Bir zamanlar yalnızca Servis Sorumlusu ile sınırlı olan yönetim yapısı, bugün bazı hastanelerde "Sorumlu Yardımcısı", "Koordinatör", "Müdür Yardımcısı", "Müdür", "Başhekim Yardımcısı" ve "Başhekim" şeklinde uzayan yeni ara yönetim basamaklarıyla yedi kademeli bir hiyerarşiye dönüşmüş durumda.
Sağlık çalışanları ise tek bir soruyu soruyor:
"Hastanelerde yönetenler mi artıyor, hastaya hizmet edenler mi azalıyor?"
657 Sayılı Kanunda Var mı?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda sağlık personelinin görev, yetki ve sorumlulukları açıkça tanımlanmış durumda. Ancak son yıllarda birçok hastanede yaygınlaşan "Sorumlu Yardımcısı" ve "Koordinatör" gibi unvanların hangi hukuki düzenlemeye dayandığı ise çalışanlar arasında tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Sağlık çalışanları, bu görevlerin büyük bölümünün herhangi bir kadro karşılığı bulunmadan idari görevlendirmeler yoluyla oluşturulduğunu ve zaman içerisinde fiili yönetim kademelerine dönüştüğünü dile getiriyor.
Diğer taraftan Cumhurbaşkanlığının Tasarruf Tedbirleri Genelgesi, kamu kaynaklarının etkin kullanılması, gereksiz idari yapılanmalardan kaçınılması ve kamu personelinin verimli istihdam edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
Buna rağmen birçok kamu hastanesinde yeni ara yönetim basamaklarının oluşturulmaya devam edilmesi dikkat çekiyor.
Her Yeni Yönetici, Sahadan Bir Sağlık Çalışanı mı Eksiltiyor?
Sağlık çalışanlarının en büyük tepkisi, oluşturulan bu ara yönetim kadrolarının doğrudan hizmet sunumunu etkilemesine yönelik.
Görevlendirilen personelin önemli bir kısmı daha önce servislerde, yoğun bakımlarda, ameliyathanelerde ve acil servislerde aktif olarak görev yapıyordu.
Bugün ise aynı personel idari görevlerde yer alırken;
- Kliniklerde çalışan sayısı azalıyor.
- Nöbet yükü giderek ağırlaşıyor.
- Aynı personel daha fazla hastaya hizmet vermek zorunda kalıyor.
- Fazla mesailer artıyor.
- Tükenmişlik sendromu her geçen gün büyüyor.
Sağlık çalışanları bu durumu tek cümleyle özetliyor:
"Her oluşturulan ara kademe, sahadan bir sağlık çalışanının eksilmesi anlamına geliyor."
35 Yıllık Tecrübe Nöbette, Mesleğin Başındakiler Makamda
Belki de çalışanların en çok vicdanını yaralayan konu bu...
Bugün birçok kamu hastanesinde 30-35 yıllık meslek hayatını sağlık hizmetine adamış hemşireler ve sağlık çalışanları, yaşlarına ve hizmet sürelerine rağmen gece nöbeti tutmaya, yoğun bakımda, acil serviste ve servislerde kesintisiz görev yapmaya devam ediyor.
Buna karşılık, mesleğinin henüz ilk yıllarında bulunan bazı personelin "Sorumlu Yardımcısı", "Koordinatör" gibi idari görevlere getirildiği yönündeki uygulamalar, çalışanlar arasında ciddi adalet tartışmalarına neden oluyor.
Yılların emeğini veren sağlık çalışanları şu soruyu soruyor:
"Tecrübe ödüllendirilmeyecekse, genç meslektaşlarımıza örnek olacak değerler nasıl korunacak?"
Çalışanlar, bilgi ve deneyimin göz ardı edilmesinin yalnızca bireysel bir mağduriyet oluşturmadığını; aynı zamanda kurumsal hafızaya zarar verdiğini, çalışma barışını bozduğunu ve meslek motivasyonunu ciddi şekilde düşürdüğünü ifade ediyor.
Bir sağlık çalışanının sözleri yaşanan tabloyu özetliyor:
"35 yıldır gecesini gündüzüne katarak nöbet tutan, binlerce hastaya şifa dağıtan personel hâlâ sahada görev yaparken, meslekte birkaç yılını doldurmamış kişilerin peş peşe oluşturulan ara yönetim basamaklarına atanması vicdanları sızlatıyor. Sağlık hizmeti makamla değil, tecrübeyle güçlenir."
Sendikalar Neden Sessiz?
Sağlık çalışanlarının en fazla yönelttiği sorulardan biri de yetkili sendikalara...
Her geçen gün yeni ara yönetim kademeleri oluşturulurken...
Sahadaki personel eksilirken...
Nöbet yükü artarken...
Tecrübeli çalışanlar ağır koşullarda hizmet vermeye devam ederken...
Yetkili sendikalar neden sessiz kalıyor?
Çalışanlara göre sendikaların görevi yeni yönetim katmanlarının oluşmasını izlemek değil; sağlık çalışanlarının haklarını, çalışma barışını ve liyakat ilkesini savunmak olmalı.
Bakanlığa Çağrı
Sağlık çalışanları Sağlık Bakanlığına şu çağrıda bulunuyor:
- "Sorumlu Yardımcısı" ve "Koordinatör" gibi görevlendirmelerin hukuki dayanakları kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
- Görevlendirmelerde liyakat, kıdem, mesleki deneyim ve objektif kriterler esas alınmalıdır.
- Aktif sağlık hizmeti sunan personelin idari görevlere çekilmesi yerine kliniklerde görev yapması sağlanmalıdır.
- Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi doğrultusunda kamu kaynakları etkin kullanılmalı, gereksiz ara yönetim basamakları gözden geçirilmelidir.
- Sağlık hizmetinin merkezine yönetim değil, hasta ve sağlık çalışanı odaklı bir anlayış yerleştirilmelidir.
Son Söz
Hastaneler, yönetici sayısının arttığı değil; tecrübenin değer gördüğü, liyakatin esas alındığı ve sağlık çalışanlarının huzur içinde görev yaptığı kurumlar olduğunda güçlenir.
Çünkü sağlık hizmetinin kalitesi, makamların çoğalmasıyla değil; hastaya dokunan ellerin güçlendirilmesiyle yükselir.