Devlet hizmet yükümlülüğü (mecburi hizmet) kapsamında birçok hekim, kura ile ülkenin farklı bölgelerine gönderiliyor ve yıllarca zor şartlarda görev yapıyor. Ancak son dönemde 663 sayılı KHK ile uygulanan sözleşmeli yönetici modeli üzerinden kullanılan “eş durumu” formülü, sistemde ciddi bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Bu model kapsamında bazı hekimlerin, sözleşmeli yönetici olarak görevlendirilmesi ve ardından eş durumu gerekçesiyle eşinin bulunduğu yere geçmesi, fiilen devlet hizmet yükümlülüğünün ortadan kalkmasına yol açabiliyor.
Örnekle anlatmak gerekirse: DHY kapsamında kura ile Hakkari’ye atandınız. Ancak eşiniz Bursa’da sözleşmeli yönetici (başkan, başhekim vb.) olarak görev yapıyorsa, Hakkari’ye hiç gitmeden Bursa’da mecburi hizmetinizi tamamlayabiliyorsunuz. Eşiniz sözleşmeli yönetici değil de normal doktor/memur olsaydı böyle bir hakkınız yoktu !
Peki bu durumda şu sorular gündeme geliyor:
-
Mecburi hizmet için Anadolu’nun uzak bölgelerine giden diğer doktorların günahı ne?
-
Zorunlu hizmetini gerçekten yapan hekimlere karşı eşitlik ilkesi nasıl korunacak?
-
Hekim bekleyen bölgelerde yaşayan vatandaşların suçu ne?
Zorunlu hizmetin amacı, sağlık hizmetinin ülke genelinde dengeli dağıtılmasını sağlamak. Ancak çeşitli idari formüllerle bu yükümlülüğün aşılabildiği iddiaları, hem sağlık çalışanları arasında hem de kamuoyunda adalet tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.
Şunu da belirtelim bu durum mevcut sağlık bakanlığı yönetiminin bir tasarrufu değil. Bu kapıyı açan eski sağlık bakanları Recep Akdağ ve Ahmet Demircan'ın eseri...