Gündem

Bir Hemşireler Günü daha geldi geçti…

Kutlamalar yapıldı, çiçekler dağıtıldı, sosyal medyada teşekkür mesajları paylaşıldı. Ama hastane koridorlarında değişen pek bir şey olmadı. Çünkü hemşireler hâlâ tükenmişliğin, mobbingin, ağır iş yükünün ve adaletsizliğin içinde ayakta kalmaya çalışıyor.

Bugün birçok sağlık kurumunda üç hemşirenin yapması gereken işi tek bir hemşire yapmak zorunda bırakılıyor. Dinlenmeden, nefes alamadan, eksik personelle saatlerce çalışan hemşirelerden aynı zamanda güler yüz, sabır ve kusursuz hizmet bekleniyor. Ancak insanüstü bir çaba istenmesine rağmen verilen karşılık ne yazık ki yetersiz.

Düşük teşvik ücretleri, emeği karşılamayan nöbet ücretleri ve yıllardır çözülemeyen çalışma koşulları hemşireleri ekonomik ve psikolojik olarak yıpratıyor. Üstelik sadece yoğun iş yükü değil; baskı, değersiz hissettirme, yönetsel adaletsizlik ve mobbing de birçok hemşirenin günlük gerçeği hâline gelmiş durumda.

Konforsuz çalışma alanları, bitmek bilmeyen nöbetler, sürekli artan hasta yükü ve eksik personel politikaları sağlık sisteminin yükünü hemşirelerin omzuna bırakıyor. Oysa unutulmamalıdır ki; tükenen bir hemşire, tükenen bir sağlık sisteminin en açık göstergesidir.

Hemşireler alkış değil; insanca çalışma koşulları, adil ücret, güvenli ortam ve hak ettikleri saygıyı istiyor. Çünkü fedakârlığın da bir sınırı var. Ve artık hemşireler yalnızca ayakta kalmaya çalışıyor.