Memuriyette hızlı makam sıçramaları ve ortaya çıkardığı sorunlar

Memuriyette hızlı makam sıçramaları ve ortaya çıkardığı sorunlar

Bugünkü yazımızda her kamu görevlisinin sahip olmak için arzu ve istek duyduğu elde etmek ve elde ettikten sonra da buralarda kalmak için çok büyük bedeller ödediği, makamlar ile bu makamların sahibi gibi hareket edilmesinin ortaya çıkardığı sorunları açıklamaya çalışacağız.

Makam nedir ve hangi anlamlara gelmektedir?

İslam Ansiklopedisinin makamla ilgili bölümünde şu ifadelere yer verilmiştir; "Sözlükte "ayak üstü durulacak yer, ikametgâh, mertebe, mevki" gibi anlamlara gelen mak?m kelimesi tasavvuf terimi olarak ahlâk ilkeleriyle sülûkün mertebelerini, velîlerin kabirlerini veya sembolik türbelerini ifade etmektedir. Kur'an'da rabbin, meleklerin, Hz. İbrâhim'in makamından, takvâ sahipleri için güvenli bir makamdan ve kerîm makamdan bahsedilmekte, Hz. Peygamber'in övülmüş bir makam (mak?m-ı mahmûd) sahibi olduğu bildirilmektedir.

Sûfîler, bir makama ulaşmanın geride kalan makamla ilişkiyi kesmek anlamına gelmeyeceğine, aksine ilk kazanılan makamın hayatın sonuna kadar devam edeceğine dikkat çekmişlerdir. Meselâ tövbe hem ilk hem son makamdır. Sabır, şükür, rızâ, zühd gibi makamlar da böyledir. Bazan bir makam iki veya daha fazla makamı içerir; bazan da bir makam bütün makamları kapsayacak kadar etkili ve belirgin olabilir. Makam ve hallerin arasına kesin sınırlar konulmamış, onların bir bütün olarak yaşandığı, geliştirilip güçlendirildiği kabul edilmiştir.

Seyrüsülûkte makamların bir ölçüde sabit bir sıralaması vardır. Makamlar tövbe ile başlar, tevhidle sona erer. Mürşidler sâlikin bir makamı tam olarak gerçekleştirmeden bir sonraki makama geçmesine, meselâ tevekkül makamının hakkını tam olarak vermeden kanaat makamına, tövbe makamının hakkını vermeden inâbe makamına geçmesine izin vermemişlerdir. Çünkü makamlar tam olarak gerçekleştirilmeyip eksik bırakılırsa ilk makamlardaki kusurlar mutlaka ilerideki makamlarda kendini belli edip sülûkü engelleyecektir.

Her makamın belli nitelikleri, gerçekleşme şartları, hikmetleri ve hükümleri, bunlara uygun olarak gerçekleştirilen bir makamın da belli sonuçları vardır. Sâlikin makamlardan bir veya birkaçına ulaşması ölünceye kadar bu makama sahip olacağı anlamına gelmez. Kazanılan makamların kaybedilmesi mümkündür. Öte yandan şarta bağlı olan bir makam şartın ortadan kalkmasıyla sona erer. Meselâ havf ve recâ makamı cennete girene kadar devam eder, cennette havf-recâ söz konusu olmaz."

Memuriyette makam ve ani makam sıçramaları

Bu kadar uzun bir girişten sonra şimdide memuriyetteki makamdan bahsedelim. Memuriyetteki her aşama bir makamdır diyebiliriz. Her makam için asgari şartlar vardır. Eğer birilerinin makam hırsları için asgari şartlar dahi esnetilmeye çalışılırsa sistemsel bozulma kaçınılmaz hale gelecektir.

Diğer yandan, nasıl ki tasavvufta makamlar sindirilmeden bir sonraki makama geçildiğinde arızalar baş gösterirse aynı durum sindirilmeden geçilen hiyerarşik makamlarda da kendini gösterir. Hele hele hiyerarşik makamları jet hızıyla geçenlerde ciddi bir sindirim sorunu başlar. Hatta hem kendinde hem de sistemde hazımsızlık emareleri görülür.

Yine bulunduğu makamları sindirmeden bir ya da birden fazla makama sıçrayanlar da ciddi arızalar çıkmaya başlar. Hele hele istisnai kadrolardan makamlara gelenlerdeki hızlı sıçramalar ortaya çıkacak arızayı katmerlendirir. Buradaki en kritik durum ise arıza sahibinin arızayı çok geç fark etmesi veya göremezden gelmesidir. Bu durumu hastalığın geç fark edilmesine veya görmezden gelinmesine benzetebiliriz.

Makama gelenler makamın sahibi gibi değil emanetçi gibi hareket etmelidirler

Tanımdan da anlaşılacağı üzere, makam ayak üstü durulacak yer ve ikametgâh anlamına da gelmektedir. Siz siz olun makamı daimi ikametgah olarak anlamayın, yoksa ikametgah değişikliği oldukça zor olduğu için sahiplik duygusu galebe çalar. Bu nedenle bazı kamu görevlileri makamı ikametgah olarak anladıkları için bir daha kalkmayacakmış gibi bir davranış sergilerler. Zorunlu ikametgah değişikliğine uğradıkları zamanda neye uğradıklarını şaşırarak adeta dünyaları yıkılır. Halbuki makamlar ayaküstü durulacak yerler olarak algılansaydı bu tür hayal kırıklıkları yaşanmazdı.

Makamların aynı zamanda en temel özelliği emanet olmasıdır. Bir zamanlar ölünceye kadar memuriyette kalma imkanı varmış, hatta çocuklarına dahi verasetle geçebiliyormuş. Ancak, makamlara 657 sayılı Kanun çerçevesinde bakıldığında makamlar yükseldikçe adeta tek ayak üzerinde durulan yerler haline gelmektedir. Bu nedenle hiç kalkmayacakmış gibi makamlara sarılanların makamlardan kaldırılması da oldukça sarsıntılı olabilmektedir. Öyleyse bir emanetçi hassasiyetiyle her an kalkacakmış gibi makamlarda oturmayı öğrenmek gerekiyor.

Yine makamlar milletin emaneti olduğu için makamlarda bulunanlar, yakın oldukları kamusal kaynaklara dikkat etmelidirler. Yani yanında bulundukları kaynaktan ancak müsaade edildiği kadar (mevzuatın müsaade ettiği kadar) kullanabilirler. Boş bulunup ta kaynağı kendinin zannederek kendine veya birilerine tahsis etmeye başlarlarsa hem dünyada hem de ahirette hesabının çok çetin olacağını bilmeleri gerekir.

Makama gelenlere makamdaki kaynakların sahibi gibi davrananlar çok olur

Makama gelenler, ellerinin altındaki imkan ve kaynakları kendilerinin zannına kapılabilirler. Hatta kaynağa ulaşmak isteyen birçok kişi de makamlarda bulunanları makamlara ait kaynakların sahibi havasına sokabilirler. Bu nedenle bir nehir gibi önlerinden akan imkanlar, makamlarda bulunanlar için büyük bir imtihan vesilesidir.

Özellikle makamlara kolay erişenler ve makamların aradığı şartlara haiz olmayanların makamların imkanlarını kullanmaya ve kullandırmaya daha yatkın olduğunu söylemek için kahin olamaya gerek yoktur. Taş atıp ta kolları ağrımadığı için kolay elde edilen makamların bedel ödeme yeri haline dönüşmesi de kaçınılmaz hale gelebilmektedir. Yani her makamın öncesinde veya sonrasında bedel ödenmesi gerekir.

Makamın öncesinde ödenen bedel ya kapı kulu gibi davranacağını izhar etmek, ya kapı kapı dolaşarak boyun bükmek veya makamın gereğini hakkıyla taşımak için bilgi, beceri ve emek harcayarak hazır hale gelmektir.

Makamın elde edilmesinden sonra ise eğer makamın gerekleri bihakkın yerine getirilmeden elde edimişse oluşan boşluk bedel ödemeyle kendini göstermektedir. Şayet makamın gerekleri bihakkın yerine getirilerek makam elde edilmişse ekstra bir bedel ödemeye gerek kalmamaktadır. Uygulamada bu durum ayan beyan görülmektedir. Doğru veya yanlış her talimata kayıtsız şartsız uyanların bilgi, beceri ve emek harcamadan o makamlara geldikleri görülecektir. Bazen bilgi, beceri ve emek harcayarak gelinen makamları bihakkın elde edenlerin de doğru veya yanlış demeden her talimata uyduklarına da şahit olunmaktadır. Bunun en büyük sebebi ise makamları ayak üstü durulacak yer gibi değil de daimi ikametgah gibi algılamalarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, makamların verdiği hazzın daimi hazza dönüşme arzusu ile bu hazzın elden gitmesine tahammül gösterilememesinden kaynaklanmaktadır. Halbuki bütün hazlar geçicidir.

Makamın hulasası nedir?

Makamın hülasası ise "mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, malda yalan mülkte yalan, var birazda sen oyalan" dan ibarettir. Öyleyse makamları devleti alıp devleti satma yeri olarak kullanmak yerine hizmet etmek için bir duraktan başka bir şey olarak görmemek gerekir. Unutmayalım ki yerinden kalkmakta zorlananların altlarında hiçte hoş olmayan kalıntı bırakmaları ve başkalarının görmesinden utanmaları yatmaktadır. Rabbim makamlara hayırla oturup hayırla kalkmayı nasip eylesin, geride utanıp sıkılacak kalıntılar bıraktırmasın.

Yeni Şafak

Sercan Yılmaz

banner43
YORUM EKLE
YORUMLAR
Artık makamın hakkını veren sözleşmeli profosyonel yöneticilerimiz var.
Artık makamın hakkını veren sözleşmeli profosyonel yöneticilerimiz var. - 5 gün Önce

Adı üzerinde onlar profosyonel. Eskiden yöneticiler amatördü. Önce memur olurlar. Sonra görevde yükselme ile şef olurlar. Daha sonra da bir sınava daha girip şube müdürü, hastane müdürü felan olurlardı. Bir kişinin yönetici olması, yaklaşık 10 yıllık deneyim gerektirirdi.

Şimdi bu gereksiz aşamalar kalktı, çok şükür. Akşam yatıp sabaha Başkan veya Başkan Yardımcısı olarak uyanabiliyorsun.

Böyle çok güzel oldu. Hem de eskiden yöneticiler, 7000 veya 10000 liraya bu işi yapıyordu. Şimdiki yöneticiler profosyonel olduğu için en az 18.000 liradan başlayıp 32.000 liraya kadar para alabiliyorsun. Bu çok güzel oldu.

.
. @Artık makamın hakkını veren sözleşmeli profosyone - 5 gün Önce

Öyle Bi anlatmışsın ki bilmeyen de çok iyi olmuş diyecek Bi de alkış patlatacak

Selin
Selin - 5 gün Önce

Bir sağlıkçı olarak Makam koltuğuna bileğinin hakkıyla oturan, bulunduğu makamı egosunu tatmin için kullanmayan idarecilik yeteneği olan gerçekten yönetici olan yöneticiler le çalışmak istiyorum.

3600 EK GÖSTERGE DİYOZ BİZ
3600 EK GÖSTERGE DİYOZ BİZ @Selin - 4 gün Önce

SAĞLIKSEN NE DİYO?

2351 VHKİ 8 YILDIR MAĞDUR SÖZLEŞMEYLE MÜDÜR ATANMAYA DEVAM.
2351 VHKİ 8 YILDIR MAĞDUR SÖZLEŞMEYLE MÜDÜR ATANMAYA DEVAM. - 5 gün Önce

DAYISI OLAN MAKAM MEVKİ GÖZETMEKSİZİN YÜKSELİYOR.YARDIMCI HİZMETLER TEK EK GÖSTERGE VE YAN ÖDEME ALAMAYAN ÇALIŞANLAR.SINAV KAZANDIĞI HALDE VHKİ KADROSU VERİLMEZ SÖZLEŞMEYLE MÜDÜR ATANIR.

Diş hekimi
Diş hekimi - 5 gün Önce

Sayın editör. Kamuda çalışan bir diş hekimi olarak yazıyorum. Malum bu hafta ağız ve diş sağlığı haftası ve yarında diş hekimleri günü. Bu vesile ile yılda bir kez hatırlandığımız bugün temel sorunlarımızı sizin vasıtanız ile iletmek istedim. Gerçekten zor günlerden geçiyoruz. Şöyle bir geçen senelere bakıyorum da devlette her ay performans yapabilmek için kendimizi ne kadar da yıpratmışız. İnanın yeri gelir sabah polikliniğe girdikten sonra bırakın bir bardak çay içmeyi tuvalete çıkacak fırsatını bulamadan öğlen olurdu. Zaten kapıda bekleyen o kadar hastanın arasından tuvalete bile gitmeye çekinirdik... şu covid günleri gelmese farkına bile varmadan yaşlanıp gidecektik. İnanın bir diş hekimi düşünün o kadar zor bir eğitimden geçtikten sonra gerçekten çok küçük ve çalışması çok zor olan bir alanda ince işçilikle bir zanaaatkar gibi çalışsın; bir de devlet hastanesi ve performans denen bir sistemde olabildiğince çok ürün çıkarmak... sanki bir tekstil fabrikasında sipariş yetiştirmeye çalışan o güzelim elişçisi, makinacısı vs gibi... O fabrikada bu hız ile yeri gelir ürünlerde hata çıkar ve sökülüp bazı işler yeniden dikilir.... bizde ise elimizdeki ürün kumaş yerine içinde can olan insan olunca söküp yeniden dikmek gerçekten çok zor oluyor bazen de imkansız... şu an gerçekten hastalarımın dişlerini tedavi etmeyi, ağrısını dindirmeyi o kadar çok özledim ki şu covid salgını yüzünden hastalarımıza virüs yayacak korkusuyla bakmak içimi çok acıtıyor ve derinden üzüyor beni bu durum. Gel gelelim şu performans denen sistem içindeyken mesleğimi yaparken ne hissediyordum... ya da birşey düşünebiliyor muydum bilemiyorum. Sürekli puan sürekli puan. Her hastanın ağzı tedavi olacak bir insan değil sanki... şu tedavi şu kadar puan, şunu yaparsam bu kadar puan.... ay sonu gelir bu kadar puana ne kadar ödeme yapılır belirsizlik. Keşke biraz daha çok yıpratıp biraz daha mı çalışsaydım düşünceleri.... ek ödeme yatar... sürpriz... hastanede yeterince gelir oluşmamış... başka hastanede çalışan arkadaşımı ararım. Aaaa. O kadar puana siz çok almışsınızz.. öbür meslektaşım başka kurumda hiç alamamış ya da tavandan almış... içimizi acıtan ne biliyormusunuz... yatan ek ödemenin az veya çok oluşu değil.... ADALETSİZ olması... insanın içinde öyle bir üzüntü, çaresizlik ve isyan duygusu oluyor ki tarif edilemez... yani anlayacağınız biz ÇOK PARA İSTEMİYORUZ.. adaletli bir sistem içinde eğitimini aldığımız mesleği insanca ve vicdanımız ile uygulayacağımız bir sistem ve ailemize ve evimize EMEKLERİMİZİN karşılığı olan SÖMÜRÜLMEDİĞİMİZ bir sistem içinde HASTALARIMIZA VİCDANIMIZ İLE ama at yarışında gibi değil DÜNYA STANDARTLARINDA günlük ne kadar tedavi yapmamız gerekiyorsa o kadar sürede ve sayıda tedavi yapmak istiyoruz ve onun karşılığında HELALİNDEN kazancı evimize götürmek istiyoruz. PANDEMİDEN ÖNCEKİ PERFORMANS SİSTEMİ İLE DÜNYA KADAR PARA VERSENİZ DE O PARA İÇİN HASTALARIMIZI GERİ DÖNÜLEMEZ TEDAVİLER İÇİNE ATMAK O SİSTEM İÇİNDE BİR DAHA ÇALIŞMAK KESİNLİKLE İSTEMİYORUZ... lütfen lütfen lütfen yetkililer bu feryatlarımızı duyun artık... bu performans sistemi içinde hiçbir tedavi hastalarımıza uzun vadeli şifa getirmesi mümkün değil. SAĞLIK ÇALIŞANLARINA, PARA İÇİN DEĞİL VİCDANLARI İLE ÇALIŞMALARINA MÜSADE EDİN. ZATEN EK ÖDEME VERMEDİĞİNİZ ŞU AYLARDA SAĞLIK PERSONELİNİN TAMAMI CANLA BAŞLA VİCDANLARI İLE ÇALIŞIYORLAR... GÜVENİN ARTIK BİZE....(dişhekimleri gününde bu yazdıklarımı haber yapmanızı rica ediyorum)

1500 TL SEYYANEN ZAM DİYOZ BİZ
1500 TL SEYYANEN ZAM DİYOZ BİZ @Diş hekimi - 4 gün Önce

SAĞLIKSEN NE DİYO?

hatice
hatice - 5 gün Önce

Sanki bu yazı Karabük'den bahsetmiş.

sny
sny - 2 gün Önce

görevde yükselmeyle liyakatımızla şef olduk. ancak amcası dayısı sayesine torpille yönetici olmuş amirlerimiz bizim şefliğimizi hiçe sayıyorlar.hatta bizlerden çok rahatsız olup bizlerle çalışmak istemiyorlar bile. alnının teriyle emeğiyle donanımıyla bir yerlere gelmek artık imkansız oldu.

amcan
amcan - 1 gün Önce

Bir hastaneye yönetici olabilmen için amcanın vekil olması yada bir kamuda bürokrat amcanın olması yeter adam memleketinde hiç bir makama getirilmiyor ancak küçük illere bu kişileri amcalarının aracılığı ile gelip yönetici oluyorlar sonramı ne oluyor bir şey bilmiyorlar bilenin üzerine gidiyorlar o ilin Halkına hizmet yerine o ildeki bütün sorumluları değiştirip kendi memleketlerini sorumlu yapıyorlar işleri güçler gün geçirmek oluyor ve 2023 e giden Ak Partiye oy kaybettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar çünkü ilk hedefleri Ak partiye gönül vermişleri ezmek oluyor ve atandıkları o ilin tek Ak Parti vekilide ve Ak Parti belediye başkanı bu olaylara göz yumuyor o ili tahmin etmişsinizdir


SIRADAKİ HABER