Hemoroid, toplumda en sık görülen anorektal hastalıklardan biri olmasına rağmen, utanma ve çekinme nedeniyle çoğu zaman geç evrede doktora başvurulan bir sağlık sorunudur. Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroidin erken dönemde tanı ve tedavi edildiğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalık olmaktan çıkabileceğini vurgulamaktadır. Özellikle modern tedavi yöntemleri sayesinde hemoroid artık korkulan bir hastalık olmaktan uzaklaşmıştır.
Hemoroid, halk arasında basur olarak bilinen, makat bölgesindeki damarların genişlemesi ve şişmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. İç hemoroid ve dış hemoroid olmak üzere iki ana gruba ayrılır. İç hemoroidler genellikle ağrısızdır ve daha çok kanama ile kendini gösterir. Dış hemoroidler ise makat çevresinde şişlik, ağrı ve hassasiyetle belirti verir. İlerlemiş vakalarda oturma, yürüme ve tuvalet ihtiyacı günlük yaşamı ciddi şekilde zorlaştırabilir.
Hemoroidin oluşumunda en önemli nedenler arasında uzun süreli kabızlık, ıkınma alışkanlığı, hareketsiz yaşam tarzı, uzun süre oturarak çalışma, düzensiz beslenme ve liften fakir diyet yer almaktadır. Ayrıca gebelik, obezite ve ileri yaş da hemoroid gelişme riskini artıran faktörler arasındadır. Ankara’daki Genel Cerrahi Doktorlarından Aydıncan Akdur, özellikle masa başı çalışanlar ve tuvalette uzun süre vakit geçiren bireylerin risk grubunda olduğunu belirtmektedir.
Hemoroid belirtileri hastalığın evresine göre değişkenlik gösterebilir. En sık görülen belirtiler arasında dışkılama sırasında veya sonrasında görülen parlak kırmızı renkli kanama, makat bölgesinde kaşıntı, dolgunluk hissi, ağrı ve ele gelen şişlikler yer alır. Ancak bu belirtiler yalnızca hemoroide özgü değildir. Bu nedenle kanama şikâyeti olan hastaların mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hemoroid tanısı, hastanın şikâyetlerinin dinlenmesi ve yapılacak fizik muayene ile büyük oranda konulabilmektedir. Gerekli durumlarda anoskopi veya rektoskopi gibi tanısal yöntemlerden faydalanılabilir. Doç. Dr. Aydıncan Akdur, doğru tanının tedavinin temelini oluşturduğunu ve her hastaya aynı yaklaşımın uygulanmaması gerektiğini ifade etmektedir.
Tedavi süreci, hemoroidin derecesine göre planlanır. Erken evre hemoroidlerde yaşam tarzı değişiklikleri, liften zengin beslenme, bol sıvı tüketimi ve ilaç tedavileri çoğu zaman yeterli olmaktadır. İleri evre vakalarda ise lastik bant ligasyonu, lazer tedavileri veya cerrahi yöntemler gündeme gelebilir. Günümüzde uygulanan modern cerrahi teknikler sayesinde hastalar daha kısa sürede normal yaşamlarına dönebilmektedir.
Hemoroidden korunmanın en etkili yolu, sağlıklı beslenme ve düzenli bağırsak alışkanlığı kazanmaktır. Doç. Dr. Aydıncan Akdur, tuvalet ihtiyacının ertelenmemesi, uzun süre ıkınılmaması ve hareketsiz yaşamdan kaçınılmasının hastalığın önlenmesinde önemli rol oynadığını vurgulamaktadır.
Sonuç olarak hemoroid, ihmal edildiğinde ilerleyebilen ancak erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Doç. Dr. Aydıncan Akdur, makat bölgesi ile ilgili şikâyetlerin utanılacak değil, tedavi edilmesi gereken sağlık sorunları olduğunu belirterek, erken başvurunun hem tedavi sürecini kolaylaştırdığını hem de hastaların yaşam kalitesini artırdığını ifade etmektedir.





