657 sayılı Kanun’un 127. maddesinde yapılan düzenlemeyle disiplin cezası zamanaşımı netleştirildi: Fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ceza verilmezse zamanaşımına uğrar. Ancak yargı kararıyla iptal edilen cezalarda idareye, kararın tebliğinden itibaren en geç 6 ay içinde yeniden ceza tesis etme yetkisi tanındı.
Dün yürürlüğe giren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu değişikliğiyle (7573 sayılı Kanun, 29 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete) bu tartışmalarında fitilini ateşledi.
Bir kamu görevlisi tarafından paylaşılan twitte şu çarpıcı soru soruldu:
“İlk cezada mevzuata uymayan, mahkemeleri gereksiz yere meşgul eden ve kamu zararı oluşturan idarecilere görevi kötüye kullanma suçu ve rücu davası açılacak mı?”
Mesaj hızla yayıldı, binlerce görüntülenme aldı ve kamu çalışanları arasında büyük yankı uyandırdı.
Resmi bir talep metninde ise durum çok daha net ve sert bir dille ortaya konuyor:
“Aynı konuda defalarca iptal kararı verilmiş olmasına rağmen, yerleşik içtihatlara ve temel hukuk ilkelerine aykırı işlemler tesis edilmeye devam ediliyor. Bu işlemler kamu görevlilerini zorunlu olarak yargı yoluna sevk ediyor. Açılan davalarda idare aleyhine hükmedilen vekâlet ücretleri, yargılama giderleri, faiz ve parasal haklar doğrudan kamu bütçesinden karşılanıyor. Bu zarar öngörülemez bir ihtilaftan değil; baştan hukuka aykırılığı bilinen işlemlerden kaynaklanıyor!”
Bu kararlar defalarca idare mahkemeleri ve Danıştay tarafından iptal edilmesine rağmen, aynı hukuki hatalar aynı gerekçelerle tekrar tekrar yapılıyor. Sonuç: Devlet bütçesinden milyonlarca lira vekâlet ücreti, yargılama gideri, yasal faiz ve parasal hak ödemesi çıkıyor.
Talep çok net: Açıkça hukuka aykırı olduğu yargı kararlarıyla sabit işlemler nedeniyle idare tarafından ödenen tüm tutarların (vekalet ücretleri, giderler, faiz dahil) kusurlu idari amirlere rücu edilmesini sağlayacak bağlayıcı bir yasal veya idari düzenleme acilen hayata geçirilmeli. Bu adımın hem kamu zararını durduracağı hem de idarede hukuka uygunluk kültürünü kökleştireceği belirtiliyor
.Uzmanlar da aynı görüşte: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Anayasa Madde 129/5 ve Türk Ceza Kanunu Madde 257 (görevi kötüye kullanma) hükümleri gereği, ağır kusur halinde rücu ve cezai sorumluluk yolu açık. Danıştay’da emsal kararlar mevcut, ancak idareler genellikle “takdir yetkisi” gerekçesiyle rücudan kaçınıyor.
Bu ihmalkâr tutum, sorunu sistemik bir krize dönüştürmüş durumda. Kamu çalışanları arasında artık sesler yükseliyor: “Bu israf devam ederse kamu maliyesi daha da zora girer. Her vatandaşın cebinden çıkan paralar neden hukuksuzlukların bedelini ödemek zorunda kalıyor?”




