Yeni Şafak yazarından kamuda yaşanan torpil rahatsızlığı

Yeni Şafak yazarından kamuda yaşanan torpil rahatsızlığı

Prof. Dr. Hayrettin Karaman hoca Yeni Şafak Gazetesindeki köşesinde kamuda yaşanan torpil konusuna yer verdi. İşte o yazı.....

Yeni Şafak ailesinden “akrabamız” olan sevgili Ömer Lekesiz’in 12 Ağustos 2021 tarihli köşe yazısı “Milli Eğitim, Bakan Özer ve Beklentiler” başlığını taşıyordu. Siyasetçi-bürokrat-yüksek düzey yöneticiler-halk arasındaki ilişki ve bu ilişkinin şahısların menfaatine göre değil de milletin ve devletin menfaatine uygun olarak oluşup işlemesi, bunun engelleri… bakımından okunası bir yazı, ben okudum ve tavsiye de ediyorum.

Yeni Milli Eğitim Bakanımız Mahmut Özer isabetli bir seçim oldu; kendisini hem tebrik ediyor, hem de engelleri aşarak başarıya ulaşması için dua ediyorum.

Bu münasebetle dertlisi olduğumuz, onun da başına bela olacak “torpil” konusunda bir şeyler yazmak istedim.


Personel Sağlık Telegram grubumuza ücretsiz Abone ol, günlük haberler cebine gelsin. Tıkla


ONLİNE FORMA  ile KALİTE ve GÜVEN SİZLER İÇİN TAKIM  79 TL 

Dünya hayatına ait işlerde torpil manasını ve hükmünü ihtiva eden bir âyet meali ile başlayalım:

“Kim güzel bir şefaatte bulunursa ondan kendisi için bir nasip olur; kim de kötü bir işe aracılık ederse onun da buna denk bir payı olur. Allah her şeyi koruyup hakkını vermektedir” (Nisâ:4/85).

Bu âyeti, Kur’ân Yolu isimli tefsirimizde şöyle açıklamışız:

“Türkçe’de şefaat daha ziyade âhiretteki aracılık ve özellikle de Hz. Peygamber’in (s.a.), hem bütün insanlara (hesaba çekilmenin, yargılanmanın bir an önce başlaması, bekleme sıkıntısının son bulması için) hem de ümmetinin günahkârlarına (günahlarının bağışlanması için) Allah nezdinde yapacağı aracılık mânâsında kullanılır. Kur’ân’da ve Arapça’da ise şefaatin buna ek olarak daha geniş bir mânâsı vardır: İki kişi arasında görülecek bir iş, elde edilecek bir fayda veya önlenecek bir zarar konusunda üçüncü bir şahsın devreye girmesi, aracı olması, hatırını ve gücünü kullanarak sonuç elde etmeye teşebbüs etmesidir… Hemen her zaman toplum içinde aracılık faaliyeti sürdürülmüş ve aracılar bulunmuştur. Özellikle hukuk, adalet, ehliyet ve emanet duygusu ve şuurunun ve bunlara dayalı uygulamaların ikinci plana atıldığı; güçlü, hatırlı, yakın olanların -haklı veya haksız olarak- işi bitirdiği dönemlerde, bu mânâda toplum ahlâkının zaafa uğradığı zamanlarda şefaat (adam bulma, torpil kullanma) yaygın, normal, hatta zaruri hale gelmiştir. Âyet hem tarihî hem de evrensel olarak şefaat konusunda bir kural getirmektedir: Şefaat kötü, çirkin ve yasak değildir; ancak meşrû, hukuka ve ahlâka uygun olmalı, iyi, başkası aleyhine haksızlık doğurmayacak bir sonucun hâsıl olması için yardım mânâsı ve amacı taşımalıdır. Böyle olan şefaatin ecri vardır. Hâsıl olan iyilik ve ecirden şefaat sahibi (buna aracılık eden, hatırını ve imkânını kullanan) kimseler de nasip alırlar. Haksız bir talebin, kötü sonucun gerçekleşmesi için yapılan aracılık da yapana sorumluluk getirir; haksıza, zâlime, kötülük edene verilen cezanın benzeri bir ceza ona da verilir.”

Bir işin çözümü elinde, yetkisinde olan şahıslara baskı yapması ve hatırını kullanarak ricada bulunması için bunu yapabilecek kişiler devamlı başvuru mercii oluyorlar.

Başvuranlar namazında orucunda insanlar olsalar da torpil kullanarak elde edecekleri sonucun meşru, kendi hakları olup olmadığına aldırmıyorlar. Ortada bir menfaat var; bu, bir kimsenin belli bir işe alınması da olabilir, bir ihalenin kazanılması da olabilir; bu ve benzeri konularda aracılık isteyenler liyakat ve hakkaniyetle hiç ilgilenmiyorlar.

Kendilerine “O kişi o makama ehil değil, sırada ehil olanlar var ve bekliyorlar, atanma onların hakkı, o ihale, şartları kim taşıyorsa ona verilmelidir, sizin istediğiniz ‘şartları taşımayan, ihaleyi alması kamunun yararına olmayan’ bir menfaat talebi… dendiğinde, daha önce sevgi, saygı, hasret cümleleri döktürenler birden kararıyor ve değişmeyen “argümanını” heyecanla dile getiriyorlar: Ama herkes yapıyor, biz de sizi şey belledik geldik, gerekirse biz de size bir “iyilik” yaparız…

İşi yapacak olana nispetle üst veya güçlü durumda olanların tavrı ise baskıdan ibarettir; “ya yaparsın ya da biz sana yapacağımızı biliriz” noktasına kadar baskı haddini aşarak ilerler.

Haksız bir işin gerçekleşmesi, bir menfaatin elde edilmesi için aracılık eden ve maddi-manevi baskı uygulayanlar şunu bilmelidirler ki, kul hakkı yiyenleri, devleti/kamuyu zarara sokanları namaz, oruç, hac… kurtaramaz. Bu ibadetlerin kefaret olacağı günahlar, kul hakkı ve büyük günahlar değildir.

Allah Teâlâ dini, iman, ibadet, ahlak, bütünüyle hayat düzeninde kılavuz olsun diye göndermiştir.

“Bir mümin erkek veya bir mümin kadının, Allah ve resulü bir emir ve hüküm verdiklerinde artık işlerinde bundan başkasını seçme hakları olamaz. Allah’ın ve resulünün emrine itaat etmeyenler doğru yoldan açıkça sapmışlardır” (Ahzâb:33/36).

Sercan Yılmaz

banner43
YORUM EKLE
YORUMLAR
serdar
serdar - 2 ay Önce

Hastaneleride yaz özellikle şehir hastaneleri atamalarını,

SAYIN EDİTÖR 24 SAAT ÖNCEDE YORUM YAPTIM GÜN İÇİNDEDE HANİ NEREDE
SAYIN EDİTÖR 24 SAAT ÖNCEDE YORUM YAPTIM GÜN İÇİNDEDE HANİ NEREDE - 2 ay Önce

YORUMLARIMIZI SANSÜRLEMEYİN YAYINLAYIN.2351 VHKİ 8 YILDIR MADDİ MANEVİ KAYIPTA SİZ DEĞİL ALLAH RIZASI İÇİN YAYINLAYINDA MİLLET HAKİKATİ OKUSUN.ALLAH RIZASI İÇİN.

2351 VHKİ 8 YILDIR MAĞDUR SÖZLEŞMEYLE MÜDÜR ATANMA
2351 VHKİ 8 YILDIR MAĞDUR SÖZLEŞMEYLE MÜDÜR ATANMA - 2 ay Önce

2351 VHKİ SAĞLIKTA SINAV KAZANIP ATANMADI.8 YILDIR MAĞDUR EDİLDİ,MADDİ MANEVİ KAYIPTA OLAN BU İNSANLARA ZULM EDİLDİ.KIZILAYDAN SAĞLIĞA GEÇEN İŞÇİMİYDİLER MEMURMU BİLİNMEYENLERE VHKİ KADROSU VERİLDİ.YİNE İLK OKULLU İTFAİYE ERLERİNE VE MÜBAŞİRLERE SINAVSIZ SINIF ATLATILDI.TAŞERONA KADRO VERİLDİ.BİZLERDE YÜKSEK OKUL VE ÜNİVERSİTE MEZUNUYUZ EK GÖSTERGESİZ VE YAN ÖDEMESİZ SEMBOLİK 1/4 MAAŞ DERECESİ AMA EK GÖSTERGE YOK.BİZİM SUÇUMUZ SINAV KAZANMAK OLSUN YANDAŞLAR BELEŞ HİÇ BİR ÖLÇME DEĞERLENDİRMEYE TABİ TUTULMADAN MÜDÜR OLUP BİZLERE MOBİNG VE BASKI UYGULAYIP HAYATI ZEHİR ETSİNLER.SENDİKA ÇIKMIŞ HAK ARIYORMUŞ YAHU BİZİM HAKKIMIZI SİZ GASP ETTİNİZ.İNDALLAHTA DAVACIYIZ MAHKEME-İ KÜBRADA HAKKIMIZI ALACAĞIZ.YAŞASIN CEHENNEM ZALİMLER İÇİN.SINAV KAZANIP 8 YILDIR ATANMAYAN 2351 VHKİDEN BİRİ.8 YILLIK MADDİ MANEVİ HAKKIMIZ TESLİM EDİLMEDİKÇE HELALLEŞME OLMAYACAK.

EN BÜYÜK TORPİLİ MEMURSEN YAPIYOR ALLAH SORSUN BİZ SINAVLA KAZANDIĞIMIZ VHKİ KADROMUZU ALAMAZKEN YANDAŞLARI BELEŞ SINAVSIZ MÜDÜR ATANIYOR ALLAH SORSUN
EN BÜYÜK TORPİLİ MEMURSEN YAPIYOR ALLAH SORSUN BİZ SINAVLA KAZANDIĞIMIZ VHKİ KADROMUZU ALAMAZKEN YANDAŞLARI BELEŞ SINAVSIZ MÜDÜR ATANIYOR ALLAH SORSUN - 2 ay Önce

2351 VHKİ SAĞLIKTA SINAV KAZANIP ATANMADI.8 YILDIR MAĞDUR EDİLDİ,MADDİ MANEVİ KAYIPTA OLAN BU İNSANLARA ZULM EDİLDİ.KIZILAYDAN SAĞLIĞA GEÇEN İŞÇİMİYDİLER MEMURMU BİLİNMEYENLERE VHKİ KADROSU VERİLDİ.YİNE İLK OKULLU İTFAİYE ERLERİNE VE MÜBAŞİRLERE SINAVSIZ SINIF ATLATILDI.TAŞERONA KADRO VERİLDİ.BİZLERDE YÜKSEK OKUL VE ÜNİVERSİTE MEZUNUYUZ EK GÖSTERGESİZ VE YAN ÖDEMESİZ SEMBOLİK 1/4 MAAŞ DERECESİ AMA EK GÖSTERGE YOK.BİZİM SUÇUMUZ SINAV KAZAANMAK OLSUN YANDAŞLAR BELEŞ HİÇ BİR ÖLÇME DEĞERLENDİRMEYE TABİ TUTULMADAN MÜDÜR OLUP BİZLERE MOBİNG VE BASKI UYGULAYIP HAYATI ZEHİR ETSİNLER.SENDİKA ÇIKMIŞ HAK ARIYORMUŞ YAHU BİZİM HAKKIMIZI SİZ GASP ETTİNİZ.İNDALLAHTA DAVACIYIZ MAHKEME-İ KÜBRADA HAKKIMIZI ALACAĞIZ.YAŞASIN CEHENNEM ZALİMLER İÇİN.SINAV KAZANIP 8 YILDIR ATANMAYAN 2351 VHKİDEN BİRİ.

SIRADAKİ HABER