Danıştay 12. Dairesi, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nde 663 sayılı KHK'nın 45/A maddesi kapsamında sözleşmeli sağlık teknikeri olarak çalışan bir kişinin, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararına rağmen sözleşmesinin feshedilmesini hukuka uygun buldu. Karar, idarenin terör örgütüyle bağlantıyı ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak değerlendirebileceğini ortaya koydu.

Personelsaglik.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından derlenmiş ve aktarılmıştır.

Türkiye Geneli Kurban Bayramı Namazı Vakitleri: İl İl Detaylı Liste
Türkiye Geneli Kurban Bayramı Namazı Vakitleri: İl İl Detaylı Liste
İçeriği Görüntüle

Olay, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Anadolu İl Ambulans Servisi Başhekimliği'nde görev yapan bir sözleşmeli sağlık teknikerinin, 'FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan yargılanmasıyla başladı. Yerel mahkeme, sanığın örgüt üyeliğini sabit görerek 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi, ancak etkin pişmanlık hükümleriyle cezayı 1 yıl 6 ay 22 güne indirip HAGB kararı verdi. Bu kararın ardından İl Sağlık Müdürlüğü, 02/07/2021 tarihli inceleme raporuna dayanarak, hizmet sözleşmesinin 9. maddesinin (d) bendi uyarınca sözleşmeyi feshetti.

Davacı, fesih işleminin iptali için idare mahkemesine başvurdu. İlk derece mahkemesi, davacının terör örgütüyle eylem birliği içinde olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davayı reddetti. Ancak Bölge İdare Mahkemesi, HAGB kararının masumiyet karinesini koruduğu ve bu nedenle fesih işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu kabul ederek işlemi iptal etti. Bu karar, idare tarafından temyiz edildi.

Danıştay 12. Dairesi, temyiz incelemesinde kritik bir ayrım yaptı. Daire, ceza davasında verilen HAGB kararının, aynı fiil nedeniyle idari bir işlem tesis edilmesine engel olmadığını vurguladı. Kararda, 'Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkemenin vicdani kanaate ulaştığı hükmü ertelemesidir. Ancak bu durum, idarenin kendi inceleme raporuna dayanarak terör örgütüyle bağlantıyı tespit etmesine ve sözleşmeyi feshetmesine engel değildir' ifadelerine yer verildi. Daire, davacı hakkında düzenlenen inceleme raporunda, kişinin Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın Ek-6 maddesinin (f) bendi kapsamında terör örgütleriyle eylem birliği içinde olduğunun saptandığını belirtti.

Danıştay, bu gerekçeyle Bölge İdare Mahkemesi kararını bozdu ve dosyayı yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderdi. Karar, özellikle kamu hizmetinde çalışan sözleşmeli personel için emsal niteliği taşıyor. İdarenin, bir kişinin terör örgütüyle bağlantısını ceza mahkemesi kararına bağlı kalmaksızın, kendi idari soruşturma ve inceleme raporlarına dayanarak tespit edebileceği ve bu doğrultuda sözleşme feshi yapabileceği hukuken tescil edilmiş oldu.

Bu karar, sağlık sektöründe özellikle sözleşmeli personel istihdamında güvenlik endişelerini ön plana çıkarıyor. Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlar, benzer durumlarda idari inceleme raporlarına daha fazla ağırlık verebilir. Ancak bu durum, masumiyet karinesi ile kamu hizmetinin güvenliği arasındaki hassas dengenin yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor. Uygulamanın, kişisel verilerin korunması ve adil yargılanma hakkı gibi temel ilkelerle çelişmemesi adına, Danıştay'ın bu içtihadının alt mahkemelerce nasıl yorumlanacağı merak konusu.

Kaynak: PersonelSaglik.NET