Gündem

112’nin Görevi Eve Hasta Taşımak Değil, Hayat Kurtarmaktır!

Acil vakayı bırakıp taburcu hastayı eve götüren 112 sistemi, artık sorgulanması gereken bir noktaya geldi.

personel sağlık- özel haber

112 Acil Sağlık ekipleri; olay yerinde ve hastaneye ulaşana kadar hastaya gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmak, hayat kurtarmak ve acil sağlık hizmetini en hızlı şekilde sunmak için görev yapıyor.

Ancak son dönemde 112’nin görev alanına, hastaneden taburcu edilen hastaların evlerine nakli de sistematik biçimde sokulmaya başlandı.

Geçmişte yalnızca zorunlu ve özel durumlarda başvurulan bu uygulama, bugün adeta rutin bir hizmete dönüştürülüyor.

MİLYONLUK AMBULANS, EĞİTİMLİ PERSONEL VE SONUÇ: EVE NAKİL!

Ortada ciddi bir kaynak israfı var.

Milyonlarca lira değerindeki ambulanslar, acil sağlık hizmeti vermek üzere yetiştirilmiş paramedik, ATT ve diğer sağlık personeli; acil olmayan taburcu hastaların evlerine götürülmesi için kullanılıyor.

Peki o ambulans başka bir hastanın hayatını kurtarması gereken anda nerede?

İşte asıl sorulması gereken soru bu.

Bir ambulans taburcu hastayı evine götürmekle meşgulken, birkaç kilometre ötede gerçek bir acil vakaya ulaşmak için başka bir ambulans aranıyor olabilir.

Dakikaların, hatta saniyelerin hayati önem taşıdığı 112 sisteminde bu risk göze alınabilir mi?

EN KOLAY YOL: GÖREVİ 112’YE YIKMAK

Asıl sorun yalnızca hasta naklinin yapılması değil.

Sorun, sağlık sistemindeki farklı birimlerin çözmesi gereken sorunların en kolay, en sessiz ve en zahmetsiz biçimde 112’nin üzerine bırakılmasıdır.

İl sağlık müdürleri, başkanlıklar ve hastane yönetimleri açısından bakıldığında mesele basit görünüyor:

Taburcu olan hastanın eve ulaşması gerekiyor.

Peki nasıl?

112 ambulansı gönderiliyor.

Çözüm üretmek yerine görev başka bir birime devrediliyor.

Oysa 112’nin üzerine yeni görevler yüklemeden önce şu soruların sorulması gerekiyor:

  • Bu hizmet gerçekten acil sağlık hizmeti kapsamında mı?

  • Ambulansın bu işte kullanılması doğru mu?

  • Aynı anda gerçek bir acil vakaya ihtiyaç doğarsa ne olacak?

  • Bu hizmet için ayrı bir nakil organizasyonu kurulamaz mı?

  • Hastanelerin taburcu hastaların ulaşımını çözebileceği başka modeller neden değerlendirilmiyor?

Bunların hiçbirini konuşmadan, “112 götürsün” demek yönetmek değildir.

GÜNÜ KURTARMAK, YARININ VAKASINI RİSKE ATMAKTIR

Sağlık yönetiminde günü kurtarmak kolaydır.

Bir sorunu başka bir birimin üzerine bırakırsınız, dosya kapanır.

Ancak 112 açısından dosya kapanmaz.

Çünkü 112 ekibi bir taburcu hastayı evine bırakırken sistemde başka bir acil vaka ortaya çıkabilir.

Ve o vakaya ulaşmada yaşanacak gecikmenin bedeli bazen bir insan hayatı olabilir.

Burada mesele 112 personelinin çalışmaktan kaçması değildir.

Tam tersine…

112 personeli zaten ülkenin en ağır ve en kritik sağlık hizmetlerinden birini yürütüyor.

Mesele, bu ekiplerin asli görevlerinden koparılmasıdır.

112’nin görevi, sağlık sisteminin ulaşım açığını kapatmak değildir.

112’nin görevi hayat kurtarmaktır.

YÖNETİCİLER ARTIK BU SORUNU GÖRMEZDEN GELMEMELİ

İl sağlık müdürleri, sağlık hizmetleri başkanları ve hastane yöneticileri artık bu konuya yalnızca “bir hastanın evine ulaştırılması” olarak bakmamalıdır.

Mesele bir hastanın evine nasıl gideceği değil; acil sağlık hizmetinin kapasitesinin nasıl korunacağıdır.

112 ambulansları her boş kaldığında kullanılacak bir servis aracı değildir.

112 personeli de sağlık sisteminin her çözülemeyen işini üstlenecek sınırsız bir insan kaynağı değildir.

Bu anlayış değişmelidir.

Acil sağlık hizmetleri, acil olmayan işlerin altında ezdirilmemelidir.

Çünkü bugün bir taburcu hastayı eve götüren ambulansın “boşta” olduğunu düşünebilirsiniz.

Ama yarın aynı ambulansa gerçekten hayat kurtarması gereken bir hasta ihtiyaç duyabilir.

O zaman sorulacak soru çok basit olacaktır:

“112 neden geç kaldı?”

İşte o sorunun cevabını vermek, bugün bu sistemi yönetenlerin sorumluluğundadır.