Sağlık camiası, sosyal medyada hızla yayılan sarsıcı iddialarla çalkalanıyor. Özellikle ebelik mesleği üzerinden dile getirilen; "yıllarca doğuma girmeyen kıdemliler", "kamuda VIP konsept hizmet" ve "sendikal nüfuzla işten kaçma" iddiaları sahada görev yapan göreve yeni başlamış personeli ayağa kaldırdı.
Sağlık sektöründe çalışma barışını sarsacak iddialar gündeme düştü. Sosyal medya platformlarında paylaşılan ve geniş kitlelere ulaşan eleştirilerde, sendikacılık maskesi altında bazı sağlık çalışanlarının mesleki sorumluluklarından kaçtığı ve kurumlarda "ayrıcalıklı bir sınıf" oluşturulduğu öne sürülüyor.
"GENÇLER 10 DOĞUMA GİRERKEN, KIDEMLİLER ÇAY TURUNDA"
İddiaların merkezinde, hastanelerdeki iş yükü dağılımındaki uçurum yer alıyor. Genç ebelerin günde 10 doğuma girerek yoğun bir mesai harcadığı, buna karşın "kıdemli" sıfatını veya sendikal kimliğini kullanan bazı isimlerin yılda sadece birkaç doğumla sezonu kapattığı iddiaları büyük tepki çekti. Meslek etiğinin "çay-kahve turlarıyla" değil, en önde ter dökerek korunması gerektiğini savunan saha çalışanları, "Sendikacılık tabela değil, tavırdır; gençlere rol model olacak ahlakı taşımaktır" diyerek tepkilerini dile getiriyor.
DEVLET HASTANESİNDE "MUM IŞIKLI VIP DOĞUM" SKANDALI
Haberlere konu olan bir diğer iddia ise kamu hastanelerindeki hizmet eşitliğinin bozulduğu yönünde. Parası olana devlet imkanlarıyla "mum ışıklı, özel konseptli VIP doğum paketleri" sunulduğu iddiaları, "Sağlıkta herkes eşit hizmet almalı" ilkesinin ihlal edildiği tartışmalarını başlattı. Sosyal medya kullanıcıları, kamu kurumlarının "özel organizasyon şirketine" dönüştürülmesini sert bir dille eleştirdi.
Sendikal yönetimlerdeki tutarsızlıklar da eleştiri oklarının hedefinde. İdare ile araları iyiyken sosyal medyada "mutluluk pozları" verenlerin, değişim rüzgarları estiğinde aniden "hak ve hukuk savaşçısı" kesilmesi, camia içinde "senaryo yazarlığı" olarak nitelendiriliyor. Nöbetini terk edip eve gidenlerin, sendikal kimliği bir zırh gibi kullanıp ortadan kaybolanların mesleğin onuruna zarar verdiği vurgulanıyor.
"JEST" ADI ALTINDA ETİK DIŞI TALEPLER
En ağır iddia ise engelli raporu gibi hassas belgeler üzerinden vatandaşlardan "küçük bir jest" adı altında maddi çıkarlar veya hediyeler talep edildiği yönünde. Bu tür yapılanmaların "ekip ruhu" adı altında magazinel işlere odaklandığını savunan sağlık çalışanları; dil, din, ırk ve memleket ayrımı yapmadan, sadece "insan" odaklı bir mücadelenin verilmesi çağrısında bulunuyor.
"SENDİKACILIK DEĞİL, İŞPORTACILIK"
Sağlık camiasında paylaşılan bu iddialar, sendikacılığın bir gösteri alanı değil, bir duruş ve emek sahası olduğunu hatırlatıyor. Hakkâri’den Edirne’ye kadar aynı dilin konuşulması gerektiğini belirten çalışanlar, bu iddiaların odağındaki isimlerin sendikal mücadeleyi "işportacılığa" çevirdiğini savunuyor.