Aile hekimliği sisteminin bel kemiği olan aile sağlığı çalışanları, emsallerine göre 20 bin liraya varan maaş farkı ile çalışıyor. Vatandaşın halk sağlığına ilişkin tüm verilerini tutan, aşılamadan gebelik takibine, bebek-çocuk izlemlerinden kronik hastalık kayıtlarına kadar geniş bir sorumluluk alanı bulunan aile sağlığı çalışanları, Şubat 2026 itibarıyla 50–60 bin lira bandında maaş aldı.
Ancak bu rakamlar, kamudaki benzer unvan ve sorumluluklara sahip personelle kıyaslandığında ciddi bir gelir adaletsizliğini ortaya koyuyor. Geçmiş yıllarda emsalleriyle başa baş maaş alan aile sağlığı çalışanları, bugün neredeyse bir asgari ücret kadar daha düşük gelir elde ediyor.
Cazibe Kalmadı, Kaçış Başladı
Uzmanlar, aile hekimliği sisteminin cazibesini hızla kaybettiğine dikkat çekiyor. Artan iş yükü, bitmeyen evrak, formaliteye dönüşen prosedürler ve karşılığını bulmayan sorumluluklar nedeniyle sistemden ciddi bir personel kaçışı yaşanıyor.
Birçok aile hekiminin artık hemşiresi ya da ebesi bulunmuyor. Bu durum hem hizmet kalitesini hem de koruyucu sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor.
Yük Artıyor, Karşılık Yok
Aile sağlığı çalışanları yalnızca sahada değil, masa başında da yoğun bir yük altında. Kağıt işleri, dijital bildirimler, denetimler ve mevzuata dayalı formaliteler, asli sağlık hizmetlerinin önüne geçmiş durumda. Buna karşın ne özlük haklarında ne de gelirlerinde anlamlı bir iyileştirme yapılmıyor.
Sağlık camiasında giderek daha yüksek sesle dile getirilen ortak görüş ise net:
“Bunlar daha iyi günler.”
Gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin temel taşı olan aile sağlığı çalışanlarının sistemden kopuşunun hızlanacağı ve bunun bedelini doğrudan vatandaşın ödeyeceği ifade ediliyor.




