Sağlık Bakanlığı bünyesinde daire başkanı olarak görev yapan bir diş hekimi, görevden alınarak sağlık uzmanı kadrosuna atanmasına ilişkin idari işlemin iptali için açtığı davada Danıştay İkinci Dairesi'nden haklı bulundu. Karar, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığına ve somut gerekçelerle desteklenmesi gerektiğine vurgu yapması açısından büyük önem taşıyor.

Kamu görevlilerinin atanması ve görevden alınması süreçlerinde idareye tanınan takdir yetkisinin sınırları, yargı kararlarıyla sürekli olarak çizilmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı'nda üst düzey bir yöneticilik görevinden alınarak daha alt bir kadroya atanan bir diş hekiminin açtığı dava, Danıştay İkinci Dairesi tarafından verilen kararla emsal niteliği taşıyan bir hukuki sürece dönüştü. Davacının Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nden mezuniyeti sonrası kamu hizmetine başlaması, akademik kariyerinde doçentliğe ulaşması, baştabip yardımcılığı görevini üstlenmesi ve 14/12/2016 tarihinde (mülga) Kamu Hastaneleri Kurumu'na daire başkanı olarak atanması, mesleki yükselişinin önemli basamaklarını oluşturuyor. Ancak, bu kariyer basamaklarının ardından, hakkında herhangi bir soruşturma veya olumsuz bir değerlendirme bulunmamasına rağmen, yalnızca takdir yetkisine dayanılarak görevinden alınıp sağlık uzmanı yapılması, hukuki sürecin fitilini ateşledi.

İlk derece mahkemesi, idarenin takdir yetkisini ön planda tutarak davanın reddine karar vermişti. Mahkeme, davalı idarenin bu yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerini göz ardı ederek kullandığına dair somut bir bilgi veya belge bulunmadığını belirtmişti. Davacı ise bu kararı istinaf yoluna taşıdı ancak Bölge İdare Mahkemesi de ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu reddetti. Bunun üzerine dosya, temyiz incelemesi için Danıştay'a taşındı. Danıştay İkinci Dairesi'nde yapılan değerlendirmede, davacının 9,5 yıllık daire başkanlığı süresi boyunca hizmeti aksattığına veya başarısız olduğuna dair hukuken geçerli herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanılmadığı tespit edildi. Daire, idarenin takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığını, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğunu ve yargı denetimine tabi bulunduğunu hatırlattı. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesi ile memurların naklen atanmaları konusunda idareye tanınan yetkinin, sebep unsuru yönünden de denetlenebileceğine dikkat çekildi. Kararda, idarenin tüm işlemlerinin kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik bir sebebe dayanması gerektiği ve bu sebebin de ortaya konulması gerektiği vurgulandı.

Danıştay İkinci Dairesi'nin 22/12/2025 tarihli ve oyçokluğuyla aldığı kararla, davacının temyiz istemi kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedildi. Kararda, davacının görevden alınmasına neden olacak somut bir gerekçe bulunmadığından, işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı şekilde kullanılan takdir yetkisine dayandığı belirtildi. Bu nedenle, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmedi. Dosyanın, yeniden bir karar verilmek üzere ilgili Bölge İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildi. Karara, takdir yetkisinin kullanımının yerinde olduğunu savunan bir üye tarafından karşı oy da yazıldı. Bu karar, kamu görevlilerinin görevden alınmalarında idarelerin keyfi uygulamalardan kaçınması gerektiğini ve işlemlerin gerekçeli olması zorunluluğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sağlık Bakanlığı gibi kritik bir kurumda, alanında uzmanlaşmış ve üst düzey yöneticilik deneyimi olan bir personelin, hakkında olumsuz bir tespit bulunmadan görevden alınması, kurumsal hafızanın ve liyakat ilkesinin korunması açısından ciddi bir tartışma başlattı.

YÖKAK Uzmanlık Sınavı Yönetmeliği Güncellendi: Yazılı Sınavda 70 Puan Barajı ve Sözlü Sınav Seçeneği
YÖKAK Uzmanlık Sınavı Yönetmeliği Güncellendi: Yazılı Sınavda 70 Puan Barajı ve Sözlü Sınav Seçeneği
İçeriği Görüntüle

Bu içerik, 11 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Personelsaglik.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından derlenmiş ve aktarılmıştır.

Bu emsal karar, sağlık kurumlarında yönetici kadrolarında görev yapan sağlık çalışanlarının görev güvencesi açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Zira karar, idarenin takdir yetkisini kullanırken keyfi davranamayacağını ve işlemlerini somut gerekçelere dayandırmak zorunda olduğunu teyit etmektedir. Bu durum, sağlık çalışanlarının motivasyonunu ve kuruma olan güvenini artırabileceği gibi, idareyi de daha dikkatli ve şeffaf karar almaya sevk edecektir. Ancak, bu tür süreçlerin uzun yargılamalarla sonuçlanması, hem çalışan hem de kurum için yıpratıcı olabilmekte, bu nedenle idari süreçlerin daha adil ve hızlı işlemesi gerektiğini de ortaya koymaktadır.

Kaynak: PersonelSaglik.NET