“Cebeci Hastanesindeki Ölümde İhmal İddiaları Araştırılmadı”

“Cebeci Hastanesindeki Ölümde İhmal İddiaları Araştırılmadı”

Anayasa Mahkemesi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi’ndeki tıbbi ihmal ve ameliyat sonrası sağlık hizmetlerinin kusuru nedeniyle gerçekleşen ölümle ilgili, yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Avukat Murat Kemal Gündüz, annesi Yaşar Gündüz’ün kanser teşhisi konulduktan sonra ameliyat edilmesinin ardından hayatını kaybetmesinden sonra idare mahkemesinde dava açmıştı. Dava reddedilip bu karar onanınca da AYM’ye başvurmuştu.

Avukat Gündüz bianet’e yaptığı açıklamada, kanser teşhisi konulan annesinin aynı zamanda böbrek hastası olduğunu, ameliyatın yapıldığı hastanede yoğun bakım ünitesi bile olmadığını belirtti, “Hastanede ameliyat sonrası bakımın olmadığını, nefroloji bölümünün olmadığını duyunca kendilerinin de şaşırdığını” söyledi.

“Mahkeme ihmal iddialarını araştırmadı”

Anayasa Mahkemesi başvurusunda da annesinin ameliyatı sonrasında “yeterli tıbbi tedavi sağlanmadığı, uzman doktora ulaşılamadığı, ameliyat sonrası durumu kötüleştiği halde yetersiz olan ve yoğun bakım ünitesiyle neffoloji bölümü bulunmayan hastaneden yoğun bakım ünitesi olan daha donanımlı bir başka hastaneye sevk taleplerinin günlerce yerine getirilmediğini ve sevkte geç kalındığı için ölüme neden olunduğunu” ifade etmişti.

Gerekçeli kararını açıklayan AYM, İdare Mahkemesinin sadece Adli Tıp Kurumu raporuna dayanarak davayı reddettiğini ifade etti.

Kararda ayrıca, İdare Mahkemesinin, “ameliyat sonrasında ameliyatı yapan doktora dört beş gün süreyle ulaşılamadığı, hastaya uzman doktorlar tarafından değil pratisyen doktorlarca tedavi uygulandığı, hastanede nefroloji kliniği ile diyaliz cihazı bulunmadığı, dolayısıyla hastanenin tedavi bakımından yetersiz olduğu, buna rağmen sevkin gecikildiği” iddialarını da değerlendirmediğini belirtti:

“Mahkemece, Yaşar Gündüz’ün tedavisinde görev alan doktorların tespitine yönelik bir araştırma yapıldığı da tespit edilememiştir.”

AYM, “Yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında yürütülecek ceza soruşturmalarının yanı sıra hukuki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarında da makul derecede ivedilik ve özen şartının yerine getirilmesi gerekmektedir” dedi.

Bu sebeplerle AYM, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Ankara 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine hükmetti.

Ne olmuştu?

78 yaşındaki Yaşar Gündüz, kanser teşhisinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesinde 27 Ocak 2010’da ameliyat oldu, iki gün sonra da hayatını kaybetti.

Yakınları Ankara Üniversitesi Rektörlüğünde başvurarak ölüm olayı nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazmin edilmesini talep etti, talepleri reddedildi. Bunun üzerine Ankara 3. İdare Mahkemesine tazminat davası açtılar.

“Telefonla konsültasyonla uzaktan teşhis”

Dava dilekçesinde, Yaşar Gündüz’ün “ameliyat sırasında ve sonrasında yapılması gereken bakım ve tedavi hizmetlerinin gereği gibi yapılmamasından kaynaklanan ağır hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği” ifade edildi.

Dilekçede, “göğüs hastalıkları bölümünden uzman doktor çağrılmasına rağmen gelmediği, hastanın durumunun giderek kötüleşmesi üzerine de görevli personel tarafından başka binalarda bulunan göğüs hastalıkları ve nefroloji bölümlerinden ‘telefonla’ konsültasyon alınarak uzaktan teşhis konulmaya çalışıldığı” belirtildi.

“Tek tedavi hastanın sırtına vurulması oldu”

Dilekçede, hastanın tedavi edilmeyerek kendi kaderine bırakıldığı ifade edildi:

“Tüm bu yaşananlar sırasında hastaya gerekli tıbbi donanıma sahip uzman doktor bulunamamış ve hasta yetersiz pratisyen hekimlerin eline bırakılmıştır. Hafta sonu tatili boyunca da hasta kendi kaderine bırakılarak hiçbir teşhis konulamadığı gibi uygulanan tek tedavi yöntemi ciğerlerinde ödem olduğu gerekçesiyle sürekli olarak hastanın sırtına vurulması olmuştur.”

Defalarca hastanın başka hastaneye sevkinin istendiği, bunun gerçekleşmediği, ancak hasta baygın hale gelince İbni Sina Hastanesine sevk edildiği, burada da hayatını kaybettiği belirtildi.

Mahkeme, Adli Tıp raporuyla karar verdi

Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu ise konuya dair raporunda, hastanın, tümöre bağlı komplikasyonlar sonucu öldüğü, ameliyat öncesi ve sonrası dönemdeki takip ve tedavinin, uygulanan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, idareye ve sağlık personeline atfedilebilecek bir kusurun olmadığını yazdı.

İdare Mahkemesi de bu rapora dayanarak ve ek bir araştırma yapmaksızın davayı reddetti. Ret kararı, Danıştay 15. Dairesinin 24 Mart 2014 tarihli kararıyla onanınca Yaşar Gündüz’ün yakınları AYM’ye bireysel başvuru yaptı.

Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2020, 19:17

Ceren YILDIZ

banner42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER