GENEL SAĞLIK İŞ'den;
Sağlık Bakanlığı’nın 07.04.2026 tarih, E-11045126-010.04-310672819 sayı ve "Sağlık Bakanlığı Sözleşmeli Personel İzin Yönergesi" konulu yazısı ekinde "Sağlık Bakanlığı Sözleşmeli Personel İzin Yönergesi" yayımlanmıştır.
Genel Merkezimiz ve Hukuk Müşavirliğimiz tarafından, Yönerge üzerinde detaylı incelemelerde bulunulmuş ve hukuka aykırılığı tespit edilen aşağıdaki Yönerge düzenlemelerine karşı aşağıda belirtilen gerekçelerle Danıştay’da yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açılmıştır.
Yürütmelerinin durdurulması ve iptalleri talep edilen Yönerge düzenlemeleri ile gerekçeleri şu şekildedir:
a-) Yönerge’nin 9. maddesinin 7. fıkrasında yer alan "Yıllık iznin kullanımında izin süresinin içinde kalan cumartesi ve pazar günleri de izin süresinden sayılır. Yıllık iznin pazartesi günü kesilerek başlanması hâlinde cumartesi ve pazar günleri de yıllık izin süresinden sayılır. Pazartesi gününden başlayarak 5 gün yıllık izin alarak cumartesi günü göreve başlayacak olanların tekrar pazartesi gününden yıllık izin almak istemesi hâlinde arada kalan cumartesi ve pazar günleri yıllık izin süresinden sayılır." kısımlarının tamamının yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edilmiştir.
GEREKÇESİ : 657 sayılı DMK'nın söz edilen düzenlemesi, Cumartesi ve Pazar günlerini, tatil günü olarak düzenlemişken, dava konusu düzenleme ile Cumartesi ve Pazar günlerinin tıpkı iş günüymüş gibi yıllık izin süresinden düşürülmesi, hukuka, yasaya ve Anayasa'nın 50. maddesi ile güvence altına alınan "dinlenme hakkına" açıkça aykırıdır.
b-) Yönerge’nin 9. maddesinin 10. fıkrasının "sözleşmeli personele istenildiğinde ulaşılabilmesine imkan sağlayacak şekilde iznin geçirileceği yere ilişkin bilgiler ile iletişim bilgileri izin talebinde bulunurken belirtilir." kısımlarının tamamının yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edilmiştir.
GEREKÇESİ : Dava konusu Yönerge düzenlemesi ile personele ulaşılabilecek adres ve iletişim bilgilerinin verilmek zorunda bırakılması, Anayasa ile güvence altına alınan seyahat hürriyeti ve özel hayatın gizliliği ilkelerine aykırıdır.
c-) Yönerge’nin 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yıllık iznini kullanmakta olan sözleşmeli personelden hizmetine ihtiyaç duyulanlar, izin vermeye yetkili amirler veya üst amirlerce yazılı veya kayıt altına alınmak şartıyla sözlü olarak göreve çağrılabilir. Bu durumda sözleşmeli personelin zorunlu hâller dışında en geç 2 iş günü içinde görevine dönmesi zorunludur." şeklindeki düzenlemenin tamamının yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edilmiştir.
GEREKÇESİ : Söz konusu Yönerge düzenlemesi ile amirlere tanınan "hizmetine ihtiyaç duyulanları geri çağırma" yetkisi, son derece muğlak, keyfiliğe açık ve sözleşmeli personelin aile, sosyal yaşantısı ile seyahat planlarını hiçe sayan bir düzenlemedir.
ç-) Yönerge'nin 11. maddesinin 1. fıkrası "Sözleşmeli personele beklenen doğum tarihinden önce 8 hafta ve doğum yapmasından sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süreyle analık izni verilir." şeklindedir. Altı çizilen 8 ve 16 ibarelerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edilmiştir.
GEREKÇESİ : 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 657 sayılı DMK’nın 104/A maddesi içeriğinde yer alan “doğumdan sonra sekiz” ibaresi “doğumdan sonra onaltı” şeklinde, “toplam onaltı” ibaresi “toplam yirmidört” şeklinde değiştirilmiştir. Dava konusu yapılan düzenlemelerle Kanun değişikliği bakımından denklik sağlanması hedeflenmiştir.
d-) Yönerge’nin 16. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Sözleşmeli personel, 657 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin (F) fıkrasında yer alan günlük çalışma süresinin yarısı kadar çalışabilme hakkından yararlanamaz." şeklindeki düzenlemenin tamamının yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edilmiştir.
GEREKÇESİ : Yönerge ile sözleşmeli personelin günlük çalışma süresinin yarısı kadar çalışabilme hakkından yararlanması, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde engellenmiş durumdadır. 657 sayılı Kanunun 104/F maddesindeki haktan sözleşmeli personelin yararlanamayacağına dair dava konusu Yönerge düzenlemesi, Anayasanın 10. maddesindeki "Eşitlik İlkesine" açıkça aykırıdır.
e-) Yönerge’nin 19. maddesinin 1. fıkrasında günlük ve saatlik refakat izninin düzenlenmemesi, eksik düzenleme nedeniyle dava konusu yapılmıştır.
GEREKÇESİ : Sağlık çalışanları, çocuklarının, annelerinin, babalarının, yakınlarının günlük muayeneleri için kendilerine refakat etmek için de refakat iznine ihtiyaç duymaktadırlar. Buna rağmen dava konusu Yönerge'nin 19. maddesinin 1. fıkrası, yalnızca ağır hastalık veya kaza hallerini refakat iznine konu yaparak rutin muayene ve kontrol için hastaneye refakati dışarıda bırakmıştır.
f-) Yönerge içerisindeki “Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkındaki Yönerge kapsamında e-Rapor Sisteminde yer alan rapor formatını” zorunlu tutan düzenlemelerin yürütmelerinin durdurulması ve iptalleri talep edilmiştir.
GEREKÇESİ : Hastalık ve refakat süreçlerinde yalnızca "e-Rapor Sistemi formatı"nın şart koşulması, teknik veya altyapısal bir aksaklık durumunda veya sisteme entegre olmayan sağlık kuruluşlarından alınan meşru raporların reddedilmesi riskini doğurmaktadır.
g-) Yönerge'nin 17. maddesinde düzenlenen "evlat edinme halinde verilecek izinler", 18. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenen "mazeret izni", 19. maddesinde düzenlenen "refakat izni" ile 23. maddesinde düzenlenen izinler bakımından aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının kapsam dışında bırakılması, dava konusu yapılmıştır.
GEREKÇESİ : Evlat edinme, mazeret ve refakat izinleri gibi temel izin haklarını düzenleyen maddelerin aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları bakımından uygulanmamasına dair dava konusu düzenleme, aynı kamu hizmetini ifa eden sözleşmeli personel grupları arasında haksız ve hukuka aykırı bir ayrım yaratmaktadır. Bu düzenleme Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesini açıkça ihlal etmektedir.
ğ-) Yönerge’nin 27. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Bu Yönergede hüküm bulunmayan hâllerde ilgili mevzuat hükümleri uygulanır." düzenlemesinin içerisinde yer alan muğlak "ilgili mevzuat hükümleri" ibaresinin yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edilmiştir.
GEREKÇESİ : Yönerge düzenlemesinde "ilgili mevzuat hükümleri" ibaresine yer verilmekle "ilgili mevzuat hükümlerinin" hangileri olduğu konusunda hiçbir düzenleme yapılmamış durumdadır.
Sendikamız Genel Sağlık-İş, yine hukuki kazanımlarından gelen tecrübesi ve sahadan gelen seslere kulak vermesi ile en detaylı davayı açmıştır. Davamızla ilgili olarak en kısa zamanda olumlu gelişmelerin haberini vermeyi ve sağlık emekçilerinin mağduriyetlerini gidermeyi temenni ediyoruz. Haklı hukuk mücadelemiz, emsal nitelikteki kazanımlarımız ile devam edecektir.