Bugün üniversitelerde açılan pek çok akademik kadro ilanı, bilimsel rekabeti teşvik eden açık çağrılar olmaktan çıkmış; belirli bir akademik özgeçmişi, hatta çoğu zaman belirli bir kişiyi birebir tarif eden dar ve seçici metinlere dönüşmüştür. İlan şartları bir bilim alanını tanımlamaktan çok, önceden belirlenmiş bir adayın geçmiş çalışmalarını nokta atışıyla tarif etmektedir. Böyle bir tabloda akademik rekabetten, fırsat eşitliğinden ve liyakatten söz etmek mümkün değildir.
LİYAKAT YOKSA BİLİM DE YOK: AKADEMİDEKİ KİŞİYE ÖZEL KADROLARIN GERÇEĞİ
Artık “istisnai uygulamalar” söylemi gerçeği karşılamamaktadır. Açılan kadroların neredeyse tamamı, başvuru sürecinin en başında geniş bir akademisyen kitlesini sistematik biçimde dışarıda bırakacak şekilde daraltılmaktadır. Jüriler toplanmakta, süreçler işletilmekte; ancak sonuç çoğu zaman daha ilan yayımlanmadan bellidir.
Bu noktada sorulması gereken soru son derece açıktır:
Bu ilanlar gerçekten bilimi güçlendirmek için mi açılmaktadır, yoksa belirlenmiş isimlere mevzuat kılıfı geçirmek için mi?
SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ’NİN SON İLANI: SORUNUN SOMUT GÖSTERGESİ
BU TABLONUN EN SOMUT VE ÇARPICI ÖRNEKLERİNDEN BİRİ, SAĞLIK ALANINDA AKADEMİK İNSAN KAYNAĞI YETİŞTİRME MİSYONUNU ÜSTLENMİŞ OLAN SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ BÜNYESİNDE YAYIMLANAN EN GÜNCEL AKADEMİK KADRO İLANIDIR.
SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ’NİN 30 ARALIK 2025 TARİHLİ VE BAŞVURULARI 13 OCAK 2026 TARİHİNE KADAR DEVAM EDEN AKADEMİK PERSONEL ALIM İLANI, AKADEMİDE LİYAKAT SORUNUNUN ARTIK SAKLANAMAZ HÂLE GELDİĞİNİ AÇIKÇA GÖSTERMİŞTİR.
İlan metinlerinde yer alan, bilim alanını geniş bir çerçevede tanımlamak yerine belirli bir akademik özgeçmişi birebir tarif eden son derece dar şartlar; aynı alanda çalışan çok sayıda nitelikli akademisyeni daha başvuru aşamasında dışarıda bırakmaktadır. Bu durum, ilanların bilimsel rekabete açık bir çağrı olmaktan çıkıp fiilen kişiye özel, adrese teslim kadrolara dönüştüğüne dair eleştirileri haklı kılmaktadır.
SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMÜ BOĞAN SESSİ TEHLİKE: ADRESE TESLİM KADROLAR
Akademi; başhekimin eşi, sağlık müdürünün bacanağı ya da daire başkanının kaynı üzerinden şekillenecek bir alan değildir. Türkiye’nin sağlık alanında gerçek anlamda bağımsızlığını sağlayacak olanlar; bilime kendini adamış, bağımsız düşünebilen, eleştirel akla sahip gerçek beyinlerdir. Bu insanlar sistematik biçimde dışarıda bırakıldığında, sağlıkta yerli üretim ve bilimsel atılım hedefleri de kaçınılmaz olarak zedelenmektedir.
CUMHURBAŞKANININ SAĞLIK VİZYONU VAR, AKADEMİNİN LİYAKATİ YOK
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN, TÜRKİYE’NİN SAĞLIK ALANINDA; İLAÇTA, TIBBİ CİHAZDA VE YÜKSEK TEKNOLOJİDE DIŞA BAĞIMLILIKTAN KURTULAMAMASINDAN DUYDUĞU RAHATSIZLIĞI YILLARDIR AÇIK VE NET BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRMEKTEDİR.
Sağlıkta yerli ve millî kapasitenin artırılması, devletin en üst düzeyinde ortaya konmuş stratejik bir hedeftir. Ancak üniversitelerdeki fiilî uygulamalar bu iradeyle açık bir çelişki içindedir. BU KİŞİYE ÖZEL KADROLAR, SAYIN CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN DİLE GETİRDİĞİ SORUNLARIN ASIL NEDENLERİNDEN BİRİNİ OLUŞTURMAKTADIR.
Bu ilanların bu şekilde yayımlanması, aynı zamanda bu ilanları hazırlayanların Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu vizyonu fiilen dikkate almadığını da göstermektedir.
SAĞLIKTA BAĞIMSIZLIK HEDEFİ, AKADEMİDE LİYAKAT ENGELİNE TAKILIYOR
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİNDE SAĞLIK ALANINDA TARİHÎ BİR DÖNÜŞÜM GERÇEKLEŞMİŞ, DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ SAĞLIK SİSTEMLERİNDEN BİRİ KURULARAK HER VATANDAŞIN BU HİZMETLERE ERİŞEBİLDİĞİ BENZERSİZ BİR MODEL ORTAYA KONMUŞTUR; ANCAK ALT KADEMELERDE LİYAKATTEN UZAK BİÇİMDE AÇILAN KİŞİYE ÖZEL AKADEMİK KADROLAR, BU EŞSİZ DÖNÜŞÜME DOĞRUDAN DARBE VURMAKTADIR.
Devlet aklının ve millî iradenin en üst makamı olarak Cumhurbaşkanlığı makamının, Türkiye’nin sağlıkta ve bilimde bağımsızlaşması hedefiyle çelişen bu tür uygulamaları kabul etmeyeceğine inanmak istiyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu konudan haberdar olması hâlinde meseleye el atacağına dair güvenimiz tamdır. Beklentimiz; sağlıkta bağımsızlık vizyonunun, üniversiteler başta olmak üzere tüm kamu kurumlarında liyakat, adalet ve şeffaflık temelinde eksiksiz biçimde hayata geçirilmesidir.