Doktorların vergilendirilmesinde kritik gelişme

Gelir Vergisi Kanunu hekimlik faaliyetini ilke olarak emeğe dayalı bir meslek olarak kabul etmekle birlikte icra biçimine göre farklı vergilendirme rejimlerine tabi tutmuştu

Doktorların vergilendirilmesinde kritik gelişme

Gelir İdaresi Başkanlığı doktorların vergi karşısındaki durumu ile ilgili olarak oldukça ayrıntılı bir Tebliğ Taslağı hazırladı. GİB internet sitesinde askıya alınan 293 Seri No.lu Gelir Vergisi Kanunu Tebliğ Taslağı;özellikle özel hastane ve sağlık ocaklarında ücretli olarak çalışan doktorlarla ilgili etkin bir vergilendirme yönünde;oldukça ayrıntılı, yaşanmışlıklara ve somut tespitlere dayalı son derece önemli gözlemler sunmaktadır. Bu Taslağın, tebliğ halini almasıyla birlikte özel hastane ve sağlık ocaklarının vergilendirilmesinde önemli bir aşamaya geçilecektir. Halihazırda özel hastane ve sağlık kuruluşlarında çalışan doktorların, ileride telafisi mümkün olmayan durumlar yaşamamak adına vergi durumlarını gözden geçirmelerinde büyük yarar olduğunu not olarak düşelim.

KAZANCIN TESPİT ŞEKLİ DOKTORUN VERGİ YÜKÜNÜ DEĞİŞTİRİR

Gelir Vergisi Kanunu hekimlik faaliyetini ilke olarak emeğe dayalı bir meslek olarak kabul etmekle birlikte icra biçimine göre farklı vergilendirme rejimlerine tabi tutmuştur. Kanuna göre doktorluk faaliyeti, bir işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak yürütüldüğü takdirde, elde edilen gelir ücrettir. Yasa, doktorluk mesleğinin bağımsız olarak icrasını ise serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirmiştir. Eğer devamlılık arz etmeyecek şekilde icra edilmişse arızi kazanç söz konusudur. İş, bir özel hastane veya sağlık kuruluşu işletmeciliğine dönüşmüşe, artık ticari bir faaliyet icra ediliyor demektir[1].

Hekimlik mesleğinin vergilendirilmesinde, bu hususlar son derece önemlidir. Zira faaliyetin girdiği gelir unsuruna göre; kazancın tespit usulü, vergisel ödevler, beyan biçimi ve ödeme şekli değiştiği gibi işlem maliyetleri ile vergi yükü de azalıp ya da artabilmektedir. Bu da, faaliyetin hangi gelir unsuruna göre vergilendirileceği hususunda vergi idaresi ile mükellef arasından çatışmalara neden olmakta, kimi zaman bu sorunlar yargı katlarında çözülmektedir. Zira vergi ilişkisinin taraflarından olan vergi dairesi daha fazla vergi alınmasını gerektiren vergilendirme rejiminde yanayken, mükellef tam tersine daha az vergi ödeyecek vergilendirme yöntemini tercih etmektedir.

VERGİ DAİRESİ HEKİMİN KAZANCINI ÜCRET OLARAK VERGİLENDİRMEK İSTER

Bu bağlamda hekimlik mesleğinin vergilendirilmesinde en ağır yük ücret gelirleri üzerindedir. Ücret gelirleri, gelir vergisi, sosyal güvenlik ve damga vergisi kesintilerine tabidir. Gelirin ücret olarak vergilendirildiği durumlarda, Vergi İdaresi tek yapıyla muhatap olmak ve alacağına kestirmeden ulaşmak gibi önemli avantajları da yakalamaktadır. Söz konusu özel hastane ve sağlık kurumu, ücreti alan da hekim olunca tutarını gizlemek mümkün olamamaktadır. İşveren ile doktor arasında herhangi bir sorun çıkması halinde ücretin düşük gösterilmesi vergi yükünü aşan büyük hak kayıplarına yol açabilir. İşte tüm bu nedenlerle vergi idaresi hekimin elde ettiği kazancı ücret olarak vergilendirilmeyi özellikle tercih etmektedir.

BİRİKİMLİ ÇALIŞMALARIN ÜRÜNÜ OLAN TESPİTLER

Tebliğ Taslağı incelendiğinde, özel hastane ve sağlık kuruluşlarının yoklama, vergi incelemesi gibi yöntemlerle çok iyi gözlemlendiği, birikimli çalışma ve analizlerin ürünü olarak hazırlandığı anlaşılmaktadır. Aşağıda sıralanan yorum gerektirmeyecek kadar açık olan hususların varlığı halinde hekimin sağladığı gelir ücret olarak vergilendirilecektir.

 -Hekimlerin faaliyetlerini hastaneye bizzat giderek gerçekleştirmeleri,

-Hekimlere hastanede çalışmaları için bir bölüm tahsis edilmesi,

-Tahsis edilen bölüm için hekimlerce ücret veya kira ödenmeden faaliyette bulunulması,

-Hastane yönetiminin onayı olmadan hekimlerce hasta kabul edilememesi,

-Hekimlerin hastane yönetiminin izni olmadan başka bir kuruluşta çalışamamaları,

-Hekimlerin hastane yönetiminin belirleyeceği yerlerde ve belirleyeceği çalışma saatleri içerisinde görevlerini sürdürmek zorunda olmaları,

-Hekimlerin izin süreleri ve izinlerini kullanacakları tarihlerin hastane yönetimince belirlenmesi,

-Hastane yönetiminin onayı olmadan hekimlerin mesleki seminer, kurs, kongre vb. etkinliklere katılamaması,

-Muayene, tanı ve tedavi için hekimlerin kendi adlarına ücret talep edememeleri,

-Hekimlerce verilen hizmet karşılığı olarak devamlılık arz edecek şekilde ödeme yapılması gibi hususların bulunması veya fiilen bu hususlara uygun faaliyet icra edilmesi.

Hekimlerce elde edilen gelirin nev’inin belirlenmesinde; hizmet sözleşmesi, konu ile ilgili inceleme, görüş ve öneri raporlarında yer alan tespitler, hekimlerin işe başlama bildirimi, yoklama fişi, varsa kira sözleşmesi gibi belgelerde yer alan bilgilerin söz konusu mevzuat düzenlemeleriyle birlikte değerlendirileceği anlaşılmaktadır. Durumları bu kriterlere uyduğu halde, gelirleri ücret değil de başka şekilde vergilendirilen doktorların vergi karşısındaki durumlarını düzeltmeleri gerekmektedir.

Taslak’ta şöyle bir çelişki de bulunmaktadır. Taslak’ta yapılan açıklamalar kapsamında yedi örnek olay verilmiştir. Verilen örneklerin tamamı 2016 yılı ile ilgili olduğu halde, Tebliğ Taslağında yapılan açıklamaların yayım tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Bu durumda olası tereddütlerin ortadan kaldırılması adına,bu düzenleme kapsamında belirlenen kıstasların geçmiş beş yıla dönük uygulanıp uygulanmayacağı hususunun Taslak, Tebliğ’e dönüştürüldüğünde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

[1]5510 sayılı Kanuna eklenen ek 10 uncu madde ile özel sağlık hizmeti sunucularında görev yapan hekimlerin sigortalılığının belirlenmesine açıklık getirildiği, bu hükümlerde hekimlerin elde ettikleri gelir yönünden GVK’da sayılan gelir unsurlarından hangisine gireceği konusunda düzenleme olmadığını belirtelim.

Yusuf İleri

Odatv.com

YORUM EKLE
YORUMLAR
pesss
pesss - 3 hafta Önce

YETERRRRRR BU NEDİR YA HEP DOKTOR HEP DOKTOR BAŞKA DEVLETİN ÇALIŞANIMI YOK NE YAPMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ O KADAR PARA VERDİNİZ DE NE OLDU DOYURABİLDİNİZMİ HALA VERMEYİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ VERİN VERİN BİZİMKİ FAZLA GELİYOR BİZDEN KESİN ZAVALLI DOYMAK BİLMEYEN HER ALDIKLARI PARAYI SON KURUŞUNA KADAR HAK EDEN ZATLARA VERİN YİNE DOYURAMAZSINIZ.YAZIKLAR OLSUN. BU KADAR HAK VERDİYİNİZ İÇİN TEPEMİZDEN İNMİYORLAR AH OSMAN DURMUŞ AHHHHH

Haksızlık bu
Haksızlık bu - 2 hafta Önce

Malum iş adamlarına holdinglere uygulanan vergi borçlarını silme uygulamalarından vazgecilmesin ama memurun işçinin maaşından peşin peşin vergi alınsın nerde bu adalet?????

Velesentum tedinli
Velesentum tedinli - 2 hafta Önce

Bir ak partili olarak beğenmediğim tek politikası sağlıkta doktorlara verilen yüksek meblaglardir biz petrol ülkesi değiliz sanayisi çok güçlü ülkede değiliz bur tarafta 2300 tl ile ay sonunu bırakın ayın ilk haftasını kredi ve kredi kartlarıyla döndürmeye sosyal yardımlarla ayakta durmaya çalışan insanlar varken diğer tarafta doktorlarimiza belli ücretin üstünde israrla neden ücret ödenmeye çalışılır performansa dayalı ek ödemede ki gibi gönül ister doktor 100 bin tl aylık alsın ama türkiyenin gerçekleri var umarım yakın bir zamanda bu anlaşılır doktorlara liyakat göre ücret ödenir örneğin uzman doktor performansla yerine göre 12 bin tl alırken acil uzmanları 30 bin tl alan var pratisyen aile hekimleri 12 bin tl alan var bu örnekte olduğu gibi liyakat ten ziyade performansa dayalı ek ödeme sistemi yüzünden doktorlarımız arasında maaş farkı var hepsi ne saygımız var Allah onları başımdan noksan etmesin ancak bu yanlışlık mmas sistemini düzenlemektedir üst düzey siyasi ve bürokratik işlemlerdır bizler vatandaş olarak yanlışa deginiriz ama bazı yanlış olanlarda gerçeğe ışık tutar oyle ah Osman Durmuş ile olmuyor hatirlarmisiniz trabzona bashekimi nasıl kamera önünde rencide etti doktorlarımız başımızın tacıdır bu kadar maaş yönünden ise bur genel cerrahlar bir aile hekimliğinde pratisyen aynı maasi almamali bunu deriz burda liyakat yok gibi

SIRADAKİ HABER