Türkiye’de doğurganlık düşüşünün arkasında geçim sıkıntısı ve çocuk bakımına erişim sorunu öne çıktı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporuna göre son dört yıldaki doğurganlık kaybının yüzde 75.9’u ikinci çocuğa geçişteki düşüşle ilişkili.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı ‘Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler’ raporuna göre, dar gelirli hanelerin tüketim harcamalarının yüzde 67.9’u konut ve gıdaya giderken, 15 yaş altı çocuk bakım sorumluluğu bulunan çalışanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmeti kullanmıyor. Raporda, ailelerin çocuk sahibi olabilmesi için bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, konut maliyetlerinin azaltılması ve iş güvencesinin güçlendirilmesi önerildi.
GIDA MASRAFI ZORLUYOR
Rapora göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2014’te kadın başına 2.19 çocukken 2025’te yaklaşık 1.42’ye geriledi. Birinci çocuğunu yapan kadınların ikinci çocuğa geçiş oranı 2013’te 0.906 iken 2025’te 0.712’ye geriledi. Son dönemdeki düşüşte en belirleyici etken ise ilk çocuktan sonra ikinci çocuğa geçişin azalması oldu. 2021-2025 dönemindeki doğurganlık kaybının yüzde 75.9’u bu düşüşle ilişkilendirildi.
Kira, gıda, eğitim ve bakım masrafları ailelerin çocuk sahibi olma kararını zorlaştırıyor. İlk çocuğun ardından ikinci bir çocuğun giderlerini karşılayamama kaygısı büyüyor. Raporda, çocuk yetiştirmenin ekonomik yükünün yanı sıra bakım sorumluluğunun da ailelerin kararlarında etkili olduğu vurgulandı.
Özellikle küçük çocuğu olan kadınların çalışma hayatında kalması zorlaştı. Hanesinde üç yaşından küçük çocuk bulunan 25 ila 49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26.9. Aynı durumdaki erkeklerde bu oran yüzde 90.9’a ulaştı. Raporda, uygun fiyatlı çocuk bakım hizmetlerinin artırılması ve doğum sonrası işe dönüşün desteklenmesi önerildi.
DAR GELİRLİ KİRAYA ÇALIŞIYOR
En düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin tüketim harcamalarının yüzde 38.7’si konut ve kiraya, yüzde 29.2’si gıdaya ayrıldı. Böylece iki temel harcama kalemi bütçenin yüzde 67.9’unu oluşturdu. En yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimde ise bu oran yüzde 38.1’de kaldı. Kiracılık da özellikle düşük gelir grubunda yaygınlaşıyor. Rapora göre bu gruptaki kiracılık oranı, 2014-2024 döneminde yüzde 24.5’ten yüzde 36.7’ye yükseldi.
Çalışma, konut maliyetlerinin aile kararlarını hem bugünkü harcamalar hem de geleceğe ilişkin belirsizlik üzerinden etkilediğini belirtiyor. Kira ve temel ihtiyaçlara ayrılan pay büyüdükçe ikinci çocuğa ayrılabilecek kaynak daralıyor. Eğitim giderlerinin yıllar içinde ne kadar artacağına ilişkin kaygı da bu hesaba ekleniyor. Ağustos 2026’da eğitim hizmetlerindeki yıllık fiyat artışı yüzde 53.44 ile genel enflasyonun (yüzde 31.51) yaklaşık 22 puan üzerinde kaldı.
Merve Şişman - NEFES




