Nokta Gazetesi'nden Adem Saygın'ın köşe yazısından bölüm:

Gaziantep'teki hastane önü kana bulandı Gaziantep'teki hastane önü kana bulandı

Profesyonellik olmayan hiç bir iş başarı bulamaz.

Gelelim Sağlık çalışanlarının mutsuzluk sebeplerine.

Aslında bu konularda yazılar yazarken dikkatli davranıyorum.

Olur olmaz herşeyi yazmak istemiyorum.

Hem devletimizi hem kurumlarımızı hemde yöneticilerimizi zorda bırakmak istemiyorum.

Bazı şeylerin masa başında konuşulup çözülmesi daha güzel ve etik olur düşüncesindeyim.

Sağlık Çalışanlarının güncel sorun ve talepleri üzerine bütün yöneticilerimiz ile görüşüyoruz ve görüşmeye de devam edeceğiz.

Sonuçta büyük bir emek var sağlık hizmetleri konusunda.

Fakat bir gerçek var ki sağlık hizmeti sunanlar da sağlık hizmeti alanlarda memnuniyetsiz oldukları gerçeğini hepimizin kabul etmesi gerekiyor.

Yoksa yapmacık bir kaç cümle ile günü kapatır yarına büyük bir problem bırakırız.

Son yıllarda ülkemizde devasa kamu Sağlık kuruluşları yapıldı. İçerileri koca koca teknolojik cihazlar ile donatıldı.

Lüks, konforlu ortamlar oluşturulmaya çalışıldı. Hizmet alanda verende mutlu olsun istendi.

Peki…
Peki sonuç.

Sonuç şu ki ne hizmet alanlar memnun nede hizmet verenler.

Neden mi?

Çok sebebi var. Yaz yaz bitmez. Ama temel bir kaç sorun var.

Sorunlar sistemsel ve yönetimsel…

– Liyakatsiz yönetimler.
– Mobigler.
– Öngörülemeyen personel dağılımları
Torpilini bulan ofis işi yapması
– Kayırmacılık ile kolay bölüm görevlendirilmeleri
– Özlük haklarının düzeltilmemesi.
– Sendikaların sürece dahil olması.
– Sendika yöneticilerinin idari yöneticilik yapması.
– Bölüm sorumlularının çalışma arkadaşlarını korumaması
– Genç yeni çalışanların sorumluluk almaması.
– Yasal mevzuat ve görev tanımlarındaki eksiklikler.
– Asli görev karmaşası.
– Ücret adaletsizliği.
– Aldığın ücretin emekliliğe yansımaması
– Değersizlik hissi ve saygı görmeme

Bunun gibi onlarca konu yazabiliriz.

Aslında çok kolay düzeltilebilir bir kaç ana başlık ile bu sorunların çözülmesi çokta zor değil.

Ama maalesef ki bu konuları çözmek için kimse elini taşın altına koymak istemiyor.

Uzun zamandır faaliyet sürdürdüğümüz Dernek ve Sivil Toplum Kuruluşlarımıza bile bu konuda ki düşünceniz nedir diye sorulmuyor.

Evet doğru soruluyor ama kime kurum yöneticilerine, onlarda sorun yokmuş gibi gösteriyor adeta birifing veriyor. Sorun yok diye. Çünkü koltukları kıymetli.

Oysa ki yapılması gereken tek yönlü değil çok yönlü çalışanların dahil olduğu ortak platform oluşturmak.

Sorun çok çözmek istiyorsak ama sorun yok görmek istemiyorsak.

Ötelemek kültürü hepimizi çok yoruyor. Eninde sonunda karşımıza çıkıyor.

Oysa ki sorun başta çözülmesi gerekiyor düşüncesi ile herkese ortak payda buluşmak dileklerimi iletiyorum.

Kaynak: rss