Kocaeli Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından hazırlanan “Hemşirelerin Yardımlı İntihar Hakkında Görüşleri ile İlgili Bir Çalışma” başlıklı araştırmada, sağlık çalışanlarının yaşamın son dönemine ilişkin en tartışmalı etik başlıklardan birine nasıl yaklaştığı incelendi. Araştırmanın anketleri İzmit Devlet Hastanesi ile Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde yatak başı hemşireliği yapan sağlık çalışanlarına dağıtıldı. Her iki hastanedeki tüm hemşirelere ulaşılması hedeflenmesine rağmen anketlerin yaklaşık üçte biri geri döndü ve çalışma 124 hemşire üzerinden değerlendirildi. Katılımcıların yüzde 73,4’ünün 20-30 yaş grubunda, yüzde 57,3’ünün ise 1-5 yıllık mesleki deneyime sahip olduğu belirtildi.
YÜZDE 36,3’Ü BELİRLİ KOŞULLARDA KABUL EDİLEBİLİR BULDU
Araştırmada hemşirelere, şiddetli ağrı ve acı çeken, iyileşmesi mümkün olmayan bir hastanın ölümüne yardımcı olacak yöntem veya araç talebinin kabul edilip edilemeyeceği soruldu. 124 hemşirenin 45’i, yani yüzde 36,3’ü, belirli koşullarda böyle bir yardımın ahlaki açıdan kabul edilebilir olabileceğini bildirdi. Araştırmacılar bu yaklaşımın katılımcılar tarafından hastanın bilinçli ve özerk seçimine saygı ile insan onurunu koruma düşüncesiyle ilişkilendirildiğini aktardı.
EN ÖNEMLİ GEREKÇE “TEDAVİNİN MÜMKÜN OLMAMASI”
Ötenaziyi kabul edilebilir bulan hemşirelerin gerekçeleri de çalışmada ayrıntılı olarak sıralandı. Katılımcıların yüzde 17,7’si, hastanın tıbbi tedavisinin mümkün olmaması ya da geri dönüşü olmayan bir durumda bulunmasını gerekçe gösterdi. Yüzde 4’ü hastanın ciddi şekilde ıstırap çekmesini, yüzde 3,3’ü ise yaşam kalitesinin çok düşük olmasını tek başına yeterli bir koşul olarak değerlendirdi. Yüzde 11,3’lük grup ise bu koşulların tamamının birlikte bulunmasını gerekçe gösterdi.
YÜZDE 63,7’Sİ KARŞI ÇIKTI
Araştırmaya katılan 79 hemşire, başka bir ifadeyle yüzde 63,7’lik çoğunluk ise ötenaziyi kabul edilemez buldu. Bu grupta en fazla öne çıkan gerekçe yüzde 18,5 ile “yaşamın kutsallığı” oldu. Katılımcıların yüzde 15,3’ü uygulamayı kişisel değerlerine, yüzde 9’u dini inançlarına, yüzde 4,8’i mesleki sorumluluklarına aykırı buldu. Yüzde 15,3’lük kesim ise bütün bu gerekçelerin birlikte etkili olduğunu ifade etti. Araştırmacılar, karşı çıkan hemşirelerin çoğunun insan yaşamını koruma ve sürdürmeyi hemşireliğin temel etik yükümlülüğü olarak gördüğünü kaydetti.
MESLEKİ DEĞERLER DE KARARLARDA ETKİLİ OLDU
Çalışmada hemşirelerin mesleki değerleri ile ötenazi ilişkin görüşleri arasındaki ilişki de incelendi. Katılımcıların mesleki değer sıralamasında eşitlik yüzde 83 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 74,1 ile estetik, yüzde 68,5 ile fedakârlık, yüzde 66,1 ile gerçekçilik, yüzde 59,6 ile insan onuruna saygı ve yine yüzde 59,6 ile adalet izledi. Özgürlük değeri ise yüzde 41,1 oranında belirtildi. Araştırmanın sonuç bölümünde, ötenazi belirli koşullarda kabul edilebilir bulan hemşirelerde fedakârlık değerinin önemli rol oynadığı; kabul edilemez bulanlarda ise adalet değerinin daha belirgin hale geldiği değerlendirmesine yer verildi.
DİNİ İNANÇLARIN ETKİSİ DE ARAŞTIRILDI
Çalışmada dini inançların mesleki kararlara etkisi de sorgulandı. Ötenaziyi kabul edilemez bulan hemşirelerin yüzde 40’ı, inançlarının bu konudaki düşüncelerine kısmen etkisi olduğunu bildirdi. Mesleki kararlarının dini inançlarından hiç etkilenmediğini söyleyenlerin oranı yüzde 21,8 olurken, tamamen etkilendiğini belirtenlerin oranı yüzde 1,9’da kaldı. Araştırmacılar, dini inanç ile ötenaziye ilişkin görüş arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğunu da belirtti.
ARAŞTIRMACILARDAN ETİK VE YASAL TARTIŞMA ÇAĞRISI
Araştırmanın sonuç bölümünde, hemşirelerin yüzde 36,3’ünün şiddetli acı çeken, geri dönüşü olmayan ve yaşam kalitesi çok düşük hastalar açısından ötenaziyi belirli koşullarda ahlaki olarak savunulabilir görmesinin dikkat çekici olduğu vurgulandı. Buna karşılık çoğunluğun yaşamın kutsallığı, kişisel ve mesleki değerler ile mesleki sorumluluklar nedeniyle bu yaklaşımı reddettiği belirtildi. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların ardından hemşirelikte etik eğitimin güçlendirilmesini, ulusal meslek kodlarının geliştirilmesini ve ötenazi konusunun tıbbi, etik, hukuki, sosyal ve dini yönleriyle farklı platformlarda tartışılmasını önerdi. Çalışmanın 1998 yılında gerçekleştirildiği ve 2001 yılında yayımlandığı için bulguların günümüzde Kocaeli’de görev yapan hemşirelerin mevcut görüşlerini yansıtan güncel bir anket olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.




