Gündem

Çiftçioğlu: Orta Direk Çökerse Ekonomi Çöker

Genç Sağlık Sendikası Genel Sekreteri Furkan Ali Çiftçioğlu, "orta direk" olarak atfedilen memur kesiminin alım gücündeki düşüşe dikkat çekerek ekonomik olarak orta sınıfın kaybolduğunu vurguladı.

"ORTA DİREK BİR İSTATİSTİK DEĞİL, EKONOMİNİN OMURGASIDIR"

Değerlendirmesine sosyolojik bir çerçeve çizerek başlayan Çiftçioğlu, Amerikalı sosyolog Wright Mills'in "White Collar" adlı eserine atıfta bulundu. Çiftçioğlu, endüstriyel kapitalizmden bürokratik kapitalizme geçişle ortaya çıkan orta sınıfın, modern toplumun en kalabalık ve en kritik kesimi olduğunu hatırlattı.

Türkiye'de orta direğin Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren modernleşmenin öncüsü olarak konumlandığını, 1960 sonrasında ise toplumsal denge unsuru haline geldiğini belirten Çiftçioğlu; maaşıyla evini geçindirebilen, çocuğunu okutabilen, düzenli bir hayat süren "istikrarlı orta sınıf" portresinin en tipik temsilcisinin devlet memurları olduğunu vurguladı. Ekonomik liberalleşme döneminde kredi olanaklarının genişlemesiyle memurların bir dönem refah tüketimi yapabilen bir kesim olarak algılandığını aktaran Çiftçioğlu, 2010'lu yıllardan itibaren ise kaybolmak üzere olan bir orta direk tablosuyla karşı karşıya kalındığını ifade etti.

LIPSET VE ÖZAL HATIRLATMASI: "BU DİREK ÇÖKERSE EV DE ÇÖKER"

Çiftçioğlu, siyaset bilimci Seymour Martin Lipset'in demokrasinin sosyal temelinin güçlü bir orta sınıf olduğu yönündeki tezini de değerlendirmesine taşıdı. Güçlü bir orta sınıfın aşırı akımlara karşı tampon işlevi gördüğünü, hukuka, eğitime ve liyakate önem verdiğini, sandığa ve kurumsal sisteme güven duyduğunu kaydeden Çiftçioğlu, bu nedenle orta sınıfın gücüyle toplumsal istikrar arasında doğrudan bir bağ bulunduğunun altını çizdi.
Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1980'lerde Türkiye'nin orta direğini memur, öğretmen ve küçük esnaf olarak tanımladığını ve bu direğin çökmesi halinde devletin ve toplumun da zarar göreceği uyarısında bulunduğunu hatırlatan Çiftçioğlu, "Peki bu kadar kritik önem atfedilen orta direk bugün nerededir?" sorusunu yöneltti.

"NÖBETTEN ÇIKAN HEMŞİRE PAZAR TEZGÂHINDAN FİYAT SORUP GEÇİYOR"

Orta direğin bugünkü halini somut örneklerle tarif eden Çiftçioğlu, üniversite mezunu bir memurun ay ortasında kredi kartı ekstresine bakmaya korktuğunu, nöbetten çıkan hemşirenin pazar tezgâhının önünden fiyat sorup geçtiğini, yirmi yıllık öğretmenin çocuğunun dershane taksiti için mesai sonrası ek iş aradığını, adliye kâtibinin ise servise binerken bozuk para saydığını anlattı.

Yaşanan kaybın nedenini yalnızca ekonomik gerekçelerde aramanın kolaycılık olacağını savunan Çiftçioğlu, enflasyonun ve hayat pahalılığının gerçekliğini teslim etmekle birlikte asıl sorumluluğu masadaki temsilcilere yükledi. Çiftçioğlu, aynı enflasyon koşullarında bazı kesimler kayıplarını telafi edebilirken memurun her dönem geriye gitmesinin müsebbibinin, memur adına toplu sözleşme masasına oturduğu halde elindeki temsil mührünü memurun lehine kullanmaktan imtina edenler olduğunu söyledi.

TEMMUZ ZAMMI ELEŞTİRİSİ

Genç Sağlık-Sen Genel Sekreteri Çiftçioğlu, orta direkteki erimenin bir kaza değil, "imza silsilesi" olduğunu belirterek Temmuz 2026 maaş artışlarını rakamlarla mercek altına aldı. Memura yansıyan toplam yüzde 13,52'lik artışın yalnızca yüzde 7'sinin gerçek toplu sözleşme zammı olduğunu, kalan yüzde 6,52'lik bölümün ise memurun altı ay boyunca cebinden peşin ödediği enflasyon farkından ibaret olduğunu vurgulayan Çiftçioğlu, masada kazanılan tek şeyin memurun cebinden alınan paranın gecikmeli iadesi olduğunu dile getirdi.

Kâğıt üzerindeki artışlarla memurun kirada, markette, ulaşımda ve eğitimde yüzleştiği gerçek hayat pahalılığı arasında ciddi bir makas bulunduğuna dikkat çeken Çiftçioğlu, Temmuz'da verilen artışın Ağustos enflasyonunda buharlaştığını savundu.
Çiftçioğlu, tablonun bir kader olmadığını şu değerlendirmeyle ortaya koydu: Her iki yılda bir aynı masada, aynı ellerle atılan imzaların birikimli sonucu yaşanmakta; her dönem düşük teklife önce yüksek perdeden itiraz edilmekte, birkaç gün süren kararlılık fotoğraflarının ardından ya ilk teklifin bir tık üzerine imza atılmakta ya da süreç, yapısı gereği hakemlik değil işverenin teklifine adeta noterlik yapan Hakem Kurulu'na havale edilmektedir.

Değerlendirmesinin en dikkat çeken bölümünde sendikal temsil krizine odaklanan Çiftçioğlu, "El elin eşeğini türkü çağırarak arar" atasözünü hatırlatarak masadaki kaybın memur temsilcilerinin yaşadığı bir kayıp olmadığını, bu nedenle arayışın da aceleye gelmediğini ifade etti.

Çiftçioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Memur maaşını son kez çeyrek asır önce görmüş bir sendika başkanının, bugün memurun kira dekontunu, market fişini, okul servis ücretini, daha açıkçası memurun derdini anlaması mümkün mü? Ateş düştüğü yeri yakar. Temsil ettiğin memurların yükü senin omzunda değilse, bu bir temsiliyet değil yalnızca temsil illüzyonudur. Memurlar sizleri daha ne kadar sırtında taşımak zorunda kalacaklar?"

ÇÖZÜM REÇETESİ: "ORTA DİREĞİN İHYASI, TEMSİLİYETİN İNŞASINDAN GEÇER"

Orta direğin yeniden ayağa kaldırılmasının öncelikle temsiliyetin yeniden inşasından geçtiğini belirten Çiftçioğlu, bu doğrultuda atılması gereken adımları da sıraladı. Çiftçioğlu'na göre toplu sözleşme masası, tutanak imzalanan bir noter odası olmaktan çıkarılmalı; refah payı, kök maaş ıslahı ve seyyanen artışın emekliye yansıtılması pazarlığın süsü değil ön şartı haline getirilmelidir. Çiftçioğlu, orta direğin ancak milli gelirden hak ettiği payı aldığında yeniden var olabileceğini kaydetti.

Sendikal örgütlenme özgürlüğüne de değinen Çiftçioğlu, memurun sendikasını amirinin gölgesinde değil hür iradesiyle seçebilmesi, e-Devlet üzerinden üyelik ve istifa hakkının engelsiz işlemesi ve sahayı makam odasından değil bizzat içinden bilen genç, dinamik kadrolara yol verilmesi gerektiğini vurguladı. Çiftçioğlu, Türkiye Yüzyılı'nda memurun kırk yıllık ezberlerle temsil edilemeyeceğinin altını çizdi.

Değerlendirmesini umut vurgusuyla tamamlayan Çiftçioğlu, orta direk kaybolmak üzere olsa da gençlerinin ayakta olduğunu belirterek, kamu çalışanlarının kendilerini çeyrek asırdır aynı cümlelerle oyalayan temsil illüzyonunun perdesini bizzat kendi elleriyle indirecek güce sahip olduğunu söyledi. Çiftçioğlu, kendilerine düşen görevin ise o güne kadar hakikati yüksek sesle söylemek ve memurun sesini "tiyatral bir masada değil, her yerde" duyulur kılmak olduğunu sözlerine ekledi.