Erzurum'da Sağlıkçıların Gazze Nöbeti: 150 Haftadır Sessiz Yürüyüş Sürüyor
Erzurum'da hekimler, sağlık çalışanları ve vatandaşlar, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını protesto etmek için 18 Kasım 2023'te başlattıkları sessiz yürüyüşü 150. haftada da sürdürdü. Kar, kış, soğuk, yağmur ve rüzgara rağmen kesintisiz devam eden eylem, sağlık camiasının vicdani duruşunu gözler önüne seriyor.
Erzurum'da sağlık çalışanları ve duyarlı vatandaşların oluşturduğu grup, Gazze'deki insani dramı protesto etmek amacıyla 150 haftadır düzenledikleri sessiz yürüyüşün bir yenisini gerçekleştirdi. 18 Kasım 2023 Cumartesi günü başlayan ve aradan geçen 150 haftaya rağmen tek bir hafta bile ara verilmeyen eylem, bölgenin zorlu iklim koşullarına karşın kararlılıkla sürdürülüyor. Lalapaşa Camii önünde toplanan hekimler, sağlık emekçileri ve vatandaşlar, ellerinde Filistin bayrakları ve çeşitli pankartlarla Yakutiye Medresesi önüne kadar yürüdü. Yürüyüşe katılan sağlık çalışanları, Gazze'ye yönelik saldırılara karşı sessiz ama güçlü bir tepki ortaya koydu.
Yürüyüşün 150. haftasında grup adına açıklamada bulunan Atatürk Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 5. sınıf öğrencisi Ahmet Talha Yer, aylar süren kararlılıkla meydanları terk etmediklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: 'Aylar süren bir kararlılıkla, soğuğa, sıcağa, dünyalık telaşlara ve mevsimlerin değişimine boyun eğmeden, meydanları terk etmeyen, zulme karşı sarsılmaz bir irade sergileyen duruşumuzla bir kez daha buradayız. Rabbimizin huzurunda, Gazze'den Kudüs'e uzanan o mübarek hatta dökülen her damla gözyaşının, atılan her feryadın şahidi olarak toplandık. Bu meydanı dolduran, adımlarıyla mazluma ses olan her bir kardeşimizin gayretini ve kıyamını Rabbimiz katında makbul eylesin. Ama tadı güzel, ama indirime girmiş, ama evimin temizliğini bu yapıyor diyerek zalimin çarkına su taşıyan markalardan vazgeçemiyorsak yazıklar olsun bize! Birkaç dakikalık konforumuzdan, tüketim hırsımızdan vazgeçmeyip bahanelerin arkasına saklanacaksak veyl olsun bize!'
Atatürk Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 5. sınıf öğrencisi Ahmet Talha Yer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada ise yürüyüşlerin 7 Ekim sonrasında doktor hocaları ve sağlık çalışanlarının bir araya gelmesiyle başladığını belirterek, '7 Ekim sonrasında doktor hocalarımızın ve sağlık çalışanlarının birleşerek oluşturduğu bir ekip olarak bu yola başladık. Bugün 150. haftamızı gerçekleştirdik. Yağmur, çamur demeden, karda kışta durmadan devam ettik. Aslında Müslüman'ın, daha doğrusu sevenin sevdiği için yaptığı şeyin sayısını sayması bizim için hani biraz doğru gelmiyor. Biz o yüzden aslında sayıya takılmıyoruz. Sadece zulmün duyurulması üzere burada Peygamber Efendimizin ve Rabbimizin bize emrettiği ve gösterdiği yolu takip ederek kardeşlerimizin sesi olmaya çalışıyoruz. Bu yürüyüşleri gönül ister ki bir an önce bitsin; çünkü zalimin zulmünden vazgeçmesi ve zulmün tüm dünya üzerinde durması her Müslüman'ın gönlünde istediği ve çabucak olmasını istediği bir şeydir. Ne kadar erken olursa bizim için hani o kadar iyidir bu zulümlerin durması. Ama zalim zulmünde devam ettikçe biz de mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz' dedi.
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Ceviz ise yürüyüşün Gazze'de yaşananlara tepki göstermek amacıyla gençlerin öncülüğünde başladığını ifade ederek, 'İsrail'in bütün insanlık değerlerini altüst edip ayaklar altına alıp Gazze'deki kardeşlerimiz üzerinde uyguladığı soykırım başladığından beri bir kısım genç arkadaşlarımızın önderliğinde bu protesto yürüyüşü başladı. Biz de sonradan dahil olduk ve sonuna kadar devam etmeye çalışıyoruz. Maksat; biz küçük bir harekette bulunuyoruz. Bununla muhataplarımızı değiştiremeyeceğimizi biliyoruz. Yapmaya çalıştığımız şey, 150 haftadır onların bizi değiştirmesine imkan vermemek ve her an hiç değilse günün her saatinde aklımızda olmasa bile haftada bir gün kendi gayretimizi yenilemek, bu konudaki dirayetimizi artırmak üzere, birbirimizden enerji almak üzere bir araya geliyoruz. Müslüman olarak ortak paydalarımız olan insanlara karşı bu zulmün işleniyor olması bizi insanlıktan öte ikinci bir kez daha yaralıyor. Özellikle bu zulüm karşısındaki global sessizliğimiz daha büyük bir incitici durum olarak karşımızda duruyor' dedi.
Sağlık çalışanlarının mesleki kimliklerinin ötesinde bir insani sorumlulukla hareket ettiği bu eylem, aynı zamanda sağlık camiasının toplumsal duyarlılığını ve vicdani duruşunu yansıtıyor. Hekimlerin ve sağlık emekçilerinin, mesleki yükümlülüklerinin yanı sıra küresel insani krizlere karşı sessiz kalmayışı, sağlık alanındaki etik değerlerin sahaya nasıl yansıdığını gösteriyor. Sağlık Bakanlığı ve ilgili sağlık kurumlarının bu tür toplumsal duyarlılık eylemlerine ilişkin net bir tutum sergilememesi, sağlık çalışanlarının motivasyonu ve mesleki aidiyeti açısından zaman zaman tartışma konusu olabiliyor. Ancak sağlık çalışanlarının insani değerler etrafında birleşerek seslerini duyurma çabası, mesleki dayanışmanın ve toplumsal sorumluluğun önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Bu haber, bugün tarihi ile Personelsaglik.NET yazarı CEREN YILDIZ tarafından derlenmiş ve aktarılmıştır.





