Sağlık Bakanlığı hekim ve uzman hekim açığını hızla kapatmak için son birkaç yılda kliniklerdeki eğitici kadro ve hizmet kapasitesini gözardı ederek yüksek sayıda asistan hekim kadrosu açtı.

2016’da 23 bin 149 olan asistan hekim sayısı, 2020’de 33 bin 372’e çıktı. 2023’te 48 bini aştı. Bu yüzde 108’lik artış anlamına geliyor.

Kayıtlı öğretim üyesi sayısı 17 bin civarında görülse de hepsi uzmanlık eğitimi vermiyor. 7–10 bin eğitmen olduğu tahmin ediliyor. Buna göre birçok klinikte eğitici başına düşen asistan sayısı beş-yedi aralığında. Bu nitelikli uzmanlık eğitimi için yeterli görünmüyor.

Hal böyleyken bazı vakıf üniversitelerinin tıpta uzmanlık eğitiminde sorun daha da büyük. Kağıt üstünde görünse de eğitim verecek kadroları yok. Buna rağmen kadrolar açılıyor, tıpta uzmanlık sınavıyla asistan hekim alınıyor. Bazı ‘öğretim üyeleri’yse asistan hekimin eğitimiyle uğraşmak istemiyor.

Balon kadrolar

Peki bu nasıl oluyor? Tıpta uzmanlık eğitiminin planlanma ve denetimini Tıpta Uzmanlık Kurulu (TUK) yapıyor. 16 üyeli TUK’da hekim meslek örgütü olan Türk Tabipleri Birliği sadece bir üyeyle temsil edilebiliyor.

Aslında mağdur asistan hekimler defaatle TUK ve YÖK’e bu sorunu bildirdiler, şikayetçi oldular. Ancak henüz ortada çözüm yok.

Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne dermatoloji uzmanlık eğitimine başlayan, adını vermek istemeyen bir asistan hekim, konuyla ilgili Diken’e konuştu:

“Altı aydır dermatolojiye dair tek bir eğitim almadım. Evde kitap okuyarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Zaman kaçıyor. Üniversitenin afiliye hastanesi (uygulama hastanesi) olan Medical Park Bahçelievler’de fiilen çalışan bir öğretim üyesi bulunmuyor.

‘Öğretim üyesi’ diye bildirilen hoca hastanede görev yapmıyor. Kliniği hemen hastanenin yanında. Bence denetim olursa, hızlıca hastaneye gelebilmek için…”

Nipah Virüsü Küresel Sağlık Güvenliğini Tehdit Ediyor
Nipah Virüsü Küresel Sağlık Güvenliğini Tehdit Ediyor
İçeriği Görüntüle

‘Bir şeylerin üstü mü kapatılıyor?’

Asistan hekim, başta Sağlık Bakanlığı’nın bu durumdan haberi olmadığını, bildirildiğinde sorunun hızla çözüleceğini düşünmüş. Ancak aylardır uğraşmasına, bakanlıktan TUK üyelerine kadar ulaşabildiği herkese anlatmasına rağmen yol alamamış:

“Ya bir şeylerin üstü kapatılıyor ya da ne yapacaklarını bilmiyorlar diye düşünmeye başladım. Dermatolojide iki asistanız. Plastik cerrahide iki, radyolojide bir asistan var.

Radyolojide afiliye hastanede çalışan bir hekim yalnızca ultrasonografi yapıyor. Manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi (BT) gibi kesitsel görüntüleme olmadığı için asistan eğitimi fiilen mümkün değil. Plastik cerrahide de eğitimci yok. Dışarıdan gelen hekimler yalnızca estetik vakalar yapıyor.”

TUK denetime diş hekimi yolladı

Eğitim kadrosu ve fiziki koşulları olmayan kliniğin, ‘eğitim kliniği’ statüsünden çıkarılmasını, asistan hekimlerinse eğitim alabilecekleri başka merkezlere nakledilmesini beklediklerini belirten asistan hekim, şöyle devam etti:

“Hacettepe Tıp Fakültesi mezunuyum, idealist ve çalışkan bir öğrenciydim. Böyle bir durumla karşılaşmayı beklemiyordum.

Sorunu anlatmak için her ay Ankara’ya TUK’a gittim. Başka arkadaşlar da TUK’a başvurdu. Yaptığımız başvurulardan dört ay sonra denetime diş hekimi yolladılar. Denetime gelen kişinin diş hekimi olması bende ciddi güvensizlik yarattı.

Ocak başındaki TUK toplantısında, eğitimin hiçbir koşulu bulunmayan kliniğin kapatılmasını bekliyorduk. Ancak ne kapatma kararı çıktı ne de görevlendirme yapıldı.”

Özel hastane hastaları asistan hekim istemiyor

Diken’in kaynaklarından ulaştığı bilgiye göre Arel, Haliç, Üsküdar, Bahçeşehir tıp fakültelerinin de bazı bölümlerinde benzer sorunlarla karşıladı veya halen sürüyor.

Yeni Yüzyıl Üniversite’nin uygulama hastanesi olan Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi ise Medical Park Hastaneler grubuna satıldı. Buradaki asistan hekimlerin çalışma izinleri iptal edildi. Eğitimleri üniversite tarafından sözlü bildirimlerle fiilen durduruldu. TUK’a bireysel başvurularına rağmen henüz bir adım atılmadı.

Adını vermek istemeyen bir başka asistan hekim Haliç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dermatoloji asistanı. Haliç Üniversitesi Tıp Fakültesi Şişli Memorial Hastanesiyle afiliye. Konuştuğumuzda hocası üç gündür tatilde olduğu için o da evdeydi:

“Evde oturuyor, hocamın dönmesini bekliyorum. Hastanede çok fazla eksik var yani. Cihazların birçoğu eksik. Herhangi bir işlem yapamıyorum. Bazı hastalara bakamıyorum bile.

Hastaların bazıları beni görünce, ‘Ben bu kadar para verip bunun için gelmedim’ deyip odayı terk ediyorlar. Hasta çeşitliliği az. Dermatolojinin en basit hastalıklarını görebiliyorum.

Hastane çalışanlarına asistan hekim olduğumu anlatmak üç ay sürdü. Hastane yönetimi hiçbir şekilde çalışanlara bilgi vermiyor.

İyi bir sıralamayla buraya girdim. Sağlık Bakanlığı buraya kadro açmış. Onların güvencesindeyim diye düşünmüştüm.

Kimsenin umrunda değilmiş. Tekrar TUS’a girersem bütün emeklerim boşa gidecek.”

Haliç Tıp Fakültesi’nde bir-bir buçuk yıldır evde oturan asistan hekimler var. Hiçbir eğitim almadan başka hastanelere geçirilmek için bekliyorlar.

Asistan hekimlerin tek mağduriyetleri uzmanlık eğitiminden mahrum bırakılmaları değil. Maaşları da çok düşük. Vakıf üniversiteleri asistan hekim maaşlarını kendileri belirliyor. Bu konuda belli bir standart yok.

‘Eğitim verme yetkileri alınmalı’

İstanbul Tabip Odası (İTO) Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Oruç, son dört-beş ayda birden fazla vakıf üniversitesindeki asistan hekimlerden ‘skandal’ düzeyinde başvurular geldiğini söyledi:

“Aslında kağıt üzerinde eğitici kadro görünüyor. Ama aktif kadro olmadığını öğreniyoruz. Bu kliniklerin eğitim verme yetkisinin alınıp, asistan hekimlerin uygun yerlere gönderilmesi gerekiyor.”

Asistan hekimlerin şikayetlerinin bir yılı aşan süredir çözümsüz bırakıldığını belirten Oruç, ‘afiliye hastane’ uygulamasının, tıpta uzmanlık eğitiminin özel hastaneler tarafından istismar edildiği bir modele dönüştüğünü söyledi. Çünkü özel hastaneler böylece ‘üniversite hastanesi’ olarak ‘prestij’ kazanıyor. Üniversite hastanesinin olmasının bir diğer koşulu SGK ile anlaşma yapması. Böylece SGK’dan hasta ve ilave ücret alabiliyorlar.

Oruç, “Tıp eğitiminin sağlık piyasasının insafına terk edildi” dedi.

Oruç sadece vakıf vakıf üniversitelerinde de değil, kamu eğitim ve araştırma hastanelerindeki uzmanlık eğitiminde de çok büyük sorunlar olduğunu söyledi: “En büyük sorun eğitici başına düşen asistan hekim sayısının yüksekliği. Bu nitelikli eğitimi engelleyen faktörlerin başında yer alıyor.”