Küresel ölçekte yaşanan savaş ve gerilimler, gıda tedarik zinciri üzerindeki baskıyı artırdı. Özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından büyüyen jeopolitik riskler, zaten kırılgan durumda olan maliyet yapısını daha da ağırlaştırdı.
Daha önce Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ham madde ve akaryakıt tarafında oluşan baskı sürerken, Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler de enerji ve taşıma maliyetlerini yeniden gündeme taşıdı. Bu tablonun etkisinin, restoran fiyatlarında daha belirgin hissedileceği değerlendiriliyor.
Akaryakıt ve lojistikteki yükseliş tedarik zincirini zorluyor
Sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine göre, akaryakıt, enerji, lojistik ve ambalaj kalemlerindeki artış, gıda sektöründe maliyetleri yukarı taşıdı. Bu artış yalnızca üretim aşamasını değil, tarladan sofraya uzanan tüm süreci etkiliyor.
YESİDEF Başkanı Hüseyin Bozdağ, özellikle nakliye maliyetlerindeki yükselişin tedarik zincirini ciddi biçimde zorladığını belirtti. Bu baskının, üreticiden markete ve oradan yemek sektörüne kadar tüm fiyat yapısını etkilediği ifade edildi.
Bozdağ, savaşın başlamasından bu yana özellikle meyve ve sebze fiyatlarında yüzde 15 ila 20 arasında artış yaşandığını söyledi. Bu artışın, gıda sektöründeki diğer kalemlerle birleşerek toplam maliyeti daha da yukarı çektiği belirtildi.
Verilen örneğe göre, tarlada 8 liraya satılan bir ürün, artan maliyetler ve aracıların etkisiyle önce 26 liraya, ardından market raflarında 50 liraya kadar çıkabiliyor. Bu tablo, yalnızca üretim maliyetini değil, dağıtım ve satış zincirinin de fiyatı nasıl büyüttüğünü ortaya koyuyor.
Restoran fiyatlarında yeni artış beklentisi öne çıktı
Maliyetlerdeki yükselişin, özellikle dışarıda yemek fiyatlarına yansımasının kaçınılmaz hale geldiği değerlendiriliyor. Restoranların enerji, ulaştırma ve gıda girdi maliyetlerindeki artışı fiyatlara yansıtma baskısıyla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde restoran menülerinde yeni fiyat güncellemelerinin gündeme gelmesi bekleniyor. Böylece dışarıda yemek, tüketici açısından daha maliyetli bir hale gelebilir.
Catering sektöründe fiyat baskısı henüz tam yansımadı
Toplu yemek ve catering tarafında ise maliyet artışlarının son tüketiciye henüz tam olarak yansımadığı ifade edildi. Bunun temel nedenlerinden birinin, tabldot ücretlerinin genellikle üç aylık dönemler halinde belirlenmesi olduğu kaydedildi.
Bu yapı nedeniyle sektördeki fiyat güncellemeleri restoranlara kıyasla daha gecikmeli hissediliyor. Ancak hızlı yükselen gıda maliyetleri nedeniyle catering tarafında da baskının giderek arttığı görülüyor.
Bozdağ, piyasayı bir süre daha izlemeyi planladıklarını belirtirken, önümüzdeki dönemde sektörün maliyetlerini ifade eden “kazan enflasyonu”nda yaklaşık yüzde 20’lik bir artış beklediklerini söyledi.
Bu değerlendirme, yalnızca anlık fiyat hareketlerinden değil, maliyet eğilimlerinin gelecek döneme yayılacağından duyulan kaygıdan kaynaklanıyor. Böylece yemek sektöründe zam beklentisi, geçici değil daha yapısal bir maliyet baskısına dayandırılıyor.
Dışarıda yemek maliyeti yeni dönemde daha da yükselebilir
Ortaya çıkan tablo, dışarıda yemek yemenin önümüzdeki dönemde daha pahalı hale gelebileceğine işaret ediyor. Gıda ürünlerinden taşımaya, ambalajdan enerjiye kadar birçok kalemde yaşanan artışın, restoran ve toplu yemek sektörünü doğrudan etkilediği görülüyor.



