Bütçe Ranta Akıyor: Deprem Bölgesindeki 109 Tesise 40 Milyar, Aydın'da Tek Hastaneye 60 Milyar TL
Deprem bölgesindeki 109 tesise 40 milyar TL ayrılırken, Aydın'daki tek bir hastane için 60 milyar TL bütçe ayrılması, kamu kaynaklarının dağılımındaki çarpıklığı bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu durum, bütçe önceliklerinin ranta dayalı bir anlayışla belirlendiğini düşündürüyor.
27 Nisan 2026 tarihli verilere göre, deprem bölgesindeki 109 tesisin toplamına 40 milyar TL ayrılırken, Aydın ilinde bulunan tek bir hastane için 60 milyar TL'lik bir bütçe öngörülüyor. Bu rakamlar, kamu yatırımlarının bölgesel ihtiyaçlara ve afet sonrası rehabilitasyona göre değil, siyasi ve ekonomik rant odaklı bir yaklaşımla şekillendiğini ortaya koyuyor.
Deprem bölgesinde yer alan 109 tesisin her birine ortalama 367 milyon TL düşerken, Aydın'daki hastane için ayrılan 60 milyar TL, deprem bölgesindeki tüm tesislerin toplam bütçesinden 1,5 kat daha fazla. Bu eşitsizlik, afetzedelerin yaşadığı mağduriyeti daha da derinleştirirken, kamu kaynaklarının hangi amaçlarla kullanıldığına dair ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Uzmanlar, bu tür bütçe dağılımlarının, deprem bölgesindeki konut, altyapı ve sağlık tesislerinin rehabilitasyonunu geciktirdiğini ve bölge halkının temel ihtiyaçlarının karşılanmasını engellediğini vurguluyor. Aydın'daki hastane yatırımının, bölgenin mevcut sağlık altyapısını güçlendirmekten ziyade, belirli çevrelere rant sağlama amacı taşıdığı iddiaları gündemde.
Kamu maliyesi açısından bakıldığında, bu tür orantısız harcamalar, bütçe disiplinini bozarak enflasyonist baskıları artırabilir ve kaynakların verimli kullanımını engelleyebilir. Deprem bölgesindeki yatırımların ertelenmesi, hem insani hem de ekonomik açıdan uzun vadede daha büyük maliyetlere yol açacaktır.
Hükümet yetkilileri, Aydın'daki hastane yatırımının bölgenin sağlık turizmi potansiyelini artırmak için yapıldığını savunurken, muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, bu kararın deprem bölgesindeki acil ihtiyaçları göz ardı ettiğini belirtiyor. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.