Ekonomist ve eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yöneticisi Fatih Özatay, enflasyonla mücadelede gelinen noktayı sert ifadelerle eleştirdi. Ekonomim Gazetesi’nde kaleme aldığı yazısında Özatay, 2025 yılının yaklaşık yüzde 31 enflasyonla kapanmasının “başarı” olarak sunulamayacağını belirterek, hedeflerin iki kat aşıldığını ve uygulanan ekonomi programının kalıcı bir düşüş sağlamada yetersiz kaldığını vurguladı.
Özatay’a göre enflasyon performansının değerlendirilmesinde hangi dönemin esas alındığı büyük önem taşıyor. Enflasyonun zirve yaptığı Mayıs 2024’ün başlangıç kabul edilmesi halinde, yüzde 75,5’ten yüzde 31’e düşüş önemli bir gerileme gibi görünebilir. Bu açıdan bakıldığında 19 ayda 44,5 puanlık düşüş “başarı” olarak değerlendirilebilir. Ancak ekonomi programının başladığı Haziran 2023’ün baz alınması durumunda tablo değişiyor.
Mayıs 2023’te TÜİK’e göre yüzde 39,6 olan enflasyonun, iki buçuk yılda yalnızca 8,6 puan gerilediğine dikkat çeken Özatay, bu düşüşü yetersiz buldu. Ayrıca alternatif ölçümlerin, o dönemde gerçek enflasyonun daha yüksek olduğunu gösterdiğini hatırlattı. İstanbul Ticaret Odası verilerine göre Mayıs 2023’te enflasyonun TÜİK’in açıkladığı oranın 16 puandan fazla üzerinde olduğunu belirten Özatay, gerçek enflasyonun yaklaşık yüzde 50 kabul edilmesi halinde bile düşüşün sınırlı kaldığını ifade etti.
Özatay’a göre en önemli sorun, kamuoyuna açıklanan hedeflerle gerçekleşmeler arasındaki büyük fark. 27 Temmuz 2023’te yayımlanan Enflasyon Raporu’nda 2025 sonu için yüzde 15 hedefi konulduğunu anımsatan Özatay, gerçekleşmenin bu hedefin iki katından fazla olmasını “oldukça kötü bir sonuç” olarak nitelendirdi.
Ücretler açısından da tabloyu olumsuz bulan Özatay, Temmuz 2023’te 11 bin 402 lira olan asgari ücretin 2025 sonunda 22 bin 14 liraya çıktığını, aynı dönemde tüketici enflasyonunun ise yüzde 160’a ulaştığını belirtti. Bu durumu “enflasyon ücretleri silindir gibi ezdi” sözleriyle özetleyen Özatay, farklı hesaplama yöntemlerinde de ücretliler aleyhine tablonun değişmediğini vurguladı.
Enflasyonun düşürülememesinin iki temel nedeni olduğunu ifade eden Özatay, ilk olarak ekonomi programının yapısal eksikliklerine dikkat çekti. Sadece para politikasına dayalı, maliye politikasında ise yeterli disiplin sağlamayan bir programın başarılı olamayacağını savunan Özatay, yargı ve siyaset alanındaki gelişmelerin de programın güvenilirliğini zayıflattığını kaydetti.
İkinci neden olarak faiz politikasındaki gecikmeye işaret eden Özatay, programın ilk aylarında politika faizinin enflasyonun çok gerisinde kaldığını, 2023 ve 2024 boyunca yapılan faiz artışlarının enflasyonu yakalayamadığını belirtti. Swap işlemleri nedeniyle fiili faizlerin daha da düşük seyrettiğini söyleyen Özatay, döviz kurundaki gereksiz sıçramaların enflasyonu yukarı taşıdığını ve ekonomi programının ilk 10 ayının “kaybedilmiş zaman” olduğunu ifade etti.