ALANYA’DA yaşayan Necla ve Ali Çetin ailesinin 1.5 yaşındaki kızları Mina Çetin yakalandığı lösemi hastalığına (Kan Kanseri) yenik düşerek hayatını kaybetmişti.  12 Ocak 2020’de hayata gözlerini yuman minik Mina’nın acılı annesinden şoke eden bir iddia geldi.

Anne Necla Çetin, ‘’Kızımız Mina’nın hastalığını 21 Aralık Cumartesi günü yapılan kan testi sonucundan acilden öğrendik. 22 aralık Pazar günü üniversite hastanesine Antalya’ya gittik. Sabah erkenden giriş yaptık. ALL tanısı konulduğunu Akut Lenfoblastik Lösemi olduğunu söylediler. Pazartesi günü de belinden sıvı alınıp tam teşhis konulacaktı. Tedaviye başlandı. Doktorlar tedavinin 2 yıllık bir süreç olduğu ev tutulması gerektiğini söylendi. Tedavinin 15’inci günü nasıl gidiyor diye bakılacaktı. 6 Ocak’ta belinden sıvı alındı. Her şey iyi gidiyor denildi. 6 Ocak’tan sonra Mina’da bazı değişiklikler oldu. Simsiyah ishal başladı, gözleri şişti. Gözleri şiştiğinde doktor yanındaydı zaten. Bize ödemden dolayı olduğunu söylediler. Daha sonra elleri şişti. Doktora çocuğun gözlerinin şiştiğini söylediğimde fotoğrafını çek gel bakalım dedi. Çektim biraz daha kötüleşti. Bu kez ayakları şişti. Her gelen doktora danıştım. Birisi ödem olduğunu birisi kilo aldı dedi. Çocuğun bir anda kilo alması normal değil dedim. Cuma günü kan testine baktım. 78’e lökositi düşmüş. Bana lökositi çok düşmüş dışarıya çıkarma dediler. Çocuğu 3 gün hiç dışarıya çıkarmadım. Cumartesi günü ishali kötüleşince bağırsaklarında kanama olabileceğini söylediler. Tahlil yapıldı. Çocuk hiçbir şey yemiyordu. Burnuna hortum takalım taktılar. Akşam ateşi çıktı. Doktorlar ishalden kaynaklı ağrısı olduğu ağrı kesici yapalım dediler. Pazar sabahı uyandık ishalden dolayı tahriş olmuştu. Bir krem vardı ondan sürdüm. Doktora sabaha kadar hiç uyumadı iyi değil dedim. Sırtından dinledi gitti. Başka hiçbir şey yapmadı. Öğlen hemşire geliyor takip yapılıyor. Ağzından sarı bir sıvı geldi. Bu ne diye sordum yemektir dediler. Böyle bir şey yemedi. Çocuk zaten yemekte yemedi dedim. Daha sonra ailem geldi. Bu çocuğa ne olmuş dediler. Doktorlar normal diyorlar dedim. O sırada aletler ötmeye başladı nabız 193’e çıktı. Kardeşim hemşireye sorduğunda hemşire normal demiş. Hemşire geldiği zaman nabız cihazı durdu. Hemşire nabız cihazı bozuk dedi. Çocuğun ayakları elleri buz tuttu. Sesi çıkmıyor, bitkin bir halde yatıyordu. 3 tane nabız cihazı değiştirdiler. Sonra bir doktor bant verin bu tutmuyor dedi. Bir eline bir ayağına bağladılar. 1 saat sonra bilekten kan almaya başladılar. İğne battı ama çocukta tepki yok. Gözleri yana kayıyor. Çocuk iyi değil, bir şey var dedim.. Mina kendine gel bizi korkutma diye çocuğun yüzüne vurdu. Öğlen doktora Mina iyi değil dediğimde odasını değiştirelim benim odanın karşısına alacağız dedi. Hemşire çocuğun tansiyonuna baktığında tansiyon yok çocuğu öbür odaya aktaralım demiş. Ben duymadım bunu bana annem söyledi. Bir anda çocuğu öbür odaya alıyoruz dediler. Odaya bir girdim stajyer,hemşire, doktor dolu. Çocuğun yanına oturdum. Adrenalin verin Albimo verin dediler. Sonra doktor kan tahlillerine bakın dedi. Sonra acil arabasına bindirip yoğun bakıma indirdiler. Yoğun bakım doktoru çocuğun ciğerlerinin enfeksiyon kaptığını enfeksiyondan dolayı da septik şoka girip kalbinin yukarıda 2 sefer durduğunu söyledi. Benim derdim enfeksiyon kapması değil. Enfeksiyonu lösemili her çocuk kapabilir. Ama 3 gün boyunca ben çocuk iyi değil diye bağırmama rağmen hepsinin kemoterapiden dolayı normal olduğunu söyleyip, bir şeyi yok denilip 1 kere gelip bakılmadı. Enfeksiyon septik şok organları yavaş yavaş iflas etti diyorlar. Bu raddeye gelene kadar hemşiresi doktoru nerdeydi. Sabah gelip bir muayene etseydi belki inerdi. Yoğun bakıma kalbi durmadan enfeksiyon gider çıkardı. Zaten ağzından sarı enfeksiyon çıktığında bunu hemşire dahi bilemiyorsa benim diyecek bir şeyim yok. Çocuk göz göre göre hastane odasında öldü. O kadar hemşiresi doktoru hiçbir şey anlamadı, bilmedi. Bana söyledikleri şey burnu akmamış ateşi çıkmamış. Enfeksiyon olması için ateşinin çıkması burnunun akması mı gerekiyor. Çocukların ölmesi gerekiyor ki o zaman her şey ortaya çıkacak‘’ diyerek gözyaşı döktü.