Personel Sağlık.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından derlenmiş ve aktarılmıştır. Türkiye'nin kamu istihdam tablosunda dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın (SBB) resmi verileri, sözleşmeli personel sayısında üç aylık dönemde 26 bin 599 kişilik bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. Bu düşüşün, istihdam kaybından ziyade, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamındaki personelin kadroya geçiş hakkını kullanmasından kaynaklandığı belirtiliyor.
SBB tarafından yayımlanan 'Kamu Sektörü İstihdam Sayıları' verilerine göre, sözleşmeli personel (4/B) sayısı 2026 yılı Mart ayında 446 bin 400 iken, Haziran ayında 419 bin 801'e geriledi. Bu düşüş, yüzde 6'ya yakın bir orana tekabül ediyor. Aynı dönemde kadrolu personel (4/A) sayısının 3 milyon 534 bin 981'den 3 milyon 582 bin 25'e yükselmesi ise 47 bin 44 kişilik bir artışa işaret ediyor. Sözleşmeli personeldeki azalmanın büyük bölümünün, kadrolu personeldeki artışla örtüşmesi, bu durumun bir statü değişimi olduğunu gösteriyor.
Kadroya Geçişin Perde Arkası: 7433 Sayılı Kanun ve 3 Yıl Şartı
Bu sayısal değişimin arkasında, kamuoyunda yeterince bilinmeyen ancak binlerce kamu çalışanını yakından ilgilendiren bir düzenleme bulunuyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında çalışan sözleşmeli personel, aynı kurumda kesintisiz olarak 3 yıllık çalışma süresini tamamlaması halinde, talebi doğrultusunda kadrolu memur (4/A) statüsüne geçebiliyor. Bu hak, 7433 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesinin dördüncü paragrafında yapılan değişiklikle düzenlenmiş durumda. Buna göre, 29 Kasım 2022 tarihi ve sonrasında göreve başlayıp aynı kurumda kesintisiz 3 yılını dolduran sözleşmeli personel bu haktan yararlanabiliyor.
Kadroya geçiş sürecinde dikkat edilmesi gereken kritik bir detay var: Personelin, 3 yıllık sürenin dolmasının ardından 30 gün içinde bağlı bulunduğu birime yazılı dilekçeyle başvurması gerekiyor. Bu süreyi kaçıranlar, hakkını kaybediyor. Başvuru sonrasında atama işlemleri en geç 60 gün içinde tamamlanıyor. Kadroya geçen personel için aday memurluk hükümleri uygulanmıyor. Ayrıca, kadroya geçenlerin aynı yerde en az 1 yıl daha görev yapma zorunluluğu bulunuyor; bu süre içinde sadece can güvenliği ve sağlık mazeretiyle nakil talep edilebiliyor. 2022 sonu ve 2023 başında sözleşmeli olarak göreve başlayan personelin 3 yıllık sürelerini 2026 yılı içinde doldurmaya başlaması, bu çeyrekteki düşüşün ana nedeni olarak öne çıkıyor.
Statü Değişiminin Getirdiği Haklar ve Beklentiler
4/B statüsünden 4/A'ya geçiş, yalnızca bir unvan değişikliği olarak algılanmamalı. Bu geçiş, sözleşmeli personelin aksine kadrolu memurlara önemli özlük hakları kazandırıyor. Kurumlar arası yer değiştirme hakkı (belirli bir süre sonunda) ve kurum içi görevde yükselme ile unvan değişikliği sınavlarına katılma imkanı, bu hakların başında geliyor. Bu nedenle sözleşmeli personel için kadroya geçiş, istihdam kaybı değil, statü ve haklar açısından net bir iyileşme anlamına geliyor. Kadrolu personeldeki artışın sözleşmeli personeldeki düşüşten daha yüksek olması, bu artışın yalnızca 4/B'den 4/A'ya geçişlerden değil, aynı zamanda yeni memur alımlarından da beslendiğini gösteriyor. Nitekim Haziran 2026 döneminde Adalet Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve üniversiteler gibi çeşitli bakanlık ve kurumlarda devam eden kadrolu ve sözleşmeli personel alım ilanları da bu tabloyu destekliyor.
Gelecek Döneme Bakış: Dönüşüm Devam Edecek
Kamuda sözleşmeli personel sayısındaki bu düşüş, ilk bakışta bir istihdam daralması izlenimi verse de, aslında 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamında yürürlükte olan '3 yılını dolduran sözleşmeliye kadro' uygulamasının doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. 2022 sonundan itibaren sözleşmeli statüde göreve başlayanların 3 yıllık sürelerini tamamlamasıyla bu geçişlerin önümüzdeki çeyreklerde de sürmesi bekleniyor. Bu durum, kamu personel rejimindeki dönüşümün bir göstergesi olarak kayıtlara geçiyor.
Bu dönüşümün sağlık sektörüne yansımalarına bakıldığında, özellikle sağlık kurumlarında sözleşmeli çalışan personelin kadroya geçişi, hem çalışanların özlük hakları hem de kurumların personel istihdamı açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Kadroya geçen sağlık çalışanlarının motivasyonunun artması, sağlık hizmetlerinin kalitesine olumlu katkı sağlayabilir. Ancak, bu geçişlerin kurumlarda geçici bir personel eksikliğine yol açabileceği ve hizmet sunumunda aksamalara neden olabileceği de göz ardı edilmemelidir. Sağlık Bakanlığı'nın bu süreci iyi yönetmesi, hem çalışan memnuniyeti hem de hizmet sürekliliği açısından büyük önem taşımaktadır.