Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli dört sağlık çalışanı, aynı dönemde yakalandıkları meme kanserine karşı verdikleri ortak mücadeleyle hem kendilerine hem de tüm kadınlara umut oldu.
Kastamonu'da sağlık camiasının yakından tanıdığı hemşireler Serpil Uslu, Ferahnaz Kırkçeşmeli, Rukiye Özkan ve sekreter Şafak Kara'ya 2025 yılında yapılan rutin kontrollerin ardından meme kanseri teşhisi konuldu. Teşhislerin ardından zorlu bir tedavi sürecine giren dört arkadaş, ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi aşamalarında birbirlerine verdikleri destekle bu süreci dayanışma içinde atlattı.
Kadınlar, tedavilerinin büyük bir bölümünü tamamlamanın verdiği moral ve motivasyonla, yakınları ve mesai arkadaşlarının da katıldığı bir kutlama programında bir araya geldi. Kentteki bir restoranda düzenlenen etkinliğe pembe kıyafetleriyle katılan dört sağlık çalışanı, pembe balonları gökyüzüne bırakarak sağlıklarına kavuşmanın sevincini doyasıya yaşadı. Programa katılan Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Küçükyılmaz da kadınların bu anlamlı gününe ortak olarak moral verdi.
Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 31 yıllık hemşirelik deneyimi bulunan Serpil Uslu, hastalığını kendi kendine yaptığı kontrol sırasında fark ettiği bir kitlenin ardından yapılan tetkiklerle öğrendiğini belirtti. Uslu, biyopsi, ameliyat, kemoterapi ve radyoterapiyi içeren çok yönlü bir tedavi sürecinden geçtiğini ve bu süreçte ailesinin yanı sıra aynı kaderi paylaşan arkadaşlarının desteğinin kendisi için hayati önem taşıdığını ifade etti. Uslu, 'Bu yolculukta tek olmamak belki de bizim en büyük avantajlarımızdan biriydi. Birbirimize destek olduk. Yeri geldi birlikte ağladık, birlikte güldük. Dördümüz birbirimize maddi ve manevi destek vererek bu yola devam ettik.' sözleriyle yaşadığı dayanışmayı anlattı. Tedavisinin tamamlandığını ve kısa bir dinlenme döneminin ardından mesleğine dönmeyi planladığını dile getiren Uslu, erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne vurgu yaparak, 'Ben çok erken yakaladığım için çok daha güzel sonuçlar aldım. Erken teşhis çok önemli.' şeklinde konuştu.
Hastanede sekreter olarak görev yapan Şafak Kara ise kanser teşhisinin yıllık kontrolü sırasında çektirdiği mamografi sonucunda konulduğunu söyledi. Daha önce mamografi çektirmekten çekindiğini itiraf eden Kara, tüm kadınlara kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu. Teşhisin hemen ardından İstanbul'da ameliyat olduğunu ve 17 gün sonra kemoterapi tedavisine başladığını anlatan Kara, bu sürecin kendisine hayata farklı bir pencereden bakmayı öğrettiğini ifade etti. Kara, 'Çok üzüldüm, çok ağladım ama belki de bu bana bir şanstı. Çünkü bu süreçte tek başıma olsam bu kadar güçlü olamazdım.' diyerek arkadaşlık bağlarının gücüne dikkat çekti.
Hastanede 38 yıldır hemşirelik yapan Ferahnaz Kırkçeşmeli ise hayatının ikinci kez kanserle mücadeleyle geçtiğini belirtti. İlk kanser teşhisini 2017'de alan Kırkçeşmeli, ameliyat ve kemoterapinin ardından düzenli kontrollerine devam ettiğini söyledi. Arkadaşlarının meme kanserine yakalandığını öğrendikten sonra onlara destek olmaya çalışırken, kendisinin de yeniden kansere yakalandığını öğrendiğini aktaran Kırkçeşmeli, 'Ameliyat oldum, radyoterapi aldım. Şu anda kontrollerim ve tedavilerim devam ediyor. Kabullenmek zor, yaşamak zor, içinde olmak zor. Ama ailem, kardeşlerim, eşim ve dostlarım sayesinde bunu çok güzel atlattım.' dedi.
Hastanede 25 yıldır çalışan hemşire Rukiye Özkan da tedavisinin büyük ölçüde tamamlandığını ifade etti. Arkadaşlarının yaşadığı zorlu süreci yakından takip ederken kendisinin de aynı teşhisi aldığını belirten Özkan, 'Dört arkadaş birlikte başladık. Ben onları takip ettim. Hüzünleriyle hüzünlenirken aynı duruma düştüm. Bugün de burada mutluluğumuzu birlikte paylaşmak için geldik. Mutluyum, iyiyim. İyi olacağıma da inanıyorum.' diyerek yaşadığı duygusal süreci özetledi.
Kadınların tedavi sürecini yöneten Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi ve Meme Ünitesi Sorumlusu Zeycan Kübra Cevval, teşhis sürecindeki zorlu anları paylaştı. İlk olarak Şafak Kara'nın mamografisinde kitle tespit ettiğini belirten Cevval, ilerleyen aylarda diğer arkadaşlarına da meme kanseri teşhisi konulduğunu söyledi. Hastalarıyla daha önceden mesai arkadaşı olarak tanıştığını dile getiren Cevval, 'Onlara bu haberi ilk aşamada veren ben olduğum için gerçekten çok zordu. Birlikte meme kanseri tanısı aldılar ama dördü de o süreçte birbirine gerçekten çok destek oldu.' ifadelerini kullandı.
Meme kanserinde erken teşhisin hayati önemine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Zeycan Kübra Cevval, kadınlara ulusal tarama programı kapsamında düzenli mamografi çektirmeleri çağrısında bulundu. Mamografinin meme kanserinin erken evrede tespit edilmesinde kritik bir role sahip olduğunu vurgulayan Cevval, bu dört kadına da mamografi ve ultrasonun ardından erken evrede tanı konulduğunu belirtti. Cevval, 'Tüm kadınlara sesleniyorum, mamografiden korkmayalım. İki senede bir mamografi çektirelim. Hiçbir ağrımız ya da belirtimiz olmasa bile tarama amacıyla kontrollerimizi yaptıralım.' dedi.
Bu haber, Personelsaglik.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından bugün derlenmiş ve aktarılmıştır.
Bu yaşanmış dayanışma öyküsü, sağlık çalışanlarının sadece hastalara değil, birbirlerine de şifa dağıtabilen fedakar bireyler olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Ancak sağlık çalışanlarının kendi sağlıklarını koruma konusunda da topluma örnek olmaları ve kurumların da bu tür durumlarda çalışanlarına psikolojik ve sosyal destek mekanizmalarını daha da güçlendirmesi, bu tür mücadelelerin başarıya ulaşmasında kritik bir unsur olarak öne çıkıyor.





