Muayene Odasında Vibrafonu Olan Hekim

Türkiye’nin sayılı vibrafon sanatçılarından Can Tutuğ son yıllarda yıldızı parlayan isimlerden biri. ‘Huzursuzluk’ adlı ilk albümünü yayınlayan müzisyen, bir yandan da psikiyatri uzmanı olarak çalışmalarını sürdürüyor...

Muayene Odasında Vibrafonu Olan Hekim

 Kırklareli Devlet Hastanesi hekimlerinden Uzman Psikiyatr, aynı zamanda profesyonel caz müzisyeni Can Tutuğ sorularımızı şöyle yanıtladı:

İlk albümde iki perküsyon kullanmak her şeyden önce cesur bir hareket. Aradığınız, duymak istediğiniz sesleri tamamıyla yakalayabildiniz mi?

Erdem Uvalıoğlu ile seslendirdiğimiz tüm eserlerde dört mallet kullanarak müziği icra ettim. Özellikle bas ya da bir başka armonik enstrümanla beraber çalmaktan kaçındım. Sesi, kendi tasarladığım gibi dinleyiciye aktarmayı tercih ettim. “Dönemler, Olaylar ve Akımlarla Caz” seminerlerimde anlattığım bir örnek vardır. Bir hanımefendiyle/beyefendiyle yürürken aranızdaki romantik yakınlığı gözler önüne sermek amacıyla fiziken yakınlık kurmanıza, elini tutmanıza vs. gerek yoktur. Sadece aranızda bir bağ vardır, sizin bildiğiniz. Bu, bir açıdan beraber yürümektir. Bunu “göze sokmadan” sergilemek istedik Erdem’le. İlerleyen dönemlerde “Bir Başına” adlı solo projemi de kaydetmek istiyorum.

‘Ne kalabalık konuşmuşum’

Türkiye’de vibrafonun lead ettiği pek fazla kayıt yok. “Huzursuzluk” bu anlamda hak ettiği ilgiyi görüyor mu?

Çevreden, ülkedeki ve ülke dışındaki müzikseverlerden gelen geri bildirimler beni motive etti ve albümün kendi içinde söylemek istediği sözü söylediğine dair amacı gerçellenmiş oldu. Bu albümü kaydederken aklımdaki amaç, bu zamana kadar gerek müzikal gerek hayata dair biriktirdiklerimin aktarımı ve ifadesiydi. “Sözünü söylemek” de buradan geliyor. Dört malletın sınırlı duran sınırsızlığıyla konuşmaya gayret ettim, yer yer “ne kalabalık konuşmuşum” diyorum.

Muayene odasında vibrafonu olan hekim

Konser yapamadan albüm yapmak demotive edici olabilirken bu tuzağa düşmemeyi nasıl başardınız?

Pandemide kendime çalmak ve kendimi daha sık kaydederek dinlemek beni motive etti. Hiç bitmeyen öğrenme sürecime yardımcı oldu. Çok fazla konser çalmak yerine enstrümanımda ilerlemeye gayret etmem için bana bir ayna tutmuş olduğunu söyleyebilirim pandeminin. Aslında bir süre sonra her prova bir konser edasında oldu. Birkaç arkadaşımız da bizi dinledi, sadece aynı kayıt odasında bulunmaları bizi motive etti. Belki de motivasyonumuz içten geliyordu, bu sebeplerle akla uygunlaştırarak açıklamış da olabilirim. Aslolan albümün çıkmış olması, sözünü söylemesiydi.

‘Psikoakustik’le hobi olarak ilgileniyorum’

Psikiyatri bilimi belki çalış tekniğinizi değil ama müzik yazma sürecinizi etkiliyor denebilir mi yoksa bu tür önermeler genelde safsata mıdır?

Özgür iradenin ne denli özgür olduğu hususunda bile birçok farklı akademik yayın varken, hiçbir şekilde etkilemediğini söylemek güç olur. Yine de, muayene odasında vibrafonu olan bir hekim olarak; psikoakustik bilimiyle de bir hobi olarak ilgileniyorum. Bu konuda Çağrı Erdem’le çeşitli platformlarda konferanslarımız oldu, yenileri de olacak. Doğaçlama yetisi için beslenmemiz gereken birçok kaynak var, transkripsiyondan dinlemeye; analiz etmeye sayısız yöntem öneriliyor. Yaşananlar ve içselleştirilenler de bunun içinde mevcut. Thelonious Monk’un ruhsal yapısını ve davranışlarının müziğine etkisini kestirmeye çalışırken birçok şeyi farkında olarak ya da olmayarak
içselleştirdiğimi söyleyebilirim.

‘İçsel huzursuzluğun oluşturduğu albüm’


Personel Sağlık Telegram grubumuza ücretsiz Abone ol, günlük haberler cebine gelsin. Tıkla

“Huzursuzluk” albümün çıkış yılına uyan bir isim olsa da bazılarımızda varoluşsal bir veri. Ve yine ilk albüm namına riskli. Neden bu ismi seçtiniz?

Hayatımın başlangıcından bu yana içsel huzursuzlukla baş etmek nâmına kendimi boşlukta bırakmamaya, sürekli bir şeylerle uğraşmaya gayret ettim. Belki de pandemi dönemine dek aynı zamanda iki işle uğraşmamın, ayda 15-20 gece konser çalıp sıfır uyku sabah işe gelmenin, 48 saatlik nöbetlerin ardından tekrar çalmaya gitmemin sebebi de budur; bilemiyorum. Pandemide kendime -ve biraz da Erdem’le kendimize- kalarak bu içsel huzursuzluğun kendini daha da belli etmesiyle oluştu albümün adı. Biraz da Kırklareli’de sıkça karşıma çıkan “Yağmursuz yağmur havası” da etkili oldu. Albüm kapağında görülebilir. Öte yandan, “Kötü Başladık” ile başlayan ve çocukluk dönemi kâbusum “Yıldız & Ay Dede” ile ilerleyen bir albüm benim için tam olarak “Huzursuzluk” oldu. Şimdi bir de “Siyah Güneş” var. Yakında dinleyicilerimizle buluşacak.

Muayene odasında vibrafonu olan hekim

Yazının tamamını Milliyet Sanat’ın nisan sayısında okuyabilirsiniz.

Sercan Yılmaz

banner42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER