsaglik.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından derlenmiş aktarılmıştır.
Sağlık çalışanlarının bizzat sahada yer alarak fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmesi, toplum nezdinde güvenilir bir örnek oluşturması bakımından değerli bir adımdır. Ancak yoğun çalışma temposu ve nöbet koşulları altında hekimlerin kendi sağlıklarını ihmal etme riski göz önünde bulundurulduğunda, kurumların sağlık personeline yönelik koruyucu spor ve sağlık tarama programlarını daha sistematik hale getirmesi gerekliliği de öne çıkmaktadır.





