Türk Hemşireler Derneği (THD) İzmir Şube Başkanı Dr. Ebru Melek Benligül, Gerçekizmir'e açıklamalarda bulundu. Dünyayı etkisi altına alan ve Türkiye'de de 2020 yılının Mart ayından itibaren gündelik hayatı sekteye uğratan COVİD-19 pandemisi sürecinde mesleki olarak yaşanılan sıkıntıları anlatan Başkan Benligül, hemşirelerin beklentilerini de aktardı.

Koronavirüs salgınıyla mücadelede dünyanın her ülkesinde sağlık çalışanlarının ve hemşirelerin öneminin bir kez daha kavrandığı belirtilirken Benligül, konuya ilişkin çarpıcı açıklamalara imza attı.
Türkiye'deki vatandaşlar akşam saatlerinde balkonlarda sağlık personellerinin mücadelesini alkışlamasına değinen Benligül, yetkililere seslerini iletme noktasında ise sıkıntı yaşadıklarını ifade etti. Mesleki problemlerin çözümünü halka daha kaliteli hizmet sunmak için istediklerini vurgulayan Benligül net konuştu.



BALKONLARDA ALKIŞLANDIK AMA SESİMİZ YETERİNCE DUYULMADI!
Salgın sürecine dair açıklama yaparak sözlerine başlayan Benligül, "Biz yıllardır hemşirelik mesleğinin sağlık hizmetlerinin omurgası olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Hemşirelerin uzun süredir devam eden sorunlarını görünür kılmaya devam ediyorduk. Ancak COVİD-19 salgını sadece ülkemizde değil tüm dünyada hemşirelik mesleğinin ne kadar önemli, vazgeçilmez olduğunu, nitelikli hemşirelere kaliteli sağlık hizmeti için gereksinim olduğunu gösterdi. Hemşireler olmadan ülkelerin salgınlara karşı savaşı kazanamayacağını ortaya koyan bir süreç oldu. Tüm dünyada hemşireliğe verilen kıymetin ve hemşirelik mesleğine yapılan yatırımları gördüğümüz bir süreç oldu. Bu dönem farkındalığı arttırdı. Ancak bizim ülkemizde bakım kavramı ön plana çıktı. Bizlerin de dikkatini çekti. Halkımızın da hemşirelik mesleğine olan saygısı ve meslektaşlarımızın sağlık hizmeti içindeki öneminin anlaşıldığı bir süreç oldu. Tüm sağlık çalışanlarının balkonlarda alkışlandığı bir dönem oldu. Ama öte yandan bizim zaten devam eden sorunlarımızın da daha derinleştiği hatta mücadele etmemiz gereken yeni sorunlar oldu. Biz bu süreçte sorunlarımızı dile getirdiğimizde sesimizi duyurmaya çalıştık, birçok girişimde bulunduk. Türk Hemşireler Derneği, 12 farklı rapor hazırlayarak bakanlığa sundu. Kamuoyu açıklamaları oldu. Ancak sesimizin yeterince duyulmadığını söyleyebilirim" dedi.

HAFTADA 50 SAATİ BULAN MESAİLER VAR
Aylardır yoğun bir tempoyla çalıştıklarını söyleyen Benligül, "Özellikle pandemi yoğun bakımlarında uzun çalışma saatleriyle fazla mesai yaparak çalıştık. Belirlenmiş bazı standartlar var. Arkadaşlarımız, bu standartların çok üstünde hastaya bakarak hizmeti pandemi sürecinde devam ettirmeye çalıştılar. Bizim ısrarlı talebimize rağmen hala bir hemşirenin pandemi servisinde kaç hastaya bakım verebileceği ya da aralıksız kaç saat çalıştırılabileceği, haftada en fazla kaç saat mesai yapması gerektiği konusunda bir standart yok. Her hastanede farklı uygulamalar var. Özellikle kamu hastanelerinde, kapanan sonra tekrar açılan pandemi klinikleri, yoğun bakımlar gibi birimlerde bu hemşire insan gücü planlamasının nasıl yapılacağına yönelik bir modelin Sağlık Bakanlığı tarafından önerilmesini bekliyoruz. Bu konuda standart olsun istiyoruz. Çünkü bir hemşirenin nitelikli sağlık bakım hizmeti verebilmesi için belirli sayıda hastanın sorumluluğunu alması ve belli bir çalışma saatinde orada olacak olması, haftada çalışılacak maksimum saatin belirlenmesi gerekiyor. Biz bunların belirlenmesini ve denetlenmesini istiyoruz. Hemşire arkadaşlarımız 24 saat süreyle, haftada 48-50 saati bulan mesailerle çalışmaya devam ediyorlar" ifadelerini kullandı.

İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK GELİR BEKLENTİSİ İÇİNDEYİZ
Özlük haklarına ayrı bir parantez açan Benligül, "Bu kadar yoğun tempoda çalışarak aldığımız emeğimizin karşılığı ne yazık ki açlık sınırının biraz üzerinde olabiliyor. O kadar ciddi ekonomik problemler yaşıyoruz ki. Yoksulluk sınırının altı açlık sınırının biraz üstündeki maaşla çalışıyoruz. Hele ki ailede tek çalışan bireyse ailesinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekiyor. Bunca yoğunluğun üzerine bir de geçim sıkıntısıyla uğraşmak zorunda kalıyor. Hatta şunu yapan arkadaşlarımız var; fazla çalıştıkları saatler fazla mesai ücreti olarak alabildikleri için daha fazla gelir elde edebilmek, geçim sıkıntısını bir miktar olsun azaltabilmek için kendi yaşamlarını ve sağlıklarını tehlikeye atacak şekilde ayda 200 saate varan mesai alıyorlar. Bunları kendileri talep eder hale geldiler. Bu duruma da yöneticiler memnuniyetle karşılık veriyorlar. Bu noktada emeğimiz karşılığında aldığımız maaşın iyileştirilmesine yönelik beklentilerimiz bu süreçte ne yazık ki karşılık bulmadı. 3600 ek gösterge sözü vardı. Bunun en kısa sürede kabul edilerek maaşa yansıtılmasını bekledik. İnsanca yaşamaya yetecek düzeyde bir gelir beklentimiz var. Bunca sorun içinde bir de geçim sıkıntısıyla mücadele etmek zorunda kalmasak daha hastalarımıza odaklanır hale gelebilirdik" diye konuştu.

KAMUDAKİ ESNEK ÇALIŞMA KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMEDİK
Benligül, "Yakın zamanda yayınlanan bir genelgeyle 10-11-12 Mayıs tarihleri idari izinli sayılabiliecekti. Ancak bu tarihlerde çalışan hemşire arkadaşlarımıza bu idari izin ya da ek çalışma ücreti olarak maalesef yansımadı. Fazla mesai yapan arkadaşlarımızın bunun karşılığını almasını istiyoruz. Kamu kurum ve kuruluşlarında esnek mesai uygulaması yapıldı. 10:00-16:00 saatleri arasında çalışıldı. Ancak bizler, 08:00-17:00 çalışanlar bu kapsamda değerlendirilmedi. Ve yine günde 3 saat fazla çalıştık. Zaten pandemi sürecinde artan, yoğun bir tempo vardı. Biz bu fazla çalıştıklarımızın karşılığını alamadığımız bir süreç yaşadık. Bu, birçok arkadaşımızda adaletsizlik duygularını besleyen, kendilerini değerli hissetmelerinin önündeki en büyük engellerden bir tanesiydi. Çocuk bakım problemi yaşadılar. Aşılı oldukları halde tekrar tekrar enfekte olan arkadaşlarımız vardı. Pandemi klinikleri ve yoğun bakımlarda çalışan arkadaşlarımız enfekte olma endişesiyle yoğun tempo içinde çalışıyorlar. Sağlık çalışanlarının arasında depresyonların arttığını, tükenmişliğin arttığını ve artık bunların su yüzüne çıktığını görüyoruz" ifadelerini kullandı.

HALKTAN BEKLENTİMİZ; AŞILANMA!
"Bu süreç ne kadar devam edecek bilmiyoruz" diyen Benligül, "Şu an yükümüzün bir miktar azaldığını söylemek gerekiyor. Özellikle tam kapanma ve sonrası, aşılama programlarının hızlanmasıyla hasta sayımızda belirgin oranda bir azalma oldu. Bu noktada diğer beklentimiz de halktan. Şu anda ülkemizde uygulanan aşıların etkinliğinin kanıtlanmış olduğunu biliyoruz. Halkımızın aşılanma konusunda istekliliğinin artmasını ve aşılanmasını bekliyoruz. Sırası gelen ve kendilerinin aşı alabileceği duyurulan vatandaşlarımızdan bu yönde beklentimiz var" dedi.

HEMŞİRELER GÖREVLERİ OLMAYAN İŞLERİ DE YÜRÜTTÜLER
Sorunları detaylarıyla aktaran Benligül, "Hemşire arkadaşlarımız görevi olmayan işleri de yetersiz personel olduğu için yürütmek zorunda kaldılar. Hemşirelerin görev, yetki ve sorumluluk alanları dışında çalıştırılmaması, hemşirelerin, hemşirelik yasa ve yönetmelikleri doğrultusunda çalıştırılmasını ve bunun garanti altına alınmasını istiyoruz. Basına yansıyan çok sayıda şiddet olayı ne yazık ki bu süreçte de kesintisiz olarak devam etti. Çok örneğini yaşadık. Kurumlarda şiddete sıfır tolerans ilkesiyle bir takım önlemler alınmasıyla beraber bu konuda daha cezai yaptırıma yönelik, engelleyici bir takım önlemler alınmasını bekliyoruz" diye konuştu.

OKULLARA VETERİNER ÖĞRETİM ÜYESİ ATAMALARI YAPILIYOR
Benligül ayrıca, "Hemşirelerin 4b, 4c, 4a gibi kadrolarda çalıştırılıyorlar. Aynı işi yapan arkadaşımız farklı özlük haklarıyla, farklı bir ücretlendirmeyle çalışıyorlar. Bu farklı kadroların ortadan kaldırılmasını ve tüm meslektaşlarımızın 4a kapsamına alınmasını bekliyoruz. Eğitimde bir takım problemlerimiz devam ediyor. Hemşirelik okullarındaki öğretim üyesi kadrolarına hemşirelik alanı dışındaki, örneğin veteriner, biyolog, kimyager gibi hemşirelik alan dışı atamaları devam ediyor. Çok sayıda hemşirelik okulu açılıyor ama okulların altyapı eksikliklerini duyuyoruz ve mücadele etmeye çalışıyoruz. Hemşire açığı yıllardır devam ediyor. Bu sorun, pandemide yapılan atamalarla bir miktar giderilmeye çalışılsa da şu an hala 100 bin hemşire açığı var. Yoğun bakımlarda 40 bin hemşire açığı olduğunu iletiyor Yoğun Bakım Hemşire Derneği de... Atama bekleyen ve 100 bin hemşire arkadaşımız var. Yetişmiş insan gücümüz de var aslında. Onların sahaya kazandırılması bu noktada yorgunluklarımızın da azaltılması için önemli olacak" dedi.

VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞTIK!
Benligül, "Aktarmakta özen göstermeye çalışıyorum. Sanki sadece maddesel beklentiler varmış gibi. Ama ne yazık ki durumumuz bu. Keşke özlük haklarımızın hepsine sahip olabilsek. Bugün konuştuğumuz şeyler halkımızın hak ettiği bakımı sunabilmek daha farklı hangi alanlarda eğitimimizi arttırabiliriz, iyileştirmeler yapabiliriz diye keşke konuşsak. Kendi sorunlarımızı dile getirmeye çalışmaktan bu noktalara enerjimizi harcayamıyoruz. Bu süreçte her ne olursa olsun, çalışma koşullarımızda olumsuzluk da olsa, özlük haklarımız olmasa da bu haberi okuyacak halkımıza şunu dile getirmeliyim; onların hak ettiği yüksek kalitedeki hemşirelik hizmetini sunabilmek için biz var gücümüzle çalıştık. Hatta ailemizden çaldık, kendi sağlığımızdan olduk ama onların hizmetinde bir aksama olmaması için elimizden geleni yaptık. Bu, mesleğimizi nitelikli bir şekilde yapmak ve toplumumuza hak ettiği bakımı vermekte önümüzdeki engeller azalırsa bu noktada daha da kaliteli bir hizmete kavuşacaklarına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

Mehmet İŞLER /GERÇEKİZMİR 

Editör: TE Bilisim