Kalp kapak hastalıkları, kardiyovasküler sistemin işlevselliğini doğrudan etkileyen ve tedavi edilmediği takdirde ciddi morbidite ve mortaliteye yol açabilen önemli klinik tablolardır. Kalp ve Damar Cerrahisi alanında uzmanlığıyla tanınan Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, kalp kapakçığı ameliyatlarının günümüzde bilimsel gelişmeler ışığında yüksek başarı oranlarıyla gerçekleştirildiğini ve hastaların uzun dönem yaşam beklentisini belirgin şekilde artırdığını belirtmektedir.

Akciğerde Nodül Çoğu Zaman Belirti Vermeden İlerleyebilir
Akciğerde Nodül Çoğu Zaman Belirti Vermeden İlerleyebilir
İçeriği Görüntüle

Kalp kapakları; mitral, aort, triküspit ve pulmoner kapaklar olmak üzere dört ana yapıdan oluşur ve bu kapakların temel görevi, kanın kalp içinde tek yönlü ve düzenli akışını sağlamaktır. Kapaklarda gelişen darlık (stenoz) veya yetmezlik (regürjitasyon) durumları, kalbin hemodinamik dengesini bozarak kalp kası üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Bu patolojiler zamanla sol ventrikül bazende sağ ventrikül fonksiyonlarında bozulmaya, pulmoner hipertansiyona ve ileri evre kalp yetmezliğine neden olabilmektedir.

Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, kalp kapak hastalıklarının etiyolojisinde romatizmal kalp hastalığı, dejeneratif değişiklikler, enfektif endokardit, konjenital anomaliler ve ileri yaşa bağlı yapısal bozulmaların önemli rol oynadığını vurgulamaktadır. Klinik belirtiler çoğu zaman hastalığın ileri evrelerinde ortaya çıktığından, erken tanı için düzenli kardiyolojik değerlendirme büyük önem taşımaktadır.

Kalp kapakçığı ameliyatı, kapak patolojisinin derecesine ve hastanın klinik durumuna göre kapak onarımı veya kapak değişimi şeklinde planlanmaktadır. Kapak onarımı, mümkün olan vakalarda öncelikli olarak tercih edilmekte; çünkü doğal kapak yapısının korunması, uzun dönem hemodinamik avantajlar sağlamaktadır. Ancak ileri derecede yapısal bozulma saptanan hastalarda mekanik veya biyoprotez kapaklarla değişim cerrahisi kaçınılmaz hale gelmektedir. Prof. Dr. Beşoğul, hasta bazlı değerlendirme yapılarak en uygun cerrahi stratejinin belirlenmesinin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini ifade etmektedir.

Güncel cerrahi uygulamalarda, gelişmiş görüntüleme teknikleri ve multidisipliner yaklaşım ön plana çıkmaktadır. Ekokardiyografi, kardiyak MR ve bilgisayarlı tomografi gibi tanı yöntemleri sayesinde kapak patolojileri ameliyat öncesinde ayrıntılı olarak analiz edilebilmekte, cerrahi planlama daha güvenli ve öngörülebilir hale gelmektedir. Prof. Dr. Yavuz Beşoğul’un klinik pratiğinde, cerrahi sırasında miyokard korunmasına ve minimal doku hasarına özel önem verilmektedir.

Postoperatif takip süreci, cerrahi müdahalenin uzun vadeli başarısı açısından kritik bir aşamadır. Antikoagülan tedavi gereksinimi, enfeksiyon profilaksisi ve düzenli kardiyolojik kontroller, hastanın yaşam kalitesini ve cerrahi sonuçların sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemektedir. Prof. Dr. Beşoğul, ameliyat sonrası dönemde hasta eğitiminin ve yaşam tarzı düzenlemelerinin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamaktadır.

Kalp kapakçığı ameliyatları, günümüzde koltukaltından minimal girişimle üstelik vücudun başka hiç bir yerine kesi yapmadan gerçekleştirilebilmektedir. Bu doğru endikasyonla ve deneyimli cerrahlar tarafından uygulandığında, hastalara uzun süreli fonksiyonel iyilik hali ve artmış yaşam beklentisi sunmaktadır. Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, kalp ve damar cerrahisindeki bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek, kanıta dayalı ve hasta odaklı tedavi yaklaşımlarıyla kalp kapak hastalıklarının etkin yönetimine katkı sağlamaya devam etmektedir.