Sağlık Bakanlığı'nın primer sezaryen oranlarının yüksekliği gerekçesiyle bazı kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına yönelik aldığı geçici meslekten men ve zorunlu eğitim kararları sağlık camiasında tartışmaları beraberinde getirdi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı hekimlerin sezaryen oranlarının yüksekliği gerekçesiyle geçici olarak meslekten men edilmesi ve zorunlu eğitime tabi tutulmasına yönelik uygulama, Antalya’da da gündeme taşındı. Antalya Tabip Odası, söz konusu uygulamaya ilişkin değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaştı. Tabip Odası toplantı salonunda yapılan açıklamalarda, uygulamanın hekimlik mesleğine ve sağlık hizmetleri üzerinden mesleğe etkilerine dikkat çekildi. Konya ilişkin Antalya Tabip Odası tarafından yapılan açıklamada ise uygulamanın hem hukuka hem de tıp bilimine aykırı olduğu ileri sürülerek kararın geri çekilmesini gerektiği ifade edildi.
SİSTEMİN YÜKÜNÜ HEKİMLER TAŞIYOR
Antalya Tabip Odası Başkanı Hüseyin Can Ertürk, Türkiye'de yıllardır uygulanan sağlıkta dönüşüm politikalarının sağlık sisteminde kamusal bir hak kaybına neden olduğunu ifade ederek, "Sağlıkta dönüşüm programı sonucu halk sağlığı ve sevk zinciri adeta ikinci plana itilmiş, sağlıkta özel sektör payı ciddi ölçüde artmış ve sağlık adeta zarar etmesi imkânsız dev bir işletmeye dönüştürülmüştür. Sağlık Bakanı'nın bütçe görüşmelerinde açıkladığı günlük bir milyon poliklinik, 18 bin ameliyat ve 500 bin tetkik rakamları bunun en açık göstergesidir. Bu dev sistemin yükünü ise hem kamuda hem özel sektörde hekimler taşımaktadır” diye konuştu.
UYGULANAN YAPTIRIMLAR HUKUKA AYKIRIDIR
Uzmanlık diplomasına sahip doktorlara yönetmelik ve kurul kararıyla yaptırım uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Dr. Ertürk. “Diplomasını almış, uzmanlık eğitimini tamamlamış ve kanunların verdiği yetkiyle çalışan bir hekime, yasal süreçler işletilmeden yönetmelik ya da kurul kararıyla yaptırım uygulanması hem anayasal hem de hukuki açıdan telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır” diye konuştu.
35 YILLIK DOKTORLAR 'MESLEKİ YETERSİZ' İLAN EDİLDİ
Sağlık Meslekleri Kurulu'nun aldığı kararla beş kadın doğum uzmanının altı ay süreyle meslekten men edilerek zorunlu eğitime gönderildiğini hatırlatan Antalya Tabip Odası Sekreteri ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güray Ünlü ise "Bazıları 35 yıllık hekim olan meslektaşlarımız, on binlerce doğumu anne ve bebek sağlığıyla başarıyla gerçekleştirmiş kişilerdir. Buna rağmen yalnızca primer sezaryen oranları gerekçe gösterilerek 'mesleki yetersiz' ilan edilmişlerdir. Bu süreçte doğum dışındaki vakalarda bile hekimlik yapamaz hale getirilmeleri kabul edilemez” dedi.
SEZARYEN ORANLARI GEREKÇE GÖSTERİLDİ
Mesleki yetersizliğin mahkeme kararı, disiplin soruşturması ve bilimsel bilirkişi raporuyla tespit edilebileceğini ifade eden Ünlü, kararın dayandırıldığı 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yanlış yorumlandığını söyledi. Ünlü, "Meslektaşlarımızın bilgi ve becerileri hakkında hiçbir somut kanıt sunulmadan yalnızca primer sezaryen oranlarının yüksekliği gerekçe gösterilerek yetersiz ilan edilmeleri hukuken kabul edilemez” dedi.
"SEZARYEN ORANLARININ NEDENİ HEKİMLER DEĞİL"
"Kadınların doğurganlığını azaltan neden sezaryen değildir” diyen Ünlü, “Normal doğum oranları yüksek olan Avrupa ülkelerinde de nüfus artış hızı düşmektedir. Ayrıca geçmişte üç kez yapılabileceği söylenen sezaryen ameliyatı, uygun şartlarda bugün çok daha fazla sayıda güvenli şekilde gerçekleştirilebilmektedir” dedi. Ünlü, Türkiye'de sezaryen oranlarını artıran en önemli nedenlerin malpraktis baskısı, komplikasyon riski, sağlık sistemindeki organizasyon eksiklikleri ve performans sistemi olduğunu savunarak "Hekim, oluşabilecek en kötü senaryoyu önlemek için çoğu zaman sezaryen kararı almak zorunda kalmaktadır. Bunun nedeni yetersizlik değil, sistemin hekimi yalnız bırakmasıdır” ifadelerini kullandı.
“KÖTÜ İŞLEYEN BİR SİSTEM İÇİNDE HATA YAPABİLİR”
Yeterli ebe ve hemşire bulunması, yeni doğan uzmanı, anestezi uzmanı, ameliyathane personeli, laboratuvar, yoğun bakım ve kan bankası gibi unsurlar en az hekimin bilgisi kadar önemli olduğunu ifade eden Ünlü, “En başarılı hekim bile kötü işleyen bir sistem içinde hata yapabilir. Sezaryen oranı düşük ülkelerin ortak özelliği güçlü ebelik sistemidir. Ebeler asli görevlerine döndürülmeli, üniversitelerde ebelik kontenjanları artırılmalı ve doğum sayısı yüksek merkezlerde daha nitelikli eğitim verilmelidir” ifadelerine yer verdi.
Yüksek riskli merkezlerin aynı kriterlerle değerlendirilmemesi gerektiğini, yenidoğan yoğun bakım altyapısının güçlendirilmesini, güçlü bir kan bankacılığı sisteminin kurulmasını ve malpraktis davalarında hekimlerin yalnız bırakılmamasını isteyen Ünlü, "Ülkemize özgü özel sağlık hukuku oluşturulmalı, kusursuz sorumluluk anlayışı geliştirilmeli ve hastaların mağduriyetleri devlet güvencesiyle giderilmelidir. Sorun hekimleri cezalandırarak değil, sistemi güçlendirerek çözülebilir" sözlerine yer verdi.