Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, TÜİK ve Enstitü Sosyal işbirliğinde yürütülen kapsamlı araştırma, 12 ilde 10 bin 408 vatandaşla yapılan yüz yüze görüşmelerle evlilik ve doğurganlık eğilimlerini üç kuşak boyunca inceledi. Ortaya çıkan tablo, evlilik kurumunun toplumdaki yerini koruduğunu ancak özellikle gençler arasında belirgin bir dönüşüm yaşandığını gözler önüne seriyor.
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, üçüncü kuşakta evlenmeyi düşünmeyenlerin oranının yüzde 40'a yaklaşması oldu. Bu veri, Bakan Mahinur Özdemir Göktaş tarafından da 'ciddi bir uyarı' olarak nitelendirildi. Ankara Hakimevi'nde düzenlenen 'Veriden Vizyona Üç Kuşak Türkiye' programında konuşan Bakan Göktaş, araştırmanın sadece 'Ne oldu?' sorusuna değil, aynı zamanda 'İnsanlar bunu nasıl değerlendiriyor?' ve 'Gelecek için ne düşünüyor?' sorularına da yanıt aradığını vurguladı.
Çalışma, evlilik ve doğurganlık olgularını deneyimler, algılar ve planlar olmak üzere üç temel boyutta ele aldı. Evli bireylerin yüzde 96,28'inin hayatında tek evlilik yapması ve ortalama evlilik süresinin yaklaşık 20 yıl olması, evlilik kurumunun toplumun ana omurgası olma özelliğini sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak aynı araştırma, doğurganlık konusunda kuşaklar arasında belirgin bir kırılmaya işaret ediyor. Birinci kuşaktan ikinci kuşağa ortalama canlı doğum sayısının neredeyse yarı yarıya gerilemesi, bu düşüşün ülke genelinde aynı seyri izlememesi ve bölgesel farklılıklar göstermesi dikkat çekiyor.
Bakan Göktaş, 'Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi' ile Türkiye'nin geleceğini kuşatan stratejik politikaları ortaya koyduklarını belirterek, aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdiklerini söyledi. 2025 Aile Yılı kapsamında 20 bine yakın etkinlik düzenlendiğini, Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerin yuva kurmasına destek sağlandığını, doğum desteklerinin yeniden yapılandırıldığını ve memurlar için yarı zamanlı çalışma hakkının genişletildiğini aktardı.
Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise katılımcıların yüzde 90'ından fazlasının çocuk sahibi olmanın aile olma duygusunu pekiştirdiğini düşünmesi ve bir çocuğun kardeşi olması gerektiği fikrinin yine yüzde 90'ların üzerinde destek görmesi. Bu sonuçlar, toplumun aileye, çocuğa ve kardeşlik duygusuna verdiği değerin güçlü biçimde yaşamaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Bakan Göktaş, bu zemini doğru politikalarla desteklemenin, gençlerin yuva kurmasını ve ailelerin çocuk sahibi olmasını kolaylaştırmanın önemine vurgu yaptı.
Personelsaglik.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından derlenmiş ve aktarılmıştır. Araştırma, ideal ilk evlilik yaşının yükselmesi ve ideal çocuk sayısına dair tercihlerin düşmesi gibi göstergelerle birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye'nin demografik yapısının geleceği için kritik bir dönemeçte olduğunu gösteriyor.
Sağlık Bakanlığı ve bağlı kurumlar açısından bakıldığında, bu araştırmanın bulguları, doğurganlık hızındaki düşüşün ve değişen aile yapısının, anne-çocuk sağlığı hizmetlerinden, aile hekimliği uygulamalarına, ruh sağlığı desteklerinden, yaşlı bakım hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede yeniden yapılanma ihtiyacını doğurduğunu gösteriyor. Özellikle genç nüfusun evlilik ve çocuk sahibi olma konusundaki tereddütleri, sağlık politikalarının yalnızca tıbbi müdahalelerle değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik destek mekanizmalarıyla bütünleşik bir şekilde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.