SES'den yapılan açıklama;
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından iş sağlığı ve güvenliği konuları ile ilgili sistemsel ve mevzuat düzenleme çalışmaları yapıldığını sehven öğrenmiş durumundayız. Çünkü çalışanların temsilcilerini yani sendikaları, meslek örgütlerini yok sayan bizleri dışarıda bırakan ama sermayeyi temsil eden tüm kurum ve kuruluşlarla politika ve tutum belirleyerek, iş kazalarının ve işçi cinayetlerinin hız kesmeden devam etmesine göz yumman bir Çalışma Bakanlığı var karşımızda.
Her mevzuat değişikliğinde mücadeleyle kazandığımız haklarımızın birer birer budanmasına, ortadan kaldırılmasına tanık olduk. Şimdi de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının hastanelerin tehlike sınıfına dair düzenleme yapacağı; hastaneleri “çok tehlikeli” sınıftan “tehlikeli” sınıfa indireceğine dair bir düzenlemenin peşinde olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız.
Bizler, ERSİN Arslan’ı, Zafer Açıkgözoğlu’nu, Ekrem Karakaya’yı, pandemide ve 6 Şubat depreminde yitirdiklerimizi, psikolojik şiddete uğrayarak tükenen ve hayatına son veren genç sağlık emekçilerini “çok tehlikeli olan”, sağlık üretenleri bile koruyamayan çalışma ortamları olan hastanelerde, alınmayan önlemler nedeniyle kaybettik.
Güvercin tedirginliğiyle, yüreği pır pır ederek sabah mesaiye ya da nöbete gelen her sağlık emekçisi, hastanelerin “çok tehlikeli” çalışma ortamları olduğunu yaşayarak ve deneyimleyerek öğrendi. Bilimsel yöntemlerle yapılan çalışmalar, risk değerlendirmeleri; 7/24 sürekli hizmet üretilen; kimsayal maddeler, biyolojik ajanlar, radyasyon, radyoaktif madde, ergonomik riskler, psikolojik riskleri, hatta ve hatta pompalı tüfekler, palalar gibi silahlarla donanmış vandalların şiddetine maruz kalan sağlık emekçilerinin çalıştığı yerler “çok tehlikeli değil” demek nasıl bir vicdansızlıktır.
Birgün bile gece çalışmamış, makam odalarındaki sıcak koltuklarında politika ve tutum belirleyen bürokratların iki dudağından çıkan kelimelere “yaşam hakkımızı” teslim edemeyiz elbette. Alınmayan önlemler nedeniyle yitirdiğimiz çalışma arkadaşlarımızın anısına saygı duymak yetmez. Onlara “yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” sözümüz var. Bu sözün gereğini yapmak zorundayız ve bu nedenle Bakanlığın işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatta aleyhimize olacak düzenlemelerine karşı durmak için tüm sendikaları, meslek örgütlerini SES çıkarmaya, davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygılarımızla. 11/01/2026
SES GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU